Geri Dön

Ve prenses kurbağayı öptü!

Walt Disney Animation Studios yeni çizgi filmi Prenses ve Kurbağa’da muhteşem bir hikaye anlatımı, sürükleyici karakterler, olağanüstü bir komedi ve akıllara kazınacak müzikler sunuyor.

Ve prenses kurbağayı öptü!

Prenses ve Kurbağa, muhteşem şehir New Orleans’de geçiyor. “Küçük Deniz Kızı” ve “Alaattin”in yaratıcıları, klasik bir masalı çok farklı bir şekilde ele alıyor. Filmde Tiana adında (Anika Noni Rose) güzel bir kız, insan olmak için çabalayan bir kurbağa prens, onları Louisiana’nın gizemli bataklıklarında komik bir maceraya sürükleyen bir öpücük var. “Prenses ve Kurbağa” herkesin övgüyle söz ettiği John Musker ve Ron Clements’in klasik el çizimi animasyona dönüş yaptığı bir film. Filmin müzikleri, Oscar ödüllü besteci Randy Newman’a ait.

Bir prensesin, yakışıklı bir prense dönüşen bir kurbağayı öpmesiyle birlikte gerçek aşkını bulduğu hikayeyi herkes biliyor. Bu hikayemizde kızımız yine bir kurbağayı öpüyor fakat sonuçlar çok farklı oluyor. Bunun peşinden mizah, heyecan, müzik ve duygu dolu bir macera başlıyor. Sonunda prens ile prenses arasında aşk bir yolunu bulup gelişiyor... ayrıca bir kurbağa, bir ateş böceği ve onun aşkı da filmde yer buluyor. En önemli ayrıntıların insanın içinde olduğunu izleyeceksiniz. Bu filmde Disney’in en yeni prensesi, harika bir hikaye ve stüdyonun “Güzel ve Çirkin”, “Aslan Kral” ve “Alaattin” gibi klasik müzikallere dönüşü var.

Prenses ve Kurbağa’nın seslendirme kadrosu, çok sayıda tanınmış isimden oluşuyor. Tony ödülü sahibi Anika Noni Rose (Caroline filmindeki rolü için Bir Müzikaldeki En İyi Kadın Oyuncu Performansı) Tiana rolünde. Uluslararası üne sahip yıldız Bruno Campos, Prens Naveen’i canlandırıyor. Emmy ödüllü Keith David, filmin büyüleyici kötü adamı Doktor Facilier rolünde. Romantik ateş böceği Ray’i ,se Emmy ödüllü Jim Cunnings seslendiriyor. Gizemli Mama Odie’ye sesini veren kişi Jenifer Lewis. Michael-Leon Wooley ise trompet çalan timsah Louis’e sesiyle hayat veriyor. Altın Küre ve Emmy sahibi John Goodman, güneyli beyefendi Big Daddy’nin sesi. Oscar’lı Terence Howard (Hustle & Flow) Tiana’nın babası James ve Oprah Winfrey (The Color Purple) annesi Eudora rolünde.

Prenses ve Kurbağa’nın sorumlu yapımcılığını Walt Disney Animation Studios’un kreatif bölüm sorumlusu John Lasseter (“Oyuncak Hikayesi,” “Bir Böceğin Yaşamı” filmlerinin yönetmeni) ve Ron Clements ile John Musker üstleniyor (“The Great Mouse Detective,” “Küçük Deniz Kızı,” “Alaattin,” “Herkül” ve “Define Gezegeni” gibi filmleri yapan ekip). Hikaye Clements & Musker ve Greg Erb & Jason Oremland’e ait. Yönetmenler, senaryo için Rob Edwards’la çalıştı. Don Hall, hikaye süpervizörü.

Oscarlı besteci Randy Newman (“Arabalar”, “Sevimli Canavarlar”, “Oyuncak Hikayesi”) caz, blues, gospel, Dixieland ve zydeco gibi tarzları da içeren çok çeşitli müzikler besteledi. Bunların arasında yedi yeni şarkı var. 3 kez Grammy kazanan Ne-Yo “Never Knew I Needed” şarkısını söylüyor.Walt Disney Pictures’ın sunduğu, “Prenses ve Kurbağa” Disney’den çıkan 49. çizgi film. Bu gelenek ilk olarak 75 yıl önce “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” ile başladı.

BOYA FIRÇANIZI VE DANS AYAKKABILARINIZ GETİRİN
Masaldan, Beyazperdeye—Disney Tarzı

Prenses ve Kurbağa, Walt Disney Animation Studios’un elle çizilen animsyona, klasik masal ve müzikal tarzına geri dönüşünü simgeliyor.
Sorumlu yapımcı John Lasseter, “Walt’tan, Walt Disney’i geleceğe götürme konusunda öğrendiğimiz bir şey varsa, o da geçmişin zenginliğini, hikaye anlatım tarzını, başarılı karakterleri, müzikal yanlarını alıp kullanmaktır. Bunlar elle çizilen yeni projemizin önemli unsurları.”

Yapımcılara göre, elle çizilen film, her zamanki kadar çarpıcı ve çekici. Bu yüzden bu sanatı geçmişe yönelik bir saygı çerçevesinde yeniden kullanma yoluna gittiler.Yönetmen Ron Clements “Her aşamada Disney tarzı çizgi masal filmlerinin mirasından yararlanabileceğimizi, bir taraftan da yeni ve ilginç yeni yollara başvurabileceğimizi gördük. Böylece daha önce yapılanları taklit etmek gibi bir şey yapmadık.”Bir zamanlar, geleneksel elle çizilen Disney çizgi filmleri, yeni teknolojilerin önünü açmış ve bu sanatın Walt Disney ile özdeşleştirilmesini sağlamıştı.

2006 yılında John Lasseter ve Ed Catmull, Walt Disney Animation Studios’un başına geçtiğinde, geleneksel Disney tarzı elle yapılan animasyonların bir değer kaybına uğramadığını gördüler. Bilgisayar destekli animasyon dalında öncü kabul edilmesine rağmen Lasseter’ın ilgisi sadece bu forma yönelik değildi. Disney’in icat ettiği, geliştirdiği ve bir sanat haline getirdiği geleneksel animasyon alanında kariyerine başlamıştı. Yeni çizgi filmler, en uygun animasyon tekniği göz önünde tutularak hazırlanıyordu.
“Elle çizim yeni Disney filmleri için ortaya fikirler atmamız istendi.” diyor yönetmen John Musker. “Özellikle Grimm Kardeşler’in Kurbağa Prens masalından esinlendik.”

“Klasik, Disney masal tarzı hikaye anlatımına dönüyoruz. Müzikallere dönüyoruz. Aynı zamanda elle çizimin sıcaklığına ve ihtişamına bir dönüş bu. Tüm bunlar, bana evime döndüğümü hissettiriyor..”
~ Peter Del Vecho, Yapımcı

Yapımcı Peter Del Veco, bu harika sanatın bir parçası olmaktan büyük bir zevk alıyor. “Bir animasyoncunun kağıt ve kalem alarak bir şeyler yaptığını izlemek çok tatmin edici. Filmi izlediğinizde, o karakalem çizgilerini unutuyorsunuz ve o karakterler beyazperdede can buluyor. Bunlar aklınızda yer ediyor, o karakterlerin her biri kendi hayatına kavuşmuş oluyor.”
Disney mirasının önemli unsurlarından biri de müzik. Kreatif ekip bu konuda yeni bir rota çizmek istedi. Clements ve Musker, filmi müzikal olarak ele aldı. Fakat Disney’in 1937’lerde öncülüğünü yaptığı ve 1980’lerde tekrar canlandırdığı Broadway tarzı bir müzikal olarak değil. Müziğin, zydeco, blues, gospel ve caz gibi belirgin Amerikan tarzı bir mozaik oluşturması öngörüldü.
Geleneklere geri dönüş, seyircilerin gerçek aşkın galip gelmeyeceğini görmelerine, herkesin sonsuza dek mutlu yaşadığı bir sonun olup olmayacağını görmelerine imkan tanıyor. Ayrıca sinemadan çıkarken, akıllarından çıkmayan bir melodi mırıldanıyor oluyorlar.

PRENSES VE KURBAĞA’DA KİM KİMDİR

Karakterler

TIANA (seslendiren Anika Noni Rose) kesinlikle sıradan bir masal prensesi değil. Hayallerinde, uzaklardaki krallıklar ya da bulutların üzerinde şatolar yok, sadece kişisel başarı ve iyi bir şirket var. “New Orleans’ın en nezih restoranını kurmak gibi bir hayali var.” diyor senarist Rob Edwards. “Bu, ona babasından kalma bir hayal.”
Tiana, çekici ve bağımsız bir Afrika kökenli Amerikalı kadın. Çalışkan ve ne istediğini bilen biri. Her şeyden önce sevecen ve sadık bir arkadaş ve merhamet dolu. Annesini çok seviyor ve babasının kalbinde ayrı bir yer var. Kolay olmayacağını bilse de, yeterince sıkı çalışırsa hedeflerine ulaşabileceğini biliyor.
Ancak hayatının amacının peşinde koşan Tiana, bu yolda yaşadıklarını yeterince takdir etmiyor. Bir an bile aklını işten alıp eğlenmiyor. Aşka vakti yok, erkekler konusunda kafa patlatıp vaktini boşa harcayacağı da yok. Hele hele kurbağaları öpmek ona çok uzak.
Disney’in Ariel (Küçük Deniz Kızı), Belle (Güzel ve Çirkin) ve Jasmine (Alaattin) gibi bayan kahramanlarının üzerinde çalışan animasyon süpervizörü Mark Henn, Tiana’yı çok çekici bulmuş. “Onunla özdeşleşmeniz ya da onu desteklemeniz daha kolay bence. Çizgi baş rol bayan karakterlerimiz aradan geçen zamanda çok değişti. Pamuk Prenses gibi zor durumdaki, başına bir şeyler gelen prenses karakterlerinden, kendi yollarını kendi çizen karakterlere geçtik. Çok kolay sevebileceğiniz ve sempati duyabileceğiniz bir karakter. Tiana’nın kendi istekleri ve kararları var, bunlar onu ilginç ve sempatik kılıyor.”
Edwards, yeğeninin, Tiana’yla tanışmak için can attığını söylüyor. “Ne zaman onunla konuşsam, ‘Lütfen bana prensesi anlat.” diyor. Filmi izlemesini dört gözle bekliyorum.”

New Orlans’ın çekici özellikleri Prens Naveen’i (seslendiren Bruno Campos) uzaklardaki Maldonya’daki krallığından bu şehre çekmiştir. Şımarık ve sorumsuz olmasına rağmen Naveen’in karşı konulamaz bir cazibesi ve etrafındakileri hayran bırakan bir yaşam sevinci vardır. Ayrıca Paul Whiteman, Jimmie Noone, Earl Hines, King Oliver, Jelly Roll Morton ve Louis Armstrong’un popülerleştirdiği Dixiland cazına karşı tutkuludur.
Naveen’den sorumlu animasyon süpervizörü Randy Haycock, Simba (“Aslan Kral”) ve Powhatan (“Pocahontas”) gibi klasik Disney karakterlerini çzimişti. “Disney’in geçmişten bugüne çok sayıda prensi oldu ancak daha önce bir kadın kahramanı etkilemeyi başaran bir prensimiz olmamıştı.” diyor Haycock. “Her zaman ilk bakışta aşk vardı. İlk kez kızla erkek tanıştığında, bir romantik-komedi tarzında olaylar yaşanıyor ve ilk başta birbirlerinden hoşlanmıyorlar.”
Herkes gibi Naveen’in kusurları, onun erdemlerinin bir parçası aslında. Kadın kahramanın da bir kusuru var, hayattan tat almayı bilmiyor. Nasıl eğleneceğini bilmiyor. “Naveen’in ona öğrettiği şey de bu.” diyor Haycock. “Ona arada biraz sakinleşmeyi ve hayatı olduğu gibi kabul etmesini öğretiyor. Biraz eğlen ve etrafındakilerle mutlu ol.”

DR. FACILIER (seslendiren Keith David) çok hain bir kötü adam, Prens Naveen ve Tiana’nın başına her türden iş açmaktan çekinmeyen biri. Büyüleriyle iş çeviren ve “öteki taraftaki dostlarıyla” bağlantılarını kullanarak istediğini elde eden, gizemli ve tehlikeli cazibesinden de yararlanan biri.
“O çok müzikal biri, tehditkar, uzun, sıska, ince. Çok şirin olabilir. Yakışıklı biri. Çok zarif. Bu tür özellikleri günümüz filmlerindeki kötü karakterlerde pek göremiyoruz.” diyor Dr. Facilier’nin animasyon süpervizörü Bruce Smith. “Bir animasyoncu olarak kötü rolü çizmek harikadır. Kötü adam, filmi sürükleyen ve her şeye heyecan katan kişidir. Neyse ki bu filmde elimde eşsiz ve harika bir kötü karakter var.”

MAMA ODIE (seslendiren Jenifer Lewis) Facilier’nin tam zıttı bir karakter. Bataklığın uçuk kaçık, 197 yaşındaki büyü Kraliçesi, Dr. Facilier’nin büyüsünü bozmaları için Tiana ve Naveen’e yardım eder. Hikayeye göre Mama Odie, bataklığın en ücra köşesinde yaşamaktadır. Eski bir karides teknesinde, dev bir ağacın üzerinde. Mama Odie ve yılan Juju büyü bozmakta ve muhtaç olanlara yardım etmektedirler.
Animasyon süpervizörü Andreas Deja, Disney’in çok sevilen Gaston (“Güzel ve Çirkin”), Jafar (“Alaaddin”), Herkül (“Herkül”), Scar (“Aslan Kral”) ve Lilo (“Lilo ve Stitch”) karakterleri üzerinde çalışmış bir isim. “Mama Odie’yi çok sevdiğimi hatırlıyorum.” diyor Deja. “Yılanı olan, uçuk kaçık, yaşlı ve kör bir kadın. Onun etrafındaki her şey çok sıradışıydı.
Mama Odie karakteri bir ölçüde, vefat eden New Orleans’li hikayeci Coleen Salley’den esinlenildi. Salley, birkaç resimli kitabın yazarı, New Orleans Üniversitesi’nde profesör ve çocuk edebiyatı ile uğraşan biriydi.

RAY (seslendiren Jim Cummings) rahat, geniş, kara sevdalı bir bataklık ateş böceğidir. Güneylilere özgü cazibeye sahip Ray, tüm zamanların en güzel ateş böceği “Evangeline”e tutkundur. Bu ulaşılmaz sevgisine olan bağlılığı, filmin önemli unsurlarından biri.
“Aslan Kral”da Timone, “Notrdam’ın Kamburu”nda Clopin gibi unutulmaz Disney karakterlerini çizmiş olan Mike Surrey, Ray’in kim olduğunu bilen biri olduğunu söylüyor. “O Romantik biri. O aynen Naveen ve Tiana gibi fakat kendisini ifade etmekte zorlanmıyor. İkisinin aynı salda olduğunu fakat söyleyemediklerini biliyor. Böyle bir karakteri sevmemek imkansız. O, aşkın birleştirici gücünün simgeleşmiş hali. Tüm bunları şapşal görünümlü bir ufaklık gösteriyor bize.”

LOUIS (seslendiren Michael-Leon Wooley) bataklıklarda dolaşan, caz tutkunu, trompet çalan bir timsahtır. Tiana ve Naveen’e yardımları, onların bataklıktaki maceralarına eğlence ve komedi eklemektedir. “Biraz sorunlu biri.” diyor Louis’nin animasyon süpervizörü Eric Goldberg. “Nevrozlarla dolu. Fakat bir yeteneği var, caz çalıyor. Caz çaldığı zaman tam kişiliğini buluyor.
“Filmde trompet çalan bir timsah var, bunu kim sevmez ki?” diyor senarist Rob Edwards.

BIG DADDY (seslendiren John Goodman) Eli La Bouff, pek çok kişinin “Big Daddy” olarak tanıdığı karakter, servet ve mevki sahibi güneyli bir beyefendidir. Küçük prensesi Charlotte’un istediği her şeye sahip olmasını ister, Charlotte’un prenses olabilmesi için bir Mardi Gras şenliği balosu bile düzenler.
Big Daddy, Amerikan edebiyatının “Cat on a Hot Tin Roof” ve “Hush, Hush Sweet Charlotte,” örneklerinde görebileceğimiz türden zengin ve güçlü baba figürüdür. Ancak o eserlerdeki karakterler, çocuklarını yok etmeye çalışıyordu, bu Big Daddy ise otorite kurmaya çalışmak yerine, kızına karşı sonsuz bir sevgiye sahiptir.

CHARLOTTE (seslendiren Jennifer Cody), Big Daddy’nin şımarık, talepkar ve uçarı kızı, 20. yüzyıl başındaki zengin kızlarını simgelemektedir. Ancak Charlotte tam anlamıyla bir şımarık kız örneği sayılmaz.
Big Daddy sarışın mavi gözlü kızına olan düşkünlüğünden dolayı ona her fırsatta elbiseler almakta, hayallerini gerçekleştirmektedir. Bu hayaller arasında bir prensle evlenmek ve tabii bu arada prenses olmak da vardır. Bunun için birkaç kurbağayı öpmesi gerekse bile. Charlotte, New Orleans’ın en nezih terzisinin kızı Tiana ile çocukluk arkadaşıdır. Tiana kurbağa öpmeye yanaşmayacak biridir ve ikisi ömür boyu arkadaş olur.

JAMES (seslendiren Terrence Howard) Tiana’ya ilham veren kişidir ve Tiana onun sevgisinin bir mirasıdır. Güçlü ve sevecen bir baba olan James, kızına kendi ahlakını aşılamış ve New Orleans’lıların en sevdiği şey olan yemek konusunda esin kaynağı olmuştur. James, Tiana’ya “Bak, yemek hayatın her kesiminden insanları bir araya getirir. Onların içini ısıtır ve gülümsemelerini sağlar. Günün birinde kendi restoranımı açtığımda insanlar yemeklerimden tatmak için kuyruk olacak.
“Bizim yemeklerimizi.” diye düzeltir onu Tiana.
Animasyon süpervizörü Ruben Aquino “O isteklerinin kaynağı ve bugünkü halinde olmasının nedenidir. Seyircilere bir ailede ne kadar büyük sevgi olabileceğini ve James’in Tiana’yı nasıl bu kadar sevebildiğini göstermeye çalıştım. O her zaman Tiana’nın kalbinde.”

EUDORA (seslendiren Oprah Winfrey) Tiana’nın hayatının merkezi ve ilham kaynağıdır. Tiana, annesini olmak istediği başarılı ve saygın iş kadınının örneği olarak görmektedir. Küçüklüğünde Tiana’nın en mutlu anları, annesiyle birlikte, Charlotte adındaki küçük ve zengin bir kızın evinde oyunlar oynarken geçmiştir. Tiana’nın babası James romantik bir kişiliğe sahiptir, Tiana’nın annesi ise son derece pratik düşüncelidir. Tiana’nın bağımsız bir kadın olarak ne kadar zorlanacağını önceden bilmektedir.
“Eudora’nın kendine has bir kişiliği var.” diyor animasyoncu Ruben Aquino. “O hem sevecen bir anne, hem de kariyer sahibi. Terzilik yapıyor ve iyi kötü geçiniyorlar. Fakat yaptığı işte çok iyi ve kızını seviyor. Onun iyiliğini istiyor.”

HİKAYE
Eski bir masalın yeni hali

“The Great Mouse Detective”, “Küçük Deniz Kızı”, “Alaattin”, “Herkül” ve “Define Gezegeni” gibi yapımlara imza atan Ron Clements ve John Musker’ın işbirliği yaptığı altıncı film “Prenses ve Kurbağa”. Bu animasyon ikilisi, güzel hikayesi ve komedi unsurları yüzünden bu projeye ilgi duymuşlar.

“John Lasseter bu fikre bayıldı.” diye hatırlıyor Musker. “New Orleans şehri, kültürel, tarihi, görsel ve büyülü ortamı yüzünden bize cazip geldi. Caz çağının, ayrı bir nostalji ve müzikallite katacağına karar verdik ve masallardaki tiplerle biraz oynamak istedik.”
“Prenses ve Kurbağa” tabii ki Grimm Kardeşler’in “Kurbağa Prens” masalından esinlendi. Ancak yapımcılar hikayeye kendi yorumlarını eklemek zorunda kaldı. Senarist Rob Edwards yazma sürecinin büyük bir işbirliği içinde geçtiğini söyledi. “Yazım aşamasının büyük bölümünde koridorları arşınladım ve storyboard çizerleri ile animasyoncular ve seslendirmeciler ile yönetmenelerle konuştum.” diyor. “İşin en kolay kısmı büroma gidip yazmaktı.”

Mississippi’nin yanıbaşındaki New Orleans, macera, aşk, müzik ve büyü ile parlayan bir şehir. Burada, 1920’lerdeki caz çağında, Fransız mahallesinin demir balkonları ve sokak aralarında, son derece sıradışı bir hikaye gelişiyor.
Tiana, çekici, bağımsız, çalışkan bir genç kadın. Aşk ve hayallere ayıracak vakti yok. Yemek yapmayı seviyor ve başarılı bir restoran işletmecisi olup babasının hayalini gerçekleştirmeyi planlıyor. Ancak çok çalışmasına ve kararlılığına rağmen, bazı engellerden dolayı Tiana hedeflerine ulaşamıyor.

Mississippi rıhtımında, başarılı bir Caz Fanatiği şehre ulaşır: uzaklardaki Maldonya’nın Prens Naveen’i. Biraz şımarık, sorumsuz ve biraz da üşengeç olan Naveen, yakışıklılığı ve cazibesi sayesinde bugünlere kadar gelebilmiş biri. Onun asil konumu, kara büyü yapan Dr. Facilier’nin ilgisini çeker. Naveen’in asil ayrıcalıklarını çalabilmek için yakışıklı prensi bir kurbağaya dönüştürür.
Naveen’in, insan haline dönebilmek için masaldaki çözümü kullanma girişimi, Tiana’nın da bir kurbağaya dönüşmesiyle sonuçlanır. Kurbağa çiftimiz peşlerinde kurbağa avcıları olduğu halde kendilerini Lousiana bataklıklarında bulur. Bataklıklarda 197 yaşındaki iyi büyücü Mama Odie’yi bulmaları gerekir.

Bu tehlikeli, tuhaf ve komik yolculuklarında onlara kara sevdalı ateş böceği Ray ve Louis adında caz tutkunu bir timsah yardım eder. Her ne kadar yolculukları tehlikelerle dolu olsa da, bu tuhaf ikili içlerindeki iyi yönleri açığa çıkartır, farklılıklarının üstesinden gelir ve hayallerin hiç beklenmedik şekilde gerçekleşebileceğini görür.

Sonuçta sevgi galip geliyor, ilk başta önemliymiş gibi görünen farklılıklar, bataklıklarda silinip gidiyor.
Edwards basit bir amacının olduğunu söylüyor. “Tanışan ve aşık olan iki insan hakkında dürüst bir hikaye anlatmak istiyordum. Bunu dostlarıma ve dostlarımın çocuklarına anlatmak istiyordum, bu kadar.”

Peki “Prenses ve Kurbağa” klasikler arasında yer alabilecek niteliklere sahip mi? “Klasiklerin nitelikleri ne?” diye soruyor Edwards. “İlginç karakterler, güçlü bakış açıları, hem çocuklar hem yetişkinler için yeterince ileri düzeyde mizah, güzel müzik. İnişli çıkışlı bir macera da olmalı. Gülmelisiniz, ağlamalısınız. Etkilenmelisiniz ve bence insanları etkiliyorsa, diğer her şey yerli yerindedir zaten.”

ANİMASYON VE OYUNCULUK
Klasik Karakter Animasyonu ve Seslendirme
Yeni Tür Karakterler Oluşturuyor

“Prenses ve Kurbağa” Disney’in oyuncu seçiminde Hollywood’un yıldızlarını kullandığı 49. çizgi film. Canlı çekimlerden farklı olarak Disney çigi filmlerinde her rol için iki sanatçı kullanılıyor, biri karakteri çizen, diğeri de seslendiren kişi.
Filmin baş rol kadın karakteri Tiana için yapımcılar Tony ödülü sahibi Anika Noni Rose’a teklif götürdü. Anika, hayatı boyunca böyle bir rol oynamayı hayal ediyordu.
“Bunun benim için gerçekleşen bir hayal olduğunu söyleyebilirim. Çocukluğumdan beri Disney için çalışmak istiyordum. Bunun bir prenses rolü olması gerekmiyordu. Pire bile olabilirdim. Bu proje için doğru anda buralarda olabildiğim için mutluyum. Bu bir onur ve büyük bir keyif.”
Tiana’nın kişiliğinin diğer yarısı animasyon süpervizörü Mark Henn ve onun Disney prensesleriyle ilgili düşünceleri fikirleri sadece akademik boyutta değil, aynı zamanda pratik kökenli. Daha önce Ariel, Belle, Jasmine, Pokahontas ve Mulan gibi baş rol karakterlerini çizmişti.
“Kendimi karakterlerin kişiliğine bürünen bir oyuncu olarak görüyorum. İster aslan, ister kadın, isterse bir fare olsun.” diyor Henn. „Karakterlerin hareketleri düzeyinde bir bütünsellik var. Bence özellikle baş rol kadın karaktelerde bu çok önemli.”
Prenses ve Kurbağa’daki prens, daha önce hiç görülmedik özelliklere sahip. Bu prens tek başına bir keşif yolculuğuna çıkmış durumda ve Naveen’i seslendirecek kişi olarak Bruno Campos seçildi. “Onun bazı sorunları var.” diyor Campos karakteri hakkında. “Çok gösterişli. Çok akıllı. Biraz şımarık ama film boyunca olgunlaşıyor.”
Prens Naveen ve Kurbağa Naveen’in çizeri Randy Haycock ve Campos’un sayesinde prens, tüm dünyada izleyicileri büyüleyecek kadar büyük bir karizmayla beyazperdeye çıkıyor. “Üniversitede, hatunlardan çok hoşlanan bir oda arkadaşım vardı.” diyor Hancock. “Onu seyrederdim çünkü kızlarla arası çok iyiydi ama benim değildi. Kızlara hep çok yakın durduğunu fark ettim. Kızlar oturuyorsa yanlarına oturuyor ve yanaşıyordu. Ayakta olduklarında ise dayanacak bir şey buluyordu. Naveen de hep elini bir yere dayıyor ya da bir yerlere dayanıyor. Bu onun kendine güvenini gösteriyor aslında. Çok kazma biri değil. Çok rahat biri çünkü kendisi hakkında güveni tam.”
“İşin tuhaf tarafı, insan olarak çok çekici ve baştan çıkarıcı görünüyor olmasına rağmen, onu bir kurbağaya dönüştürmek bile son derece komik. Onun karakterine farklı mizah katmanları ekliyor, özellikle de sersem görünümlü kurbağanın kendisini çapkın biri olarak görmesi.”
Disney çizgi filmlerinde, kötü adam hikayedeki hareketliliği sağlar. Herkes ondan kaçar ve kötü adamı zor duruma düşürmek ya da ortadan kaldırmak kahramanın görevidir.
Animasyon süpervizörü Bruce Smith, Dr. Facilier rolünün öneminden ürkmemeye çalışmış. “Bunu aklımın bir köşesinde tuttum çünkü diğer türlü üzerimde bir baskı oluşmasına izin veremezdim. Aynı zamanda benim burada olma nedenim de bu zaten. Bu tür bir baskı hissettiğinizde, durumun gerektirdiklerini yapabilecek bir konumdasınız demektir. Bunun benim içimde olduğunu biliyordum. Bir kötü adam karakterini farklı şekilde çizebilirim ve bu seyirci açısından hiç beklenmedik şekilde olabilir.”
Onun performansı, çok yönlü ve yetenekli aktör Keith David’in seslendirmesi sayesinde ayrı bir nitelik kazandı. Keith, sanki büyülenmiş gibi kendini bu karaktere kaptırmış. “Her zaman oynamak istediğim karakterlerden biri bir büyücü olan Fatih High John’du (halk kahramanı). Dr. Facilier onun gibi. O bir çeşit büyücü.”
Zaten deneyimli aktör, bu sanatı bir tür büyüye eş değer tutuyor. “Bu da işin büyüleyici yönlerinden biri. Ben animasyon sürecini büyülü bir şey olarak görmüşümdür. Farklı parçaları bir şekilde bir araya getirme işlemi.”
Louis’nin animasyoncusu Eric Goldberg, caz tutkunu timsahın başlangıçta onu biraz zorladığını söylüyor. “Normalde bir animasyonda kullanabileceğiniz türden özellikleri yoktu.” diyor Goldberg. “Tüyleri yok, saçı yok, üzerinde giysi yok. Sadece vücudu var, kasları, kemikleri, yağı. Onu mümkün olduğu kadar canlı ve gerçek gösterecek şekilde çizmeliydik.”
Goldberg, Louis konusunda ölçek konusu üzerinde kafa yorduğunu belirtiyor. “Ray’i de gruba kattığınız zaman bu daha da büyük bir sorun olarak ortaya çıkıyor. İki kurbağaya göre çok ufak, kurbağalar da Louis’ye göre çok ufaklar. Ancak perspektif sayesinde Louis’nin varlığı görülüyor. O büyük bir timsah, bu da karakterin komikliğine ve sıcaklığına katkıda bulunuyor.”
Aylar süren seçmelerin ve toplantıların ardından Louis’nin seslendirmesi için Michael-Leon Wooley seçildi. “Times Meydan’ında, başka seçmelere gidiyordum ve menajerim arayıp “Rolü kaptın.” dedi.” diye anlatıyor Wooley. “Resmen sokakta insanları durduruyordum, deli olduğumu sandılar. Ancak işi almak çok heyecan vericiydi. İlk kez stüdyoya girmek, ilk kez Louis karakterini görmek, ilk kez sesimi karakterle birlikte duymak, bunlar çok heyecan vericiydi. Tüm bu süreç benim ağzımı açık bıraktı.”
Buna karşın kara sevdalı ateş böceği Ray karakterini seslendiren Jim Cummings, seslendirme konusunda deneyimli. Daha önce Kral Louis, Yılan Kaa, Pete, Darkwing Duck, Bonkers, Fat Cat, Monterey Jack, Don Karnage, Ayı Winnie ve Tigger karakterlerini seslendirmiş.
“Ben çok şanslıydım, sektörde aldığım ilk iş Disney Channel’daki “Dumbo’s Circus”taydı. Kendimi Disney geleneğinin bir parçası hissediyorum. Bu gelenek, benim seyirciler arasında olduğum dönemden beri devam ediyor. Bu geleneği ve büyüyü birkaç nesildir taşıdığımı hissediyorum.”
Cummings’in seslendirme becerileri ve aynı zamanda karakterin çizeri Mike Surrey sayesinde ateş böceği Ray, neredeyse filmin odak noktası haline geliyor. “Ray üzerinde çalışmamı istediler.” diyor animasyoncu. “Ray’in kim olduğunu bile bilmiyordum. ‘Ateş böceği mi? Çok ufak.” diye düşünüyorsunuz. Fakat başından itibaren unutulmaz bir çalışma oldu.”
Cummings, ateş böceğinin ateşli bir hayranı. Onu canlandırmak için yaptıklarını da seviyor. “Bu gerçek bir onur. Bu tür şeyler benim bedava yaptığım ve sınıftan atılmama neden olan şeyler. Mutluyum kısacası.”
Senarist Rob Edwards, animasyoncu Andreas Deja’nın oyunculuğunun, gizemli büyücü Mama Odie’nin anlatımı konusunda kendisine nasıl ilham verdiğini hatırlıyor. “Bir arada Mama Odie’nin senaryoda yüzeysel kalması tehlikesi belirmişti. Andreas’ın çok iyi bir oyuncu olduğunu biliyorduk ve ona bir şeyler sunmamız gerekiyordu. Çok iyi bir aktör için senaryo yazmak gibi bir şeydi. Aynı şey animasyoncular için de geçerli. ‘Neler ortaya çıkaracağını görmek için can atıyorum!’ diye düşünürsünüz. İnsanı ateşler. Hiç bilmediğiniz sınırları zorlamanızı sağlar.”
Deja’nın çizerlik konusundaki ustalığının bir benzerini, ödüllü aktris Jennifer Lewis oyunculuk konusunda sergiliyor. “Hala çok şaşkınım. Size gerçeği söyleyeceğim. Bu sabah uyandığımda gözlerimi açar açmaz, ‘tarih’ diye düşündüm. Tarihe geçecek bir şeyin bir parçası olacağım. Disney çizgi filmlerinden biri için seslendirme yaptıysanız, bu çalışmanız sonsuza dek yaşayacaktır.”
“Mama Odie’yi seviyorum.” diye devam ediyor Lewis. “Çünkü o çok şeker biri. Kim olduğunu biliyor. Çok uzun zamandır yaşıyor ve herkese yardım ediyor. Mama Odie’de Jenifer Lewis’in pek çok özelliğini gördüm. Ben de çok yardımseverim.”
Broadway’in usta oyuncularından Jennifer Cody, Tiana’nın çocukluk arkadaşı Charlotte’u seslendirmesi için seçildi. “Charlotte heyecanlı ve kararlı bir küçük hanım.” diyor aktris. “İstediği her şey ona sunuluyor fakat en çok istediği şey bir prenses olmak. Bu konuda son derece kararlı.”
“Şrek, Müzikal”, “Güzel ve Çirkin”, “Seussical the Musical” ve “Cats” gibi müzikallerde oynayan Cody, Güneyli güzel rolü için son derece uygundu. “Bence insanlar Charlotte’un tiz sesini ve kıkırdamasını çok seveeck.” diyor Cody. “Charlotte heyecanını kontrol edememeye başladığında, düdüklü tencere gibi tiz bir şekilde konuşuyor. Bu son derece uygun çünkü zaten kaynama noktasına gelmiş oluyor o anda. Bence o Scarlet O’Hara ve Foghorn Leghorn’un bir karışımı, barut fıçısı gibi.”
Charlotte’u Nik Ranieri çizdi. Animasyoncu, Charlotte konusundaki esas zorluğun, onu inanılır kılmak ve ondaki kişiliği ortaya çıkarmak olduğunu söylüyor. “Ben her zaman canlı çekim filmlerin yapamayacağı şeyleri abartma ve zorlama taraftarıyım. Ve bunu gerçekliğe yakın hala getirmenin yolu, ikinci derece önemli olan her şeyin olabildiğince gerçeğe yakın çizmektir. Charlotte oradan oraya zıplıyor. Bunu inanılır kılmanın yolu, ikincil hareketlerden geçiyor, elbise, kolları, saçı. Bunlar sayesinde gerçeklik katılıyor çünkü kişiliğiyle ilgili şeyler değil.”
John Goodman, hem Disney’in hem de Pixar’ın filmlerinin tanındık isimlerinden (“The Emperor’s New Groove,” “Sevimli Canavarlar.”). Filmde güneyli aile babası, beyefendi Big Daddy’yi seslendiriyor. “Seyircilerin ne hissedeceğini asla bilemezsiniz.” diyor Goodman. “Fakat bu seferki rol sizleri farklı bir yere ve farklı bir zamana taşıyacak gibi.”
Duncan Marjoribanks, Big Daddy’den sorumlu animasyoncu. “Küçük Denizkızı”nda Yengeç Sebastian, “Home on the Range”de inek Bayan Calloway gibi karakterleri çizen Duncan, “Bu sefer bir insan karakter üzerinde çalışmak istediğimi belirttim. Big Dady tam istediğim tarz bir şeydi.” diyor.
Tiana’nın annesi ve babası da filmde çok önemli bir yer tutuyor. “Bence James ve Eudora gibi karakterler, hikayenin duygusal yönü açısından çok önemli.” diyor Ruben Aquino.
Oprah Winfrey, Tiana’nın sakin annesi Eudora’yı seslendirdi.
Oscar adayı oyuncu Terence Howard, Tiana’nın babası James’i canlandırıyor. İkisinin ortak tutkusu olan iyi yemekler, Tiana’nın hayallerini şekillendiriyor. Howard bu konuda “Arada bir masalların bir parçası olmak güzel. Çocukken büyük hayaller kurardım. Animasyon dünyasında çalışacağımı bilmiyordum fakat seslendirme yapmayı çok istiyordum. Yani bu aslında benim gerçekleşen hayalim gibi.”

4

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber