Geri Dön

“Olimpiyat mayomu asıp sürekli ona bakıyordum”

Türk cimnastik tarihinin Artistik Cimnastik Kadınlar Avrupa Şampiyonası seviyesinde büyüklerde ilk madalyasını kazandıran Göksu Üçtaş Şanlı, “Kızım doğduktan sonra yarışmaları izliyor, olimpiyat mayomu asıp sürekli ona bakıyordum” diyor

“Olimpiyat  mayomu asıp sürekli ona bakıyordum”
Seyhan Akıncı / seyhan.akinci@milliyet.com.tr

Onlar korona günlerini hepimiz adına umutla hatırlatacak isimler. Madalya aldıkları an haberdar oluyoruz çoğunlukla, oysa o madalyaya kadar emek ve alın teri ile örülmüş bir merdivenin üzerinden bakıyorlar bizlere gurur ve mutlulukla. Son olarak adını bize ezberleten ve cimnastikte neler oluyor diye baktıran Göksu Üçtaş Şanlı oldu. Şanlı, Artistik Cimnastik Kadınlar Avrupa Şampiyonası Alet Finalleri’nde, yer aletinde gümüş madalyanın sahibi oldu. Bu madalya şampiyona tarihimizdeki ilk büyükler madalyası olarak da bambaşka bir anlam ifade ediyor. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda ülkemizi artistik cimnastikte temsil eden ilk sporcu da olan Şanlı’nınki etkileyici bir geri dönüş hikayesi aynı zamanda. Biz de sakatlık nedeniyle sonlandırmak zorunda kaldığı kariyerine anne olduktan sonra dönen Göksu Üçtaş Şanlı ile kızı Lina’nın da eşlik ettiği antrenmanda buluştuk ve bu geri dönüşü konuştuk.

Sizinki bir geri dönüş hikayesi esasında, emeklilik kararının ardından cimnastiğe dönmeye nasıl karar verdiniz?

2012 Olimpiyat Oyunları’ndan sonra cimnastiği bırakma kararı almıştım. Bu bir zirve bırakışı değildi. Zihinsel ve bedensel yorgunluk diyelim. Sporu bıraktıktan sonra beden eğitimi öğretmeni olarak çalıştım bir yıl. 2 buçuk yıl kadar da cimnastik antrenörlüğü yaptım. O dönemde evlendim ve kızım Lina doğdu. Bu süreçte cimnastiğe geri dönmek hiç aklımda yoktu. Onun için hiç antrenman yapma gereği duymadım. Fiziksel olarak da şanslıyım, kilo almadım bu dönemde. Lina doğduktan sonra bir taraftan yarışmaları izliyordum sürekli. Ve Olimpiyat mayomu asıp sürekli ona bakıyordum. Olimpiyat mayomla daha çok yarışmaya katılmak istiyordum. İçimde tanımlayamadığım bir istek vardı. Eşimle (Özgür Şanlı) konuştum. Kendisi de eski milli cimnastikçidir. Tekrar spora başlamanın lafı bile çılgınca geliyordu aslında. Eşimle konuştuk ve neden olmasın dedik. Antrenörüm Mergül Güler Yılmaz’a da bundan bahsettim. “Sen istedikten sonra her şeyi yaparsın” dedi. Almam gereken desteği hayatımın en önemli insanlarından almıştım ve bana inanan iki kişiyle başladım bu işe. Süreç böyle başladı ve yeniden cimnastik salonunda buldum kendimi.

Emeklilik sürecinde bir de anne oldunuz... O dönemi ve anneliği bize anlatır mısınız?

Annelik yaşadığım en güzel, en saf duygu bu dünyada. Size tarifsiz bir şekilde muhtaç küçücük bir bebek, parçanız, canınız, masumiyetin en güzeli, kokusu cennetten gelen sağlıklı bir evlat. Çok şükür, bin şükür ben de anneliği tattım. Anne olduktan sadece beş buçuk ay sonra spora tekrar döndüm. Sezeryan doğum yaptığım için çok fazla ağrılarım vardı. Uykusuz antrenmana gittiğim günler çoğunluktaydı. Hem psikolojik hem fizyolojik olarak zor zamanlardan geçtim. Bunların üstesinden gelmek için kendi içsel motivasyonumu sağladım. Ailemin desteği de kesinlikle yadsınamaz.

“Olimpiyat  mayomu asıp sürekli ona bakıyordum”


Kızınız Lina 5 yaşında, onun sporcu olması gibi bir hayaliniz var mı?

Kızım iki buçuk yaşından beri cimnastiğin içinde. Antrenmanlara da ara ara götürüyorum. Cimnastiğin temelini mutlaka alacak elbette ama eğer profesyonel olmak istemezse, başka bir meslek seçmek isterse ben onu her anlamda destekler ve doğru olanı göstermeye gayret ederim. Benim için önemli olan mutlu bir çocuk ve sağlıklı bir birey olması.

“Tekrar salona döndüğümde ağlayacaktım”

Sizi cimnastikten ayıran bir sakatlık, annelik derken madalyaya uzanan bir yolculuk. Diğer yandan da pandemi... Tüm bu koşullarda nasıl hazırlandınız şampiyonaya?

Pandemi süreci hepimizi çok yıprattı, çok yordu. Sarılmalardan, tokalaşmalardan, sevdiklerimizden hep uzak kaldık. Bu dönemde yarışmalarımız, yapılacak organizasyonlar iptal edildi. Bizler de bir dönem evde online antrenman yaptık. Tekrar salona döndüğümde salondaki arkadaşlarımı görünce inanın ağlayacaktım. Hepsine sarılıp kucaklamak istedim ama yapamadım, yapamadık. Bu süreçten sonra antrenmanların dozunu artırarak, motivasyonumu yüksek tutarak yavaş yavaş toparladım kendimi. Avrupa Şampiyonası’ndan önce Bolu’da 2 haftalık kamp sürecimiz oldu. Takım arkadaşlarım ve antrenörlerimizle iyi bir kamp süreci geçirdik ve şampiyonaya hazırlandık.

Hikayenizin başına dönecek olursak cimnastiğe nasıl başladınız?

Cimnastiğe 5 yaşında Gaziantep’te başladım. Oradaki antrenörüm (Yalçın Titiz) benim cimnastiğe uygun ve esnek olduğumu daha iyi bir yerde eğitim almam gerektiğini söylüyordu. Ailemle konuşarak bizi Bolu’daki Yatılı Cimnastik Eğitim Merkezi’ne yönlendirdi. Ailemle birlikte Bolu’ya gittik. Orada da bir takım testlerden (esneklik, kuvvet, koordinasyon vb.) geçtim. Kalmama karar verildi. Ama babamın işi dolayısıyla memlekete geri dönmeleri gerekiyordu. Babam “Kızım kalmak istiyor musun burada?” diye sordu. Hayır dedim evimize gidelim. Daha sonra annemle beraber odada konuştuk. Annem şu sözlerle devam etti: “Bak anneciğim burada kalırsan çok iyi bir sporcu olacaksın, öğretmen olacaksın, şampiyon olacaksın, her şey çok güzel olacak, biz evimizi alıp geleceğiz.” Ben de “Tamam annecim ben kalırım siz evimizi alıp gelin” demiştim. Hayatımda verdiğim en büyük karar buydu sanırım. 

Gümüş madalya alarak Avrupa ikincisi oldunuz ve adınızı tarihe yazdırdınız. Bu madalya sizin için ne ifade ediyor?

Kariyerimde almak istediğim madalyalardan bir tanesiydi Avrupa Madalyası. Tabii ki çok mutluyum ülkeme gümüş madalya kazandırdığım için... Bir kadının gücünü, bir annenin dik duruşunu ifade ediyor bana göre. Üzerimde emeği olan antrenörlerime de çok teşekkür ediyorum.

Türk cimnastiğinde bir atılım görüyoruz. Üst üste başarılarla sporcular adını duyuruyor. Bu başarının sırrı nedir?

Evet, Türk cimnastiğinde çok büyük bir tırmanış var. Bunu sistemli, planlı, özverili ve disiplinli bir takım çalışmasına borçluyuz. Uzun yıllardır ekilen tohumların meyvesini topluyoruz diyebiliriz.

“Evinde otur diyen çok hemcinsim vardı”


30 yaşındasınız ve bir anlamda yaşın sadece bir rakamdan ibaret olduğunu pek çok kişiye kanıtladınız... Bundan sonraki hedefiniz nedir?


Evet aslında yaşın hiç önemli olmadığını anlamış olduk. Burada önemli olan evli ve çocuklu olmam. Bir evliliği yürütmek normal şartlarda zordur zaten ama hem çocuğa bakıp hem antrenman yapmak, antrenmandan sonra herkes gibi dinlenmeyip evdeki sorumluluklarımı da yerine getirmek aslında zor olan. Burada eşime de çok büyük iş düşüyor. Bana gerçekten çok destek oluyor. Çoğu kadın sadece eşinin desteği olmadığı için bile hiçbir şey yapamıyor veya hayallerinden, hedeflerinden vazgeçiyor. Bana sakatlıkların, ağrıların çok varsa otur evinde artık çocuğuna bak rahat et, boşver diyen çok hemcinsim vardı. Ben onları dinlemiş olsaydım şu an burada olamazdım zaten. Bundan sonraki hedeflerim arasında iki yıl daha yarışmalarda olmak var. Tabii katılacağım organizasyonlarda da final ve madalya hedefliyorum.

Fotoğraflar:  Yunus Emre Çınar

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber