Geri Dön
Milliyet ExecutiveAyna ayna, söyle bana

Ayna ayna, söyle bana

Türkiye kozmetik sektörü son dönemde marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Son iki yıldır pandemiye rağmen tüketici alışkanlıklarındaki değişiklikler kozmetiğe olan ilgiyi artırırken, sektörün son iki yıldır yüzde 20 seviyesinde büyüme gerçekleştirdiği belirtiliyor. Sektör aynı zamanda kadın girişimcileriyle de adından söz ettiriyor. Güzellik sektöründe faaliyet gösteren kadın girişimcilerin kuruluş hikâyelerini, yerli marka olarak yabancı markalarla nasıl rekabet ettiklerini kendilerinden dinledik...

Ayna ayna, söyle bana

AYLİN RANA AYDİN

Isparta gülünü dünyaya uzattı

Girişimci Gülşah Gürkan, gülsha markasıyla Isparta gülünü dünyada markalaştırmak için yola çıkmış. 1965 yılından bu yana dünyaca ünlü kozmetik markalarına gül özleri tedarik eden aile şirketinin üçüncü kuşak temsilcisi. “Kendimi bildim bileli gülün şifasına, bereketine ve zahmetli üretim sürecine şahit oldum” diyen Gürkan, katma değerli, bitmiş ürünler üretmek için 2011 yılında gülsha markasını kurmuş. Gürkan, sıfırdan kurduğu gülsha’yı global bilinirliliği olan prestijli bir cilt bakım markası haline getirme yolunda adımlar attığını anlatıyor.

4 tondan sadece 1 kilo!

‘Rosa damascena’ gülünden elde edilen gül yağının gülsha ürünlerinin içeriğini oluşturduğunu belirten Gürkan, “Isparta gülümüzden elde edilen gül esansiyel yağı en değerli, yüksek fiyatlı ve konsantre esansiyel yağlardan. Dört ton gülün damıtılması ile elde edilen bir kilo gül esansiyel yağı, o kadar gülün yaşam enerjisini içerdiğinden, 320 MHz ile dünyadaki en yüksek titreşime sahip esansiyel yağlardan” diyor. 2011 yılında satışlara ilk olarak Uzakdoğu’da başladıklarını aktaran Gürkan, Uzakdoğu’da rekabetin en yüksek olduğu pazarlarda bile ürünlerinin yeniden satın alınma oranının yüzde 50 seviyesinde olduğunu söylüyor. gülsha markalı cilt bakım ürünlerini dünyada 1000’i aşkın satış noktasında kadınlarla buluşturduklarını aktaran Gürkan, “Şu an ciromuzun yüzde 70’ini ihracatımız oluşturuyor. Başta Amerika, Çin ve Tayvan olmak üzere 10’dan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. En yakın giriş yapacağımız yeni pazarlar ise Kore ve Almanya” diyor.

Ayna ayna, söyle bana

Unutulan sır çiğdem

Cosmed, çiğdem çiçeği ile formüle edilmiş ürünleri sunan bir dermokozmetik markası. Markanın kurucusu ve CEO’su Deren Öztürk Mataracı, 2009 yılında ‘yerli ve kaliteli bakım ürünleri yapılabilir’ iddiasını kanıtlamak üzere yola çıktıklarını söylüyor.

Nasıl karar verdi?

16 yaşındayken bir Paris seyahatinde markasının öyküsünün başladığını belirten Mataracı, şöyle anlatıyor: “Sokaklarda dolaşırken bitki özleriyle kişiye özel kozmetik ürünleri hazırlayan bir aromaterapi dükkânına rastladım. Sahibi kozmetik aşığı Monique isminde bir kadındı ve onunla uzun bir sohbet imkânım oldu. Bitki özlerini karıştırarak yaptığı kozmetik ürünlerini incelerken bana suyun mucizevi gücünü anlattı. 25 yılını kimyanın içinde, su kimyasalları üzerine çalışmalarla geçirmiş, dünyadaki su otoritelerinden biri haline gelmiş bir babanın kızı olarak bu işi benden daha uygun yapabilecek birini düşünemediğini söyledi. O gün aklımda bir kozmetik markası yaratma fikri oluşmaya başladı ve İstanbul’a döndüğümde bu fikir biraz daha netleşti. Hedefimiz, uluslararası arenada gururla takip edilen bir Türk markası olmak.” 60 ürünleri olduğunu kaydeden Mataracı, “Üretici olduğumuz için her yıl ihtiyaca yönelik ürün çalışması yapıyoruz. Sektörümüze kattığımız en büyük farklılık kendi tarihimizde çokça kullanılmış, ama unutulmuş Osmanlı dönemi güzellik çiçeği çiğdemi günümüz kullanıcıları ile buluşturmak oldu. Ürünlerimiz 15 ülkede satılıyor. Hedef 25 ülkeye ulaşmak” diyor.

Ayna ayna, söyle bana

‘Yeşil güzellik’ akımı çok revaçta

Selen Kozmetik CEO’su Selen Yorgun Tavit, kişisel bakım odaklı marka yaratma fikriyle yola çıkmış. Türkiye’nin ardından Kanada’da eğitim alan Tavit, “Türkiye distribütörü olduğumuz markamızın firmasında staj imkânım oldu. Burada üretim alanlarını keşfedip, pazarlama ekipleri ile toplantılara katılma fırsatı buldum. Türkiye’ye geldiğimde saç bakım ürünlerinin klasik ambalajlarda ve tekdüze görünüme sahip olduğunu fark ettim. Sıkıcı ambalajlar yerine ruhu olan, kişisel bakım odaklı bir saç bakım markası yaratma fikri bu şekilde oluştu” diyor. Urban Care markasıyla kişisel bakımına özen gösteren şehirli kadınların yoğun yaşam içinde kullanabileceği pratik ve etkili, doğaya ve hayvana saygılı ürünler sunduklarını belirten Tavit, “Urban kelime anlamı olarak hareketli, sosyalliği içinde barındıran şehir hayatını tanımlar. Marka isminden yola çıkarak yeni nesil saç bakım ürünlerini içinde bulunduran, sosyal hayatın içinde şehirli kadınlara bitkisel ve vegan içerikler ile profesyonel saç bakımı sunuyoruz” diyor. Tavit şu anda Almanya, İngiltere, İspanya, Kuveyt ve Avustralya dahil olmak üzere 15’e yakın ülkeye ihracat yaptıklarını söylüyor. Son yılların en önemli konusunun ‘green beauty’ (yeşil güzellik) olduğunu söyleyen Tavit, “Yeni jenerasyonla birlikte üründen çok marka algısını ve kültürünü yansıtabilen, doğaya saygı ideolojisini benimseyen markaların ürünlerinin pazarda çok daha geniş yer aldığını gözlemliyoruz” diyor.