Geri Dön

"Yaşadığımız süreç doğanın da bizim de kendimizi bulma sürecimiz"

1 Eylül'de yayınladığı ve kızı Nil Rona ile düet yaptığı yeni şarkısı "Mavi" ile Gökhan Türkmen pandemi sürecindeki müzikal üretim ve paylaşımlarına devam ediyor. Kasım ayı içerisinde yeni albümünü de yayımlayacak olan Gökhan Türkmen ile Mavi şarkısının yanı sıra pandemi sürecini de konuştuk. Müzik dünyasının bu süreçte yaşadığı sorunları ve konserlere duyduğu özlemi ifade eden Gökhan Türkmen, ünlü Abbey Road Studios'ta kaydedilen ikinci plağın da müjdesini verdi.

"Yaşadığımız süreç doğanın da bizim de kendimizi bulma sürecimiz"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr

 

Öncelikle pandemi sürecindede günleriniz nasıl geçiyor? Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı bir devir yaşıyoruz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Aslına bakarsanız ben evcimen bir insanım. Ailemle sağlıklı ve güvende olduğumuz sürece ben her zaman memnunum hayatımdan. Bir de müziğimi yapabiliyorsam, paylaşabiliyorsam demeyin keyfime. Pademinin yaşamımızı kısıtlaması ve üzücü kayıpların olması herkes gibi beni de etkiliyor. Diğer yandan pandemi sürecini olabildiğince üreterek geçirmeye devam ediyorum. Onlarca online konserler vererek müzikseverlere bu zorlu durumda hayata birlikte kenetlenme çağrısı yaptık. Sanatımız bizim en değerli aracımız. Bunu da sağlamaya çabalıyorum. Kalabalık alanlardan uzak durarak hayattan kopmamaya ve çocuklarımızın yaşama dahil olmalarına elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Mavi'yi tam da doğum gününüzde yayımladınız. Mavi, bir babanın çocuğuna karşı hissettiklerinin bir yansıması mı? Kızınız Nil Rona da şarkıda size eşlik ediyor.
Mavi tam anlamıyla iki kız kardeşin birbirlerine olan sevgi ve bağlılığı anlatıyor. Ben ablamla bir arada iç içe büyüdüm. Bir kardeşin varlığının hayata neler kattığını bilirim ve bu paha biçilmez bir zenginlik. Mavi’de ise Nil Rona’nın kız kardeşi Leyla’adaya olan sevgisini dinliyoruz. Nil Rona’nın ağzından Leyla Ada’ya dökülen sözler. İki kızım da hem kardeş hem arkadaşlar birbirlerine o güzelliği aktarmaya vesile oldum diyebiliriz.
Nil Rona evde müzik çalınca kendi kendine sözler yaratan, melodilere uygun eşlik eden çok yaratıcı bir çocuk. Bu kadar keyifli bir çalışmada, içeriği ile bütünleşebilecek tek kişi kızımdı. 5 yaşında ilk stüdyo deneyimiyle hem biz eğlendik hem o eğlendi. Sonuçta ise son derece keyifli bir çalışma çıktı.


Yaşadığımız süreç doğanın da bizim de kendimizi bulma sürecimiz


Gökhan Türkmen'in müzikal yolculuğunu ben kişisel olarak durdurak bilmeyen bir yolculuk olarak nitelendirenlerdenim. Şimdi bu yolculuk Mavi ile bence başka bir boyuta ulaşmış durumda. Daha rock, daha ballad... Bu görüşe katılır mısınız?
Aslında parçalarımda aşina olduğumuz bir sound. Soft ve klasik rock tınılarının hakim olan şarkılarım var. Diğer yandan Mavi’yi farklı yapan içeriğinde baba-kız-kardeş-aile temasının yoğunluğu. Aynı zamanda iki kardeş arasında sevgi ve bağlılığı gitar ağırlıklı rock soundu ile naif bir romantizmle birleştirmiş olmamız.

 

Klibe de bi parantez açalım. Şarkıda kızlarınız da size eşlik ediyor. Klip yanılmıyorsam bir çınar ağacının altında geçiyor. Çınar ağacı baba figürü ile özdeşleştirilir çoğu zaman. Klibin de hikayesini sizden öğrenebilir miyiz?
Sevgili Bora Çifterler’in yönetmenliğinde çektiğimiz klipte dilediğimiz mesajı vermişiz, ne mutlu bize. Evet, ağaç doğaya köklenir yaşama kaynaktır. Nefes almamızın zenginliğini, doğanın bütünlüğünü ağaçlarla hissederiz. Gölgesiyle korur, kollar, güçlüdür. Kızlarım ve ben de hem o ağacın gölgesinde hayat buluyor, hem de bir babanın evlatlarına gölge, dayanak, güç olduğunu aktarıyor. Çocuklarınız sizin gölgenizde güvenle büyüyor. Tıpkı bir ağaç gibi.

Yaşadığımız süreç doğanın da bizim de kendimizi bulma sürecimiz

Mavi'den önce de bunun sinyallerini "Aşk" ile almıştık ama yine sormak istiyorum. Bundan sonraki süreçte yayınlayacağınız şarkıların soundu Mavi'ye yakın mı olacak?
Duygusal olarak evet; ama sound olarak biraz daha yumuşak bir sound diyebiliriz.. Genel olarak albüm daha Akustik bir Rock albümü tadında ve tarzında...

 

2019’da 11. Yılında Abbey Road Studios ile işbirliğinde ilk plağını yayımlamıştın. Şimdi ise yine 2019’un son aylarında başlayan ve bu yılın sonuna dek süren yeni bir albüm yolculuğun var. Abbey Road Studios hikayesini ve yeni albümle ilgili bilgi verebilir misin? Ne zaman kavuşacağız?
Uzun yıllardır plak çıkarmayı arzu ediyordum. Abbey Road Studios benim için ayrı bir değere ayrı bir öneme sahip. Plak ve Ben şirketinin sahibi Nejat bey ile bir vesile ile tanışmamızın ardından güzel bir işbirliğine başladık geçtiğimiz yıl. İlk plağımızı çıkardık, arşiv niteliğinde en sevilen parçalarımı derledik.
Şimdi ise 1 yıldır üzerinde çalıştığımız yeni albümü Kasım ayına hazırladık. Dört yeni şarkıyla birlikte 10 parçalık bir albümü müzikseverlere hem dijital platformlardan hem de yine Abbey Road Studios iş birliği ile plak formatında sunacağız. İçimize sinen, onlarca müzisyenin ve ekibimin emeğiyle çok güzel bir çalışma oldu. Az kaldı, Kasım’da birlikteyiz.

 

Can sıkıcı ve üzücü konu konserler. Bir müddet açıkhava konserleri gerçekleştirildi ama artan vakalarla birlikte yeniden yasaklar başladı. Bu süreçte neler yapmayı planlıyorsunuz?
Salgın, veba misali tüm dünyayı sardı. Her sektörü olduğu gibi sanat, müzik sektörünü de maalesef vurdu. Dilerdim yasaklarda daha çok tutarlılık olsaydı, dilerdim sanatçılar da önünü görebilseydi. Olamıyor ise bizim yapabileceğimiz tek şey, eldeki imkanlarla sanatın aracılığını konuşturmak. Pandemi sürecinin başından beri nasıl üretiyorsak, şimdi de üretmeye ve paylaşmaya devam edeceğiz.
Bir ruhumuz var beslenecek, bunu da sanatla yapmak ve bize iyi geleni insanlarla paylaşarak onları da iyi etmek. Önümüzdeki aylar neler verecek hep birlikte göreceğiz.

Yaşadığımız süreç doğanın da bizim de kendimizi bulma sürecimiz

Bazı müzisyenler online konser kavramına toptan karşı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Zamanı artık yakalamak güç. Ne kadar durma noktasına gelmiş gibi olsa da aslında çok hızlı akıyor. Bu süreçte hem yaşama ayak uydurmalısınız hem insanlığa ulaşmalısınız. Mart ayından beri nasıl online konserler vererek 350 binden fazla insanla birlikte saatlerce şarkılar söylediysek. Gecelere konuk olduysak, şarkılar çıkardıysak, biz yine üretmeye devam edeceğiz. Bu süreçte yine online konserler yaparız diye düşünüyorum. Çünkü bizim de sevenlerimizle böyle de olsa buluşmamız lazım. Bunu dediğim gibi zaman gösterecek.

 

Son olarak geleceğe dair iyimser misiniz?
İnsanın bir umudu vardır tutunduğu, bir de hayalleri. Tabii ki her şeyin düzene gireceğine, yeni normal ya da eski normal fark etmez ancak düzenli bir akışa gireceğimize inanıyorum. Yaşadığımız süreç dünyanın da doğanın da bizim de kendimizi bulma sürecimiz. Önemli olan hedeflerimizden, arzularımızdan, sevgimizden ve merhametimizden vazgeçmememiz. Dilerim canımızı acıtan kayıplar bir an önce son bulur ve biz yaslarımızın ardından yine yolumuzda sağlıkla yürümeye devam edebiliriz.

 

ihsan.dindar@milliyet.com.tr

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber