Geri Dön

Siyahi sinemanın kritik dönemeçleri

Siyahi George Floyd’un beyaz bir Amerikalı polis tarafından sokakta acımasızca öldürülmesiyle başlayan protestolar ülkeyi baştan başa sardı. Milliyet Sanat’ın temmuz sayısında ABD’de siyahların sinemada verdikleri mücadelenin bir tarihçesine yer veriliyor.

Siyahi sinemanın kritik dönemeçleri
BURÇİN S. YALÇIN

Yakın zamanda Netflix’te “Nip/tuck”ın yaratıcısı Ryan Murphy’nin yeni dizisi “Hollywood” yayınlandı. Dizi 1950’lerde siyahi bir senaristin ve siyahi bir aktrisin sinema yapabilmek adına verdikleri mücadeleyi anlatıyordu. Murphy’nin birçok kurmaca öğe barındıran dizisinde bir zamanlar siyah bir adamın bir filmin senaryosunun altına imzasını yerleştirmesinin ne kadar zor, siyah bir aktrisin de bir filmin başrolünü üstlenmesinin ne kadar imkânsız olduğunu net bir şekilde görüyorduk. Bugün siyahların sinemadaki koşulları kuşkusuz o zamankine göre çok daha farklı ama yine de son dönemde #OscarsSoWhite rüzgarıyla bu konu yeniden masaya yatırıldı ve bu sefer de özellikle Oscar ödül törenlerinde siyahların haklarının es geçildiği yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.

Siyahların sinema yapma mücadelesinin kökeni neredeyse sinemanın doğduğu günlere kadar uzanıyor. Bu ay bu mücadelenin kritik yıllarına daha yakından bakmak istiyoruz…

1910

Şikagolu bir gazeteci ve basın danışmanı olan William D. Foster bir film şirketi kurdu. Şirketin adı Foster Photoplay Company idi. Bu, bir siyahın kurduğu ilk film şirketiydi. Ömrü ne yazık ki üç yıl sürdü ama yine de toplumda çığır açıcı bir etki bıraktı çünkü Foster’ın çektiği ‘slapstick’ komediler o dönemde siyahlarla ilgili negatif önyargı ve klişeleri tamamen tersyüz edecek nitelikteydi. Gelecekte siyahların kuracağı şirketlerin önünü açma işlevi gördü.

1913

Ünlü siyahi komedyen, vodvil yıldızı ve ses sanatçısı Bert Williams’ın “Lime Kiln Club Field Day” isimli filmi sinemalara geldi. Bu film bugün kopyası var olan, başrolünde siyahların yer aldığı en eski film kabul ediliyor. Yıllar sonra New York’taki Metropolitan Museum of Art’ın küratörleri tarafından müzenin arşivlerinde keşfedilip restore edildi ve öyle gün yüzü görebildi.

1916

Siyahi oyuncu Noble Johnson ve kardeşi George Perry Johnson yalnızca siyahların yürüttüğü ilk prodüksiyon şirketi Lincoln Motion Picture Company’yi kurdu. Özellikle Griffith’in ırkçı filmi “The Birth of a Nation”a cevap niteliğinde filmler çektiler. Bu şirketin de kapısına 1921’de kilit vuruldu.

1930

Kadın sinemacı Eloyce Gist ve kocası James Gist iki tane ses getiren film vizyona soktular: “Verdict: Not Guilty” ve “Hellbound Train”…

1940

“Rüzgar Gibi Geçti” gibi ırkçı öğeler barındıran bir filmdeki hizmetçi rolüyle Oscar kazanan Hattie McDaniel tarihe geçti. Ne var ki, Georgia eyaletinin yasaları yüzünden filmin galasına bile katılamamıştı!

1955

Müzikal film “Carmen Jones” ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday olmayı başaran siyahi aktris Dorothy Dandridge bu açıdan bir ilke imza atmış oldu.

1959

Siyahi aktris Juanita Moore’un oynadığı “Imitation of Life” gösterime girdi. Lana Turner’ın başrolde olduğu bu önemli klasikte Moore evin hizmetçisi Annie’yi canlandırıyordu. Buraya kadar farklı bir şey yok. Farklı olan, filmin hikayesinde hizmetçi karakterine biçilen zaman ve rolün uzunluğuydu.

Tony Curtis’le başrolleri paylaştığı Stanley Kramer başyapıtı “The Defiant Ones” ile Sidney Poitier, En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına aday olmayı başaran ilk siyahi aktör oldu.

1963

Aday olduktan dört yıl sonra Poitier bu sefer “Lilies of the Field” ile sonunda En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına uzanan ilk siyahi aktör ünvanını elde etmeyi başardı

1971

Melvin Van Peebles’ın kült başyapıtı “Sweet Sweetback’s Baadasssss Song” gösterime girdi. Kendi cebinden finanse edip başrolü de üstlendiği bu filmde Van Peebles, ırkçı polislerin elinden bir Kara Panter üyesini kurtardığı için kanundan kaçmaya başlayan bir erkek fahişeyi canlandırıyordu. Film o dönemde Blaxploitation adı verilen siyah istismar filmlerinin fitilini ateşledi.

1972

Billie Holiday biyografisi “Lady Sings The Blues” filminin senaristlerinden Suzanne De Passe, En İyi Özgün Senaryo Oscar’ına aday olan ilk siyahi oldu.

1989

Spike Lee’nin, Brooklyn sokaklarında ayaklanan siyahların hikayesini anlatan filmi “Do the Right Thing” gösterime girdi ve bugünkü olaylara dahi göndermede bulunacak denli öngörü sahibi bir başyapıt ortaya çıktı.

1992

“Boyz N The Hood” ile Oscar’a 24 yaşında aday olan John Singleton, sadece En İyi Yönetmen Oscar’ına aday olan ilk siyahi olmakla kalmadı, bu kategoride aday olan en genç kişi unvanını da ele geçirdi.

2002

“Monster’s Ball / Kesişen Yollar” ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına uzanan Halle Berry, bu başarıya ulaşan ilk siyahi aktris oldu.

2008

İlk kez siyahi bir süper kahramanı başrole yerleştiren “Hancock” gösterime girdi. Will Smith’in başrolde olduğu bu salaş kahraman bir çizgi roman uyarlaması değil, özgün bir senaryonun ürünü olmasıyla da dikkat çekiyordu.

2010

“Precious”ın yönetmeni Lee Daniels, filmi En İyi Film kategorisinde Oscar adaylığı elde eden ilk siyahi yönetmen oldu. O kazanamadıysa da, filmin senaristi Geoffrey Fletcher En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar’a uzanarak bu kategoride ödül kazanan ilk siyahi oldu.

2014

Lee Daniels’ın tarihe geçen adaylığından dört yıl sonra yönetmen Steve McQueen, En İyi Film Oscar’ına uzanan ilk siyahi yönetmen ve yapımcı olmayı başardı. Filmin adı “12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret”ti.

2018

Marvel’ın siyah süper kahramanı Black Panther solo filmiyle sinemalara geldi. 1,34 milyar dolar hasılatla Marvel Evreni’nin en çok gişe yapan solo kahraman filmi olmayı başardı.

Siyahi sinemanın kritik dönemeçleri

Yazının tamamını Milliyet Sanat’ın temmuz sayısında okuyabilirsiniz.

 

Magazin Haberleri Bülteni (11 Ağustos 2020)İşte magazin gündeminin öne çıkan başlıkları...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber