Geri Dön

Yayıncılığa kontrolsüz alternatif: Selfpublishing

Kitabını bastıracak yayınevi bulamayanların sıklıkla tercih ettiği kendi kitabını bastırma yöntemi (selfpublishing) Türkiye’de de bir trend haline geliyor. Editoryal süreçlerden geçmeyen bu kitaplar, yayıncılıkta kontrolsüz bir alternatif

Yayıncılığa kontrolsüz alternatif: Selfpublishing
Gizem Çetimen

Geçen haftalarda çocuklara yönelik sakıncalı ifadeler barındıran “Gül ve Düşün” ve “Yolsuz Dere” isimli kitaplar, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ‘muzır neşriyat’ ilan edildi ve poşet içerisinde satılmaya başladı. 18 yaşından küçüklere satılması yasaklanan bu kitapları basan Arı Sanat Yayınevi ve İkinci Adam Yayınları, kitapların editörlüğü kendilerinin üstlenmediklerini, yazarların bunu kendilerinin bastırdığını (“selfpublishing”) belirtmişti. Yapılan bu açıklamalar “selfpublishing” konusunu yeniden gündeme getirdi. Dünyada artış gösteren ve Türkiye’de de tercih edilen bu yöntemi yayıncılara ve yazarlara sorduk.

Hızla yaygınlaşıyor

“Selfpublishing”, geleneksel yayıncılıktan bağımsız olarak yazarın tüm masraflarını kendisinin karşıladığı ve doğrudan kitabını bastırdığı ya da internet üzerinden yayımladığı bir sistem. Dünyada çoğunlukla e-kitap şeklinde yaygın olan yöntem, The Guardian yazarı Alison Flood’a göre eskiden son çare olarak görülürken 2011 yılı itibarıyla hızla yaygınlaşan bir trend haline geldi. Bunun en önemli sebebi ise aralarında Kindle Direct Publishing, Google Books ve Lulu’nun da yer aldığı online kitap yayınlama şirketlerinin dijital platformlarda artık kendi başına kitap basmak isteyen yazarlar için yeni bir yol haline gelmesi. Peki yazarları nasıl bir süreç bekliyor? Örneğin kitabını yayımlamak isteyen yazar, e-kitabını ücretsiz olarak liste fiyatını da kendi belirleyerek Kindle Direct Publishing’e yüklüyor. Sonrasında bu kitap, 5 dakikadan az bir süre içinde yayımlanıyor ve 24 ile 48 saat içinde ise dünya çapındaki tüm Kindle mağazalarında görünüyor.

Talep yüksek

Türkiye’de bu sistem nasıl ilerliyor? Kendi kitabını bastırmak isteyenler için, belirli bir ücret ödeyerek bu hizmeti veren yayınevleri var. Bunlardanbiri olan Cinius Yayınları Editörü Zeynep Aytekin, Türkiye’de “selfpublishing”e talep olduğunu belirterek “Sadece bir yayınevi olarak 100’e yakın yeni kitap çıkartıyoruz. Özellikle tüm ‘selfpublishing’ kitap basan yayınevilerinin toplamını düşünürsek çok talep olduğunu söyleyebilirim” diyor. Aytekin, kitabını bastırmak isteyenlerin dosyalarını mail ya da kargo yoluyla yayınevine gönderdiklerini, ardından bu dosyanın yayınevi tarafından okunduğunu söylüyor. Eğer yazar talep ederse kitabın editoryal işlemden geçtiğini, sayfa ve kapak tasarımı yapıldığını ekliyor. Tüm bunlar yazar tarafından yapılmışsa kitap doğrudan baskıya gönderiliyor. Ardından da, yazarın seçtiği pakete göre, kitap internet sitelerine ve kitapçılara iletiliyor. Yazarın kitap satışlarından alacağı ücret de yine seçtiği pakete göre değişim gösteriyor. Cinius Yayınevi’nin “Premius Yayın Paketi”nde yazar, kitapevlerindeki, online internet sitelerindeki ve yayınevinin internet sitesindeki satışlardan toplamda yüzde 80 telif alıyor. Sadece online kitapçıları ve Cinius’un internet sitesini kapsayan “Ekopress Yayın Paketi”nde ise yazar toplamda yüzde 70 telif alıyor. Ayrıca son yıllarda kitaplar, e-kitap formatında da okurla buluşuyor. “Gece Gelen” adlı kitabını Sokak Kitapları Yayınları’ndan çıkaran Ayşe Baykan ise kendi deneyimini şu cümlelerle anlatıyor: “Kitabım editörlük, sayfa ve kapak tasarımı gibi süreçlerden geçti. Bu işlemlerler bittikten birkaç hafta sonrada basıldı. Bana 20-25 kitap gönderdiler. Kitaplarım tüm D&R’lara ulaşmamış olsa da insanlar yine de bu mağazalara gidip kitabımı alabildiler.”

Editöryal olarak gözden geçirilmemiş yayınlar

Bugün internete girdiğinizde ‘kitabınızı getirin hemen basalım’ diyen neredeyse onlarca firma var. Bazı firmaların internet sitelerinde editöryal ve tasarım hizmeti de verdikleri yazıyor. Sonrasında kitabı basıp yazara veriyorlar. Ama bunların çoğunluğunu kitapçılık sektöründe, ticari dolaşımda göremiyoruz. Türkiye’de yayıncılık sektörü açısından bakıldığında bugün de çocuk kitaplarıyla ilgili tartışılanlara baktığınızda bunların “yayıncılar” tarafından basılmış, ciddi yayınevleri tarafından editöryal olarak gözden geçirilmemiş ve yayına hazırlanmamış kitaplar olduğunu görüyoruz.

Kitapçı rafı görmesi imkansıza yakın

Uluslararası büyük yayınevlerinin bile günümüzde ilgi gören selfpublising kitaplarını kendi kataloglarında yayımlamaya başladığını görebiliyoruz. Bu işi ciddi bir para karşılığı yapan ve yazarların eserlerini ‘selfpublising’ sayılabilecek bir yöntemle yayımlayan ve internet üzerinden de satışa sunabilen “yayıncı”lar var. Ancak bu kitapların kitapçı rafı görebilmesi imkânsıza yakın.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber