‘Cim-Bom’un derdiyle hoşem’

Mustafa Cengiz, “baskın seçim” hesaplarını aşarak 2018 Ocak ayında Galatasaray Başkanlığı’na seçildiğinde durum çok kötüydü. İgor Tudor gönderilmiş, Fatih Terim göreve başlamıştı. Şampiyonluk hesapları karışıktı.Takım da camia da anormal bir gerginliğe sürüklenmişti Acil 30 milyon euroya ihtiyaç vardı. UEFA’nın 5 milyonluk zarar limiti yerine 147 milyonluk korkutucu bir zarar söz konusuydu. Avrupa Kupalarından ihraç edilebilirlerdi.

Mustafa Cengiz, UEFA’yla sıcak temas kurdu. “Bizi Avrupa Kupalarından dışlarsanız, en az 30 milyon lira zarara uğrarız. Ama Şampiyonlar Ligi’nde oynarsak elde edeceğimiz gelirle kara geçme şansımız bile olur” dedi. Tezini kabul ettirdi. Galatasaray Sportif AŞ’deki sermaye artırımıyla 150 milyon TL kazandı. Storlarda satışlar yüzde 50 yükseldi. Ortalama seyirci sayısı 18 binden 37 bine yüzde yüzlük sıçrama yaptı. Şampiyonluklar üst üste gelince ilk kez 1 milyar TL kar ettiler. Sezonun ilk dokuz ayında da kar rakamı 4 milyon lira oldu.

Başkan bu başarıların karşılığında ne kazandı? Sadece gam ve keder! Divan Başkanı Eşref Hamamcıoğlu’nun geçen yıl bu aylarda yapılan toplantıda yakışıksız bir üslupla Galatasaray yönetimini “başarısız” bulması, Metin Oktay’ın kabri başındaki anmada en ön sıraya gelip Mustafa Cengiz’e omuz atması, kongrede pusuya düşürülüp ibrasızlıkla karşı karşıya kalması hiç de hak etmediği bir durum yarattı. Geceleri uyuyamıyor, sabahlara kadar hemen her soruna çare arıyordu. Galatasaray gibi bir kulübün başkanlığı da zaten hayatınızın mengeneyle sıkıştırılmasından başka bir şey değildi.
Mart ayında Başkan, Başkan Yardımcıları Yusuf Günay, Abdurrahim Albayrak ve Teknik Direktör Fatih Terim, bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanlardan üçü Albayrak,Terim ve Günay- hastanede korona tedavisi görüp işbaşı yaptılar. Mustafa Cengiz, virüs kapmamıştı. Ne var ki halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı ile sağlıksız bir döneme girmişti.

Sonunda anlaşıldı ki 15 yıl önce sigarayı bırakan başkanda ciddi sorunlar oluşmuş. Akciğerlerdeki sıkıntılı durum çok tehlikeli bir hal almış.
Önce Onkolog Prof. Dr. Süalp Tansan’la yola çıktılar. Tansan Hoca, tüm vücudu taradıktan sonra sıkıntının beyne kadar ulaşıp tümörler oluşturduğunu saptadı. Kaçınılmaz biçimde acilen ameliyat gerekiyordu.

Ülkemizin en başarılı beyin cerrahlarından Prof. Dr. Uğur Türe 10 saat süren başarılı bir ameliyatla beyindeki üç uru temizledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ameliyattan bir gün önce geçen hafta Salı- Başkan’ı arayıp şifa dilemişti. Spor dünyasının liderleri, yöneticiler ve Teknik Direktör Fatih Terim, ziyaretine geldiler. Ameliyat sonrası uyandığında ilk sözleri “ Neler oluyor Galatasaray’da? İşler nasıl gidiyor? Bir aksaklık var mı? ” oldu. Başkan, fısıldayan yorgun sesiyle konuşurken, oğlu Sarper Cengiz, yardımcısı Yusuf Günay ve doktorlar göz yaşı döküyorlardı. Yusuf Günay, “ Ben devlet hizmetinde 9 başbakan, 13 hükümetle çalıştım. Böylesine çalışkan bir lidere çok az rastladım ”dedi,” Onun bütün dünyası Galatasaray!”

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nde, kendisinden önce benzer ameliyatı geçiren eski başbakan Mesut Yılmaz’la birlikte, aynı katta dinleniyor Mustafa Cengiz. Onkolog hocamız Süalp Tansan da hiç zaman kaybetmeden yoğun bir ilaçlı tedavi (kemoterapi) süreci başlatacak. Öğrendiğime göre son aylarda kullanılmaya başlanan bir “akıllı” ilaç, tüm vücudu dolaşarak kötü, habis hücreleri yok ediyor ve hastayı sağlığına kavuşturuyormuş.

Başkan’a acil şifalar ve geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Yeniden Galatasaray’ın dertleriyle hemhal olduğuna bakılırsa, Fuzuli’nin beyitiyle yola devam edecek sanırım : “Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan tabib”

Tek merkeze karşıyım

Sevgili Şansal’ın (Büyüka) kalan sekiz haftayı İstanbul merkezli dar bir alanda sıkıştırılmış bir “turnuva” ile tamamlama önerisine maalesef katılamıyorum. Süper Lig gibi karışık ve kararsız bir sıralama durumundaki ortamda adaleti sağlamak kolay olmaz. Otellere hayat verebilecek bir proje, kabul. Ama aynı zamanda seyircisiz de olsa deplasman ve iç saha statüsünün kullanılması gerekir. THY yakında uçuşlara başlayıp takımlara özel tarifelerle özel uçak sağlayabilir. Daha adil bir lig oynanır. Diyelim ki Süper Lig öyle oynandı… TFF1.Lig’i ne yapacaksınız?

Bir Aybaba projesi: “Küme düşmeden 6 yıl”

Beşiktaş’ın unutulmaz kaptanlarından biri… En büyüğünden en küçüğüne onlarca kulüpte çalışmış. Zamana ve çağa ayak uydurup kendini geliştirmiş. O yüzden işte, futbolumuzda yeni bir antrenör kuşağı yetişirken, Samet Hoca da yoluna devam etmiş.

Geçen hafta “koronavirüs” sohbetine kaptırdık kendimizi… Yönetici sınıfının futbola yabancı çevrelerden geldiği için futbolu yönetemediğini anlattı ve “Biz futboldan gelenler daha çok söz ve fikir sahibi olmalı, sorumluluk üstlenmeliyiz” dedi.

Samet Hoca, üç ay önce Türkiye Futbol Federasyonu’na bir öneri sunmuş. Amacı liglerde oynayan yabancı sayısını 4’e kadar indirmek, alt yapıdan yetişen ve takımda forma giyip zaman alan oyuncu sayısını yıldan yıla artırmak. Aybaba “ 2020-21 sezonunda başlayıp 2025-26 sezonunda sona erecek yeni bir programla küme düşmeyi kaldırarak yapısal reformlarla bir sıçrama sağlayabiliriz” diyor.

Keskin hedefleri ve cesur hamleleri olan bir öneri paketi. Bu projenin tartışılma olasılığı var mı? Maalesef yok! Çünkü herkes her şeyi biliyor ve kimse kimseyi dinlemiyor!

Take it easy... Boş ver, aldırma!

Beşiktaş’ın unutulmaz kaptanlarından biri… En büyüğünden en küçüğüne onlarca kulüpte çalışmış. Zamana ve çağa ayak uydurup kendini geliştirmiş. O yüzden işte, futbolumuzda yeni bir antrenör kuşağı yetişirken, Samet Hoca da yoluna devam etmiş.

Geçen hafta “koronavirüs” sohbetine kaptırdık kendimizi… Yönetici sınıfının futbola yabancı çevrelerden geldiği için futbolu yönetemediğini anlattı ve “Biz futboldan gelenler daha çok söz ve fikir sahibi olmalı, sorumluluk üstlenmeliyiz” dedi.

Samet Hoca, üç ay önce Türkiye Futbol Federasyonu’na bir öneri sunmuş. Amacı liglerde oynayan yabancı sayısını 4’e kadar indirmek, alt yapıdan yetişen ve takımda forma giyip zaman alan oyuncu sayısını yıldan yıla artırmak. Aybaba “ 2020-21 sezonunda başlayıp 2025-26 sezonunda sona erecek yeni bir programla küme düşmeyi kaldırarak yapısal reformlarla bir sıçrama sağlayabiliriz” diyor.

Keskin hedefleri ve cesur hamleleri olan bir öneri paketi. Bu projenin tartışılma olasılığı var mı? Maalesef yok! Çünkü herkes her şeyi biliyor ve kimse kimseyi dinlemiyor!

Türkiye Futbol Federasyonu bir karar aldı. “Şimdilik” kaydıyla ligleri 12 Haziran’da başlatmayı planladıklarını bildirdi. Vaay!.. Sen misin niyet gösteren! Maç oynanmadığı için işsiz (!) kalan, istedikleri gibi onlarca saat hakemi asıp kesemeyen muhteşem ahkam ehli, Sağlık Bakanı Koca ile TFF Başkanı Özdemir arasında polemik fitilini ateşleyiverdi. Spekü kaçılasyonlar, uçukk sesler sürekli Özdemir aleyhine birbirini izledi.

Üzücü, umut kıran bir tablo oluştu. Gördüm ki TFF Başkanı’nın da kimyası bozulmuş, Sağlık Kurulu Başkanı’nın da. Oysa dürüstçe görevlerini yaparak, UEFA’nın takvimine uyarak oyuna dönüş koşullarını hazırlıyorlar. Boş versinler, işlerine baksınlar, diyorum. Bu insanlara haksızlık edildiğini düşünüyorum. Ama bazıları “oyun”a değil “kavga”ya talip. Hava alırlar.