Geri Dön
Kültür Sanat‘Şeytan’ yeniden iş başında!

‘Şeytan’ yeniden iş başında!

Yayımlandığı dönemde birçok tartışmaya neden olan “The Exorcist” (Şeytan) 50 yıl sonra yeniden beyazperdede olacak. Hâlâ tüm zamanların en rahatsız edici filmi olarak sinema tarihindeki yerini koruyan “The Exorcist”, bizi dehşet içinde yerlerimize çivilemek için geri geliyor...

‘Şeytan’ yeniden iş başında!

Efnan Atmaca - Unuttuğumuz kâbusa uyanmamıza az kaldı. Universal stüdyoları kült korku filmi The Exorcist”in (Şeytan) hikâyesini devam ettiren yeni bir üçlemenin hakları için 400 milyon dolar ödeyeceğini açıklayarak sinefilleri sevindirirken, film gösterime girdiğinde yaşananları hatırlayanları endişelendirdi. “The Exorcist” fırtınasının sonuçlarını hatırlatmadan önce yeni filmlerde, orijinal seride oynayan Ellen Burstyn’i Chris Macneil rolüyle yeniden göreceğimizi ve “Hamilton” filmiyle tanınan Leslie Odom Jr’ın da kızı şeytan tarafından ele geçirilen baba rolünde olacağını belirtelim. Yine aynı açıklamaya göre, serinin ilk filmi 2023’te gösterime girecek ve yönetmenliğini ise David Gordon Green üstlenecek. Hadi gelin yaklaşık 50 yıl geriye gidelim ve The Exorcist 1973’te ABD’de, 1974’te ise İngiltere’de vizyona girdiğinde yaşananları hatırlayalım...

‘Düşüklerden sorumlu’

Pek tabii o zamanlar internet yoktu, dolayısıyla şiddete bugünkü kadar alışık değildik. Dolayısıyla şeytan tarafından ele geçirilen Regan’ın merdivenlerden inerken kafasının 360 derece dönmesi seyirciyi dehşete düşürmüştü. Şeytanın ele geçirdiği ve rahipler tarafından kurtarılmak istenen 12 yaşındaki kızın yaşadıklarını anlatan filmin dahşet sahneleri bununla sınırlı değildi. Sinemaya filmi seyretmeye giden seyircilerin bir kısmı bayıldı, bir kısmı kustu, hatta fiziksel olarak yaralananlar bile oldu. Hatta film o dönem gerçekleşen düşüklerden ve kalp krizlerinden bile sorumlu tutuldu. Özellikle İngilizler 1970’lerin korku furyasının ardından gelen ve onları masum kabul ettiren bu filmden kurtulmaya çalıştılar, kim bilir belki onlar da lanetli olduğuna inanmışlardı. Yeri gelmişken filmin lanetli olduğuna dair deliller de yok değil!

Manevi destek programı

Onları yazmadan önce İngilizlerin, şeytanı kovmak için yaptıklarını bir hatırlatalım. İngiltere genelinde, yerel konseyler gösterimleri yasaklarken, rahipler daha İngiltere’de gösterilmeden önce ekranlardan tamamen silinmesi çağrısında bulundular. Muhafazakâr kampanyacı Mary Whitehouse da filmin yasaklanmasını istedi. Ancak bu başka bir sektör doğurdu, seyahat şirketleri gösterim yapılan sinemalara ‘Şeytan Çıkarıcı Otobüs Gezileri’ sunmaya başladı. Yine İngiltere’de filmin özellikle çocuklar üzerindeki potansiyel zarar verici etkisine karşı kampanya yürüten Hıristiyan bir grup, onu görmek için sıraya giren insanlara sinema sonrası manevi destek sunan broşürler dağıttı. Filmin reşit olmayan izleyicilere sunulmasından endişe eden İngiliz sansürcüler, video kopyalarını 1988’de geri çektiler. Kopyaların satış yasağı 1999’a kadar sürdü. Filmin yönetmeni William Friedkin, subliminal görüntüleri özel efekt olarak kullanmakla suçlandı, buna şekillendirilmiş yatak direkleri ve ele geçirilmiş çocuğun yatak odasında sıcaklık düşerken bir rahibin nefes bulutuna bindirilmiş bir kafatası da dahildi.

Kiliseye yıldırım düştü

ABD’de de bazı sinema salonlarının hasta torbaları dağıttığı ve tıbbi yardım sunduğu söylendi. Bir kadın filmi izlerken bayıldı ve çenesini kırdı. Yapım şirketine açıklanmayan bir meblağ için dava açtı. Roma’da ise  bir gösterim sırasında, sinemanın karşısındaki kiliseye yıldırım düştüğü açıklandı. Bu dehşet atmosferini yaratan “Exorcist” hâlâ tüm zamanların en rahatsız edici filmi olarak sinema tarihindeki yerini koruyor. Ve şimdi bizi dehşet içinde yerlerimize çivilemek için geri geliyor.

Gerçekten lanetli mi?

Filmin çekimleri sırasında yaşanan pek çok olay filmin “lanetli” olduğu yorumlarına yol açtı. Hatta yapım ekibinde de bu lanete inananların sayısı fazlaydı. William Peter Blatty’nin romanından uyarlanan filmde küçük kızı canlandıran Linda Blair’in performansı unutulmazlar arasında. Çekimler sırasında hem Linda Blair hem de Ellen Burstyn yaralandı. Filmin Amerika’daki çekimleri, New York ve Washinton D.C.’de gerçekleşti. Ancak New York’taki stüdyoda yangın çıktı. Bunun üzerine set Washinton D.C.’ye taşındı. Filmin oyuncularını ve prodüksiyonu kutsaması için sete düzenli olarak bir rahip getirildi.

Tuhaf olaylar

Film bittikten sonra tuhaf olaylar devam etti. Filmde radyolog asistanı olarak bir sahnede rol alan kişi, altı yıl sonra bir gazeteciye saldırdı. Suçunu itiraf etti ama polise neden yaptığını açıklayamadı. Başrol oyuncusu Linda Blair’in büyükbabası filmin ilk haftasında öldü. Regan’ı ele geçiren iblis tarafından öldürülen film yönetmenini canlandıran İrlandalı aktör Jack Macgowran da ölüm sahnesini tamamladıktan bir hafta sonra yaşamını yitirdi. İddialı polis Teğmen William Kinderman’ı canlandıran Lee J. Kobb, film İngiltere’de gösterime girdikten iki yıl sonra Şubat 1976’da 64 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetti. Filmdeki rahiplerden Peder Karras’ın annesini canlandıran Vasiliki Maliaros, film herhangi bir yerde gösterime çıkmadan önce Şubat 1973’te öldü.

‘Yaşanmış bir olaya dayanıyor’ iddiası

The Exorcist’in çekim sürecinde ve sonrasında yaşanan olaylar, tesadüf mü yoksa şeytanın parmağı işin içinde miydi bilinmez! Ama konunun Baltimore’lu 13 yaşındaki bir çocuğun başına gelenlerden yola çıkılarak yazıldığına dair iddialar bulunuyor. Roland Doe adlı bu çocuğun içinden 1940’ların sonunda şeytan çıkarıldığı rivayet ediliyor. Katolik Kilisesi yıllarca bu hikâyenin konuşulmasını yasaklamış ama yazar William Peter Blatty, filmin dayandığı 1971’deki “The Exorcist” kitabını yazmak için hikâye hakkında yeterince ayrıntı ortaya çıkarmış. Sonra da Roland’ı 12 yaşında bir kızla değiştirip çocuğun tavan boyunca sürünmesi ve kafasının tam daire dönmesi gibi unutulmaz dokunuşlar icat edilmiş.