Attila Gökçe

Attila Gökçe

agokce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bizim spor gazetecileri mahallesinin en şık abilerinden biriydi Nihat Geven. Keskin zekasıyla hemen her şeyden mizah çıkaran eğlenceli, engin gönüllü, güler yüzlü bir adamdı.
Girişte “di’li geçmiş zaman”ı kullanmak o kadar acı ki Nihat’ı anlatırken. Sadece bir meslektaşı, bir kapı yoldaşını değil, aynı zamanda çok değerli bir dostu kaybetmiş olmanın acısı bu. Garip bir yalnızlığa kapılıyorsunuz. Sabahlara kadar süren, dedikoduyla başlayıp meraklı telefon konuşmalarıyla manşetlere uzanan o neşeli masa sohbetleri yok artık.
Nihat Geven evet şık abilerden biriydi. Gazetecinin hem giyiminde hem de kişiliğinde tertemiz düzgün ve ille de “yakışıklı” olmasını isterdi.
Milliyet’teki yılları çook eskiye uzanıyor. Fatih Terim’in de babası Talat Terim tarafından futboldan men edildiği, kaçak oynadığı yıllardan kardeşi Ahmet Geven’in aktardığı bir anekdot: “Abim, Fatih Hoca ile birlikte başladığımız futbol maceramı bir günde bitirdi. Bana vasat sıradan bir oyuncu olacağımı, gazetecilik için Haber Ajansı’na gidip meleği öğrenmemi tavsiye etti. Dediğini yaptım ve gazetecilikten emekli oldum.” Peki Fatih Terim? Nihat Geven onun çok büyük bir yıldız olacağını sık sık söyler, gelişimini dikkatle izlermiş.
Yıllardır unutamadığımız sözleri... Milliyet’in Adana temsilcisi Muzaffer Bal, Nihat Geven ve Adanalı meslektaşlarla birlikteyiz. Gecenin ilerlemiş saatlerinde masadan kalkmaya hazırlanan genç arkadaşlara unutulmaz tavsiyeler verirdi:
“- Oğlum, evlilik sarayda yaşamaktır. Padişah sarayı değil adliye sarayı. Eve geç kaldığınızda iyi bir bahane bulun. Kapı açılır, “neredeydin’ diye koridora, sorgu odasına, alınırsın. Salon asliye cezadır. Bir an önce bir bahane bulup mutfağa atacaksın kendini. Orası sulh hukuk mahkemesi... Mutfağa uğramadan uyumaya gitme... Yatak odası ağır cezadır, ona göre!”
Fatih Terim’in Adana Demirspor’dan Galatasaray’a transferini en ince ayrıntılarıyla haberleştiren adamdı Nihat Geven. Birlikte maç izlerken adeta VAR odası gibi titiz bir dikkatle konuşurdu basın tribününde. Ofsayt, penaltı, kırmızı kart pozisyonlarını hakemden önce süzer, hepimize rehberlik ederdi.
TSYD yönetiminde de beraberdik. Adana Şube Başkanımızdı... Derneğe bir sosyal tesis kazandırmak için adanmışlıkla çalıştı. Seyhan nehri kıyısında portakal bahçeleri içinde harika bir yer bulmuştu. İnşaat için bir defalık para istiyordu. Talebini onayladık. İnşaat başladı. Günün birinde Ankara Kızılcahamam’da toplandık. Nihat gölge gibi peşimizde. Ek para istiyormuş. O sırada midem ağrıyor... Bilinen basit bir ilaç istedim arkadaşlardan. Kimsede yok. Beş dakika sonra Nihat geldi. Tablet avucunda... Gülerek, tatlı diliyle ‘Başkan’ dedi, ‘Bu tablet çok pahalı... Şu parayı ver de geçmiş olsun diyelim’
O güzel tesis Nihat Geven’in eseridir. Adı ile birlikte yaşıyor... Çatısından kapısına hepimizi kucaklıyor...Onurlu, duyarlı, centilmen ve dürüst adamdı Nihat Geven... Eşi Jale Geven’e, çocuklarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Çok yaşasın Nihat Geven!