Geri Dön
Milliyet ExecutiveSandıktan çıkan tohumun peşinde

Sandıktan çıkan tohumun peşinde

“Sandıktan çıkan yerli tohumları hayata döndürüyoruz. Seyit domates, Gülpembe domates, Hançer biberi ve Diyarbakır karpuzu gibi birçok orijinal yerli tohum korumamız altında. Yerel tohumla yetiştirilen ürünler için yüzde 100 alım garantisi veriyoruz...”

Sandıktan çıkan tohumun peşinde

AYLİN RANA AYDİN

Yerli üretime ve kooperatiflere verdiği desteklerle öne çıkan Metro Türkiye sürdürülebilir tarımın tohumlarını da ekiyor... Yerel tohum kullanılarak yetiştirilen ürünlere yüzde 100 alım garantisi verdiklerini anlatan Metro Türkiye CEO’su Sinem Türüng’le şirketin sürdürülebilirlik hedeflerini ve gelecek planlarını konuştuk.

Dünyadaki hızlı gelişmeler şirketlerin planlama yapmasını zaman zaman güçleştiriyor. Bu yıl için ciro, istihdam, büyüme ve yatırım anlamında neler öngördünüz; yıl ortasına gelirken öngörüleriniz ne oranda gerçekleşti?

Türkiye’ye yatırım yapan ilk uluslararası perakendeci olarak 1990 yılından bu yana 21 ildeki 37 mağazamız ile hem ülke ekonomisine hem de sektörümüze Türkiye’deki 4.200 çalışanımız ile doğrudan 2 milyon, en kritik iş ortağımız olan otel ve restoranlar aracılığı ile dolaylı olarak 25 milyon tüketiciye hizmet veriyoruz. Bu yıl da odağımıza aldığımız sürdürülebilirlik, yerelleşme ve dijitalleşme çalışmalarımız ve yatırımlarımızla devam ediyor. Sürdürülebilirlik tarafında gıda atıkları ile mücadele için sektörel eğitimlerimiz başladı. Hem sürdürülebilir balıkçılık, hem de sağlıklı beslenme için hayata geçirdiğimiz ‘Yediği Önünde Yemediği Yarında’ projemiz kapsamında Metro Premium çipura ve levreklerimizi raflarımıza getirdik. Mağazalarımızda bitki bazlı, organik, vegan, glutensiz gibi alternatif beslenme yöntemlerine yönelik ürün talebinin son 6 ayda yüzde 30’a yakın arttığını gördük ve bu doğrultuda ürün çeşitliliğimizi de artırdık. Müşterilerimizin Coğrafi İşaretli ürün talebinin son 6 ayda yüzde 200’den fazla artmış olduğunu görmek de bizleri çok memnun eden bir diğer konu.

Kadın kooperatifleri

Kaç tedarikçiniz bulunuyor? Yerlilik oranı nedir? Üretici örgütleri ve kooperatiflerle iş birlikleriniz var mı? Size ne gibi faydalar sağlıyor?

Türk tarımının sürdürülebilirliğine verdiğimiz destekle kaybolma tehlikesi altındaki tohumları, dolayısıyla biyolojik çeşitliliği ve toprağı koruyoruz. Sandıktan çıkan yerli tohumları hayata döndürüyoruz. Seyit domates, Gülpembe domates, Hançer biberi ve Diyarbakır karpuzu gibi birçok orijinal yerli tohum korumamız altında bulunuyor. Yerel tohum kullanılarak yetiştirilen ürünler için yüzde 100 alım garantisi veriyoruz. Raflarımızda yer verdiğimiz meyve - sebze ürünlerinin yüzde 98’i Türkiye’de üretilen ürünlerden oluşuyor. Metro Türkiye’de tedarikçilerin yüzde 99’unu ise yerel tedarikçiler oluşturuyor ve 800’ün üzerinde üretici örgütü, kooperatif ile çalışıyoruz. Belirli bir bölgeye ait ürünleri kooperatiflerden alıyor, kooperatifleşmeyi teşvik ediyoruz. Diğer yandan üretim bölgelerindeki alımlarımızda da özellikle kadın kooperatiflerini de desteklemeye dikkat ediyoruz. Birbirinden farklı kategorilerde Kavacık Kadın Kooperatifi, Urla Kadın Kooperatifi, Bereketli Eller Kadın Kooperatifi, Moringa Antep Kadın Kooperatifi, Mersinden Kadın Kooperatifi, SS Güçlü Çukurova Kadın Girişimciler Kooperatifi gibi yaklaşık 40 kadın girişimci ve kooperatifle çalışıyoruz ve bu yıl çalıştığımız kadın kooperatifi sayısını artırmayı hedefliyoruz.

Sandıktan çıkan tohumun peşinde

Pandemi döneminde online alışveriş çok büyüdü. Sizin bu alandaki pozisyonunuz nedir? Kapıya teslim online alışverişi sizde de görecek miyiz?

Pandemi ile birlikte tüketici alışkanlıklarının değişmesi ile tüketicilerin online alışveriş tercihlerine kayacağı düşünülse de geçtiğimiz aylarda KONDA ile gerçekleştirdiğimiz Yeme İçme Araştırması’nda da her 10 kişiden 8’inin gıdayı gezerek, görerek ve seçerek almak istediğini gördük. Ancak bunu, salt konvansiyonel mağazacılık anlayışını sürdürmek olarak yorumlayamayız. Eğer tüketici mağazada gıdayı görerek seçmek istiyorsa o zaman yine mağaza içinde tüketici deneyimini geliştirmek, iyileştirmek gerekiyor. Bu yüzden biz fiziksel alışveriş deneyimi ile dijital dünyanın kolaylık ve hızını bir araya getiriyoruz ve ‘fijital mağazacılık’ anlayışı ile hareket ediyoruz. Tüketici tarafında mağaza içerisinde hızlı ve temassız alışveriş imkanı sunan Metro Fast çözümümüzü mağazalarımızda yaygınlaştırdık. Bu çözüm sayesinde müşterilerimiz kimseyle temas etmeden mağazaya girip cep telefonu ile ürünlerini okutup, sepetini saniyeler içerisinde doğrulatıp QR kod ile ödeme yaparak mağazadan ayrılabiliyor.

Sürdürülebilir restoranlar

Geçtiğimiz günlerde ‘Sürdürülebilir Restoran Kılavuzu’nu yayınladınız. Bu kılavuza neden ihtiyaç duydunuz?

‘Sürdürülebilir Restoran Kılavuzu’nu yeme - içme sektöründe sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaşmasının önündeki en büyük zorluğun bu konuda ortak ve standart bir tanımın, kriterin bulunmaması ve işletmelerin bu konuda farklı uygulamaları benimsemek durumunda kalması olduğu gerçeğinden yola çıkarak hazırladık. Kılavuzda sürdürülebilirliğin net bir tanımı yapılıyor, kriterleri ortaya konuluyor ve bu kriterlere ulaşmak için uygulaması kolay, pratik çözümler sunuluyor. Kılavuzumuzun ardından bir sonraki adımda da hem zincir, hem de butik restoranları sürdürülebilirlik konusunda cesaretlendirmek ve teşvik etmek amacıyla uluslararası sürdürülebilir restoran sertifikasyon sisteminin Türkiye’de kurulmasına liderlik etmek istiyoruz.

AB tescili için 5 ürüne destek

Metro Türkiye raflarında Coğrafi İşaretli kaç ürün yer alıyor? Bu konuya özel ilgi gösterdiğinizi biliyoruz. Yeni planlar var mı?

Raflarımızda sezonuna bağlı olarak yaklaşık 800’den fazla gıda ve gıda dışı Coğrafi İşaret tescilli ve aday ürünü sunarak bu ürünleri korumaya alıyor ve bu alandaki ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyoruz. Şu ana kadar ülkemiz adına 5 ürünün AB tescilli olmasında rol oynadık. Bu ürünler: Malatya kayısısı, Antep baklavası, Aydın inciri, Aydın kestanesi ve Taşköprü sarımsağı. Faaliyet gösterdiğimiz 10 ülkeye son üç yılda 12.500 ton Coğrafi İşaretli ve yerel ürün ihraç ederek yerel ürünlerin tanıtımında önemli rol oynadık. Mağazalarımızdaki ürünlerin yüzde 98 yerlilik oranı ile tüketicilerin yerel ürün talebini karşılıyoruz. 2023’e kadar mağazalarımızda Coğrafi İşaretli ürün sayısını her yıl yüzde 20 artıracağız.

‘Hayalimdeki işi yapıyorum’

Eğitim ve iş hayatınızın kilometre taşlarını paylaşır mısınız? İş hayatında başarı nasıl gelir?

1999’da Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldum ve o zamandan bu yana, yani tam 23 yıldır Metro bünyesinde çalışıyorum. Kariyerimin başlangıcında Metro Türkiye ile perakende dünyasına attığım adım en önemli dönüm noktam oldu. Metro Global’de Asya, Rusya ve Ukrayna Bölgesi Bütçe Planlama ve Raporlama Grup Müdürü, Metro Hırvatistan’a İdari İşler Grup Müdürü ve ardından Finans Direktörü olarak görev aldığım 10 yıllık uluslararası tecrübenin ardından 2014’te Metro Türkiye’ye CFO olarak geri döndüm ve 2018’de satış ve operasyonun başına geçtim. 1 Ekim 2020’den bu yana da Metro Türkiye CEO’su olarak görevimi sürdürüyorum. Metro Türkiye olarak biz sadece ürünlere raflarında yer veren bir şirket değil, Türk mutfağına ait zenginliklerin tüm dünyada hak ettiği yere gelmesi için emek veren bir aileyiz. Şu an tamamen hayalimdeki işi yapıyorum ve bundan da büyük mutluluk duyuyorum. İş hayatımdaki temel yaklaşımım: Dürüstlük ve samimiyet. Gençlere kendilerini sürekli geliştirmelerini, yenilikleri takip etmelerini, öğrenmeye açık ve otantik olmalarını öneriyorum.

Gıda israfına engel oluyor

Metro Türkiye olarak gıda israfına karşı çalışmalar yapıyorsunuz. Bu konuda ana başlıklarıyla bilgi verir misiniz?

Gıda israfına engel olmak, gıda atıklarıyla mücadele etmek bizim sürdürülebilirlik anlayışımızın temellerinden birini oluşturuyor. Mücadelemizin ilk ayağını kendi operasyonlarımızda gıda atığını azaltan projeler oluşturuyor. Kendi operasyonlarımızda gıda atıklarının önüne geçmek amacıyla yaptığımız çalışmalarla 2021 yılında 1.000 tondan fazla gıdayı gıda bankaları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık, yaklaşık 900 ton gıdayı hayvan barınaklarına bağışladık, 110 ton ürünü yeniden satış ile değerlendirdik ve 35 ton gıda atığını ise kompostladık. Gıda atıklarıyla mücadelemizin ikinci ayağında tedarikçilerimizi bu girişimlerimize dâhil etmeye odaklanıyoruz. Bu amaçla Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) tarafından yürütülen 10x20x30 Gıda Kayıp ve Atıkları ile Mücadele Girişimi’ne katıldık. Bu girişimle 21 tedarikçimizle birlikte 2030’a kadar atık ve kayıpları yüzde 50 azaltma sözü veriyoruz. Mücadelemizin üçüncü ayağında ise yeme içme sektöründeki müşterilerimizde atığı azaltmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Son olarak da mücadelemiz saha çalışmaları ile devam ediyor. Öncelikli grubumuzda yer alan Divan ve Akkomarka ile gıda israfını önlemek ve atıksız mutfak yaklaşımını güçlendirmek için çalışıyoruz.