Geri Dön
Kültür SanatYaşama yaratıcılık katacak bir rehber: “Bir Ömür Yaratıcılık”

Yaşama yaratıcılık katacak bir rehber: “Bir Ömür Yaratıcılık”

“Aslında hepimiz dahi denilecek kadar yaratıcı olarak dünyaya geliyoruz.” diyen Öğrenme Tasarımcısı-Eğitmen Ömür Doğan’ın yaratıcılık ve yaratıcı düşünme üzerine kaleme aldığı “Bir Ömür Yaratıcılık-Yaratıcı Yaşam Rehberi”, sıradan dünyamızdan bahsedip okuyucusunu o sıradanlıktan çıkarmak için farklı bir bakış açısına davet ediyor. Sola Unitas Yayınevi tarafından yayımlanan ve 20 Mart’ta okuyucuları ile buluşan kitabın detaylarını ve hikayesini Ömür Doğan ile konuştuk.

Yaşama yaratıcılık katacak bir rehber: “Bir Ömür Yaratıcılık”

Bir Ömür Yaratıcılık” kitabınızda ne anlatıyorsunuz?

En temel olarak bizi sıradanlaştıran bir dünyada yaşadığımızı, oysa sıradanlığın dışına çıkmak gerektiğini ve sıradanlığın dışına çıkmak için yaşamımıza yaratıcılığı nasıl daha fazla katabileceğimizi anlatıyorum.

Her şeyden önce yaratıcılığın öğrenilebileceği benim temel iddialarımdan biri. Yaratıcılığı öğrenmek, aslında bir yeniden öğrenme, bir diğer deyişle zaten bildiğimiz bir şeyi hatırlamaya benziyor. Çünkü hepimiz aslında yaratıcı olarak dünyaya geliyoruz. Yapılan araştırmalar, 4-5 yaşındaki çocukların yüzde 98’inin dahi düzeyinde bir hayal gücü olduğunu ortaya koyuyor ve maalesef bu oran yetişkinlikte yüzde 2’lere kadar düşüyor. Çoğumuz için yaratıcılık zamanla köreliyor ya da köreltiliyor. Yani aslında yaratıcılık insani özümüzün bir parçası diyebiliriz.

Bence insanın yaratıcılığını yeniden kazanması bir kahramanın yolculuğu gibi. Star Wars serilerini ya da Yüzüklerin Efendisi’ni düşünün. Önce sıradan bir dünya vardır. Kahramanımız bu sıradan dünyada bir şeylerin yanlış olduğunu sezgisel olarak bilir ve bir davet alıp yolculuğa çıkar. Mutlaka her yolculuğun bir rehberi, bir akıl hocası vardır. Yolculuğun bir yerinde tereddüt eder, geri dönmek ister kahramanımız; ancak devam eder. Yol boyu düşmanlar ve müttefikler çıkar karşısına. Mücadele ile geçen yolculuğun sonunda mutlaka bir ödülle ya da iksir ile evine döner kahramanımız. Ama artık eski kişi değildir o…

Kitapta da günümüzün sıradan dünyasında yaratıcı olmayı sonu ödülle biten bir kahramanın yolculuğuna benzetiyorum. Bu yüzden kitap, sıradan dünyamızdan bahsedip okuyucusunu o sıradan dünyanın dışına çıkmak için yaratıcılığa çağırarak başlıyor. Ardından hem içsel hem toplumsal pek çok engelle karşılaşıyor, bu engellerin neler olduğunu anlatıyor ve bu engelleri nasıl ortadan kaldıracağımıza değiniyorum.  Bu yolculukta bize rehberlik edecek insanlık tarihinden pek çok müttefikimiz var. Yarattıklarıyla bize rehberlik eden yaratıcı insanların özelliklerini bilmek, onların özelliklerinden ilham almak mümkün ve kitapta bu özelliklerin neler olduğundan bahsediyorum. Böylece okuyucu daha yaratıcı olmak için hangi yatkınlıkların güçlendirilmesi gerektiğini görebiliyor.

Sonrasında daha yaratıcı olmak için bulunduğumuz ortamda ve zihinsel anlamda neler yapabileceğimizi anlatarak yaratıcı düşünme sürecinin nasıl işlediğini, nörobilimsel gelişmelerin ışığında beynimizde yaratıcılığın nasıl ortaya çıktığını anlatıyorum. Bunu bilmek yaratıcı fikirler üretmek için beynimizi daha etkin kullanmamızı sağlıyor. Yaratıcılığı hayata geçirip, insanın zihninin kendiliğinden işlettiği yaratıcı süreci tetiklemek için kullanılabilecek çok basit ve hemen kullanılabilen teknikler yaratıcılık yolculuğunun ödülleri. Bu basit teknikleri kullanarak yaratıcı fikirler için zihnimizi tetikleyebilir, yaratıcı fikir üretmeyi öğrenebiliriz.

Kitabın sonlarına doğru bu ödülleri yaşamın her alanına uygulamanız, bunları cebinize koyup sıradan dünyaya yeniden dönüp hem kendinizi hem de dünyayı değiştirmek için neler yapabileceğinizden bahsediyorum. Kitabın son bölümünde ise yaratıcı düşünmek ve bir ömür yaratıcılık için içimizdeki çocukla yeniden oyunlar oynayarak, yaratıcılık ile yeniden doğuş çağrısı yer alıyor.

Özetle kitabı okuyup bitiren okuyucu;

-Kendi yaratıcılığına dair daha fazla düşünebilecek,

-Yaşamına daha   yaratıcı bakabilecek,

-Daha yaratıcı olmak için neler yapabileceğini görecek,

-Çok kullanışlı ve basit yaratıcı düşünme teknikleri öğrenecek.

Bu kitabı okuyan herkes, eğer kitabı sadece okuyup geçmekle kalmaz, üzerine çalışırsa ve kendi yaşamıyla bağlar kurarak, öğrendiklerini yaşamına katarak ilerlerse kesinlikle bir ömür yaratıcı olacak…

Neden böyle bir kitap yazmak istediniz?

Yaşamımızdaki her şey insan yaratıcılığının eseri ve yaşamdan aldıklarımızla bu dünyaya yaratıcı bir katkıda bulunmalıyız. Bu benim bir ömürlük notlarımdan biri. Yaratıcılığı çoğaltabilirsek, çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakabiliriz. Kitabımı yazmaya eşim kızımıza hamileyken karar vermiştim. O dünyaya geldikten sonra da adım atıp yazmaya başladım.

Ufacık bir yaratıcı dokunuşun pek çok şeyi değiştirebildiğini pek çok kez deneyimledim. Eminim sizler de deneyimlemişsinizdir.  Bir ilişkide, bir üründe, bir sanat eserinde, zamanı yönetirken, çocuk yetiştirirken, işimizi yaparken… Kısacası yaşamın her alanında yaratıcı dokunuşları çoğaltmak, okuyanlara bir katkı sağlamak için yazdım bu kitabı. Yaşamımıza daha yaratıcı bakarsak, bu dokunuşları çoğaltarak daha güzel, daha yaşanılır, daha sürdürülebilir bir dünya kurabiliriz… Bu benim kızıma ve tüm çocuklara karşı sorumluluğum. Bu kitapla bu sorumluluğu yerine getirmek için bir adım atmış, insanlara yaşamlarına daha yaratıcı bakmaları için bir rehber sunmuş oldum.

Yaratıcılığımızın önündeki engelleri "gizli el" olarak tanımlıyorsunuz. Bu gizli el tam olarak nasıl çalışıyor ve yaratıcılığımızı etkiliyor?

Aslında adı “gizli el” ama istenirse hemen görülebiliyor. Yani gücü gizli olmasından gelmiyor, “el” olmasından, yaşamımızın her yanına dokunabilmesinden geliyor. Bu gizli el, çocukluktan, hatta bebeklikten itibaren, bireyin sosyalleşmesi sürecinde hissedilmeye başlıyor ve yaratıcılık engellerine dönüşüyor. Yaratıcılık engellerine kitapta detaylı bir şekilde değiniyorum ki bu engelleri bilip aşmaya ya da ortadan kaldırmaya çalışmak, yaratıcılığın önünü açıyor.

Çocukların toplumsal hayata hazırlanması çok önemli ve burada başta ebeveynler olmak üzere, tüm topluma büyük bir sorumluluk düşüyor. Bu süreç, çocukların yaratıcılığını ve hayal güçlerini yok etme pahasına olmamalı.

Var olan toplumsal yapıya uyan, o toplumsal yapı tarafından kabul edilmek için belirli bazı kalıplara giren kişi, zaman geçtikçe, o kalıplardan çıkmak istese de çıkamıyor. Toplumun sıradan bir üyesi haline dönüşüyor.  Bu hale gelmenin sonucunda ise kendini özgür hissedemediği için rahat davranamayan, yanlış yapmaktan, akranları tarafından alay edilmekten korkan, içsel özgürlüğünü kaybetmiş, toplumdan farklı davranmaya korkan bir birey ortaya çıkıyor.

Aslında o “gizli el” hepimizin eli. Çocukken bir oyun oynardık; “el el üstünde kimin eli var” şeklinde bir tekerlemesi vardı. Tıpkı bu tekerlemedeki gibi, bireyin yaratıcılığını yok etmek konusunda, aile, akrabalar, akranlar, okul, eğitim sistemi, iş hayatının yapısı, kısacası, bütün eller üst üste…

Yaratıcılığımızı açığa çıkarmak hayatımıza nasıl katkı sağlar?

İlk olarak problem çözme becerimizi artırır. Bildiğiniz gibi pek çok kaynak günümüzde ihtiyaç duyulan temel beceriler listesinin üst sıralarına mutlaka problem çözme becerisini koyar. İkincisi, belirsizliğin arttığı, uzlaşılabilir sonuçlara ulaşmanın zorlaştığı günümüz dünyasında, yaratıcılık ve deneyselcilik, belirsizlikle ve karmaşa ile baş etmemizi sağlar. Üçüncüsü, duygusal dayanıklılığın çok fazla konuşulduğu, önümüzdeki dönem ihtiyaç duyulacak en temel yetkinliklerden olduğu günümüz dünyasında, yaratıcı uğraşlar, yaşamla daha fazla bağ kurmamızı, kendimizi daha işlevsel hissetmemizi sağlar. Çünkü insan yaratıcılık ile yaşama katkı sunduğu oranda, anlam ve amaç buluyor. Bununla ilgili çok ilginç bir çalışma var; ABD’de, yaratıcı işlerle uğraşmaya teşvik edilen mahkumların, yeniden suç işleyip hapse girme oranında dikkate değer bir düşme yaşanıyor.

Dördüncüsü, günümüz iş hayatında, inovasyon yapamayan şirketler daha az yaşam şansı buluyor. Toplumda, eğitim sisteminde, iş hayatında yaratıcılığı ön plana çıkarmak, ülkelerin ve şirketlerin ayakta kalması için olmazsa olmaz. Çünkü yenilik yapamazsanız, yenilirsiniz…

Estetik algımızı güçlendirip daha yaşanılabilir ve sürdürülebilir bir dünya yaratmaktan, bireysel ilişkilerden aşk ilişkilerine, tüm ilişkileri güçlendirmeye kadar, daha pek çok şey sayılabilir .

Özetle yaratıcılık, bir de öğrenme ile birleşirse, insanın kendisinin daha iyi bir versiyonuna ulaşmasını sağlar diyebilirim.

Okuyucu bu kitapta kendi yaratıcılığını etkili kullanmanın yollarını bulabilecek mi?

Evet, hem de her satırında. Kitap boyunca, yaratıcı bir zihniyete geçmek için onlarca tavsiye sıralıyorum. Evinizde, çevrenizde, zihniyetinizde, kendinizde yapılabilecek düzenlemeler öneriyorum. Ancak kitapta yaratıcı düşünme ve fikir bulmada kullanabilecek yöntemlere ve yaratıcı düşünme tekniklerine özel bir bölüm de ayırdım. Bu bölümdeki teknikler, bir fikre ihtiyacınız olduğunda, yaratıcı bir çözüm aradığınızda, ürün geliştirirken, yazarken, çizerken, kısacası her ihtiyaç duyduğunuzda kullanabileceğiniz basit ve etkili yaratıcı düşünme teknikleri.

Yaratıcılığı açığa çıkarmak konusunda başka çalışmalar yapıyor musunuz?

Bu çalışmalar vesilesiyle geçtiğimiz aylarda, özellikle pek çok okuldan öğrenciler ile buluştum. Bu tür etkinlikleri çok önemsiyorum ve kurumsal hayattaki eğitimlerimden ve sunumlarımdan vakit buldukça katılıyorum. Ayrıca YouTube ve Instagram’da yaratıcılık ve öğrenmeyi öğrenme konusunda içerikler üretip paylaşıyorum.

Bunların yanında, kurumsal hayatta, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme üzerine eğitimler ve yaratıcı fikir bulma atölyeleri yapıyorum. Şu anda yazmakta olduğum, öğrenmeyi öğrenmeyle ilgili kitabımın ardından, yaratıcı düşünme tekniklerine daha fazla odaklanan bir kitap ve ebeveynlere dönük bir kitap yazma planım var.

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler