Önce babayı tanıyalım… Ahmet İhsan Kalkavan, KTÜ’den jeoloji mühendisi diplomasıyla hayata atıldı. Hentbolden gemiciliğe, siyasetten meslek odalarına kadar farklı alanlarda yönetici, yatırımcı, milletvekili ve spor adamı olarak başarılı bir kariyer sergiledi.. 2017’de 64 yaşında vefat etti.
Spor dünyasına çok kıymetli bir “evlat” bıraktı, Mete Kalkavan…

Makine mühendisi, sanayici, yatırımcı ve futbol aşığı. Hakemliği seçti, 2006’dan günümüze kadar tıpkı babası gibi sıradanlığı aşan, sıra dışı başarıların sahibi oldu.

FİFA kokartı taktı. Bir maçta koşu derecesi yetersiz olduğu için liste dışı kaldı. Çok iyi İngilizce bilmesi, oyun kurallarının yorumu ve olağanüstü dikkati nedeniyle UEFA’nın VAR listesindeki güvenilir hakemlerden biri oldu.

8 Mart operasyonundan hemen sonra MHK’nın Antalya’daki seminerinde o günkü başkan Ferhat Gündoğdu, 12 hakemin liste dışı kalması kararını anlatırken, “Biz böyle gerekli gördük. Bu karara itiraz eden varsa kapı açık” mesajı verdi.

Mete Kalkavan ayağa kalktı ve sezon ortasında alınan kararın yanlış olduğunu söyleyip “Ben bunu içselleştiremiyorum” diyerek o açık kapıdan çıktı, gitti.
Mete Kalkavan, ekonomik olarak hakemlik gelirine ihtiyacı olmayan, o geliri kaybetmemek adına sesini kısmak gereği duymayan bir hakemdi. O gün 7,8 hakem daha ayağa kalkıp itirazlarını dile getirebilseydi, operasyon Tahkim’den önce MHK’dan dönebilirdi.
Kalkavan, hakem arkadaşları adına vicdanından gelen sesle “Hayır” dedi.
İnsanlara haksızlık yaptıklarını hatırlatan, tarihe kayıt düşen bir itiraz. Özgür bir vicdanın sesi… Kıymetini daha iyi anlayabilmek için, işsiz kalan hakemin, ailesinden uzakta bulduğu işle gurbet kuşlarına döndüğünü de göz önüne almalıyız. Kalkavan hem hakemliğe, hem de hakem arkadaşlarına sahip çıktı.
O nedenle… 12 kişilik listede olmadığı halde kariyerinden kopmayı göze alan Mete Kalkavan, tıpkı Tahkim’le dönen (ve dönecek olan) hakemler gibi göreve dönmeli.

Hukuk da vicdan da böyle diyor. Şimdi sıra Tahkim’den dönenlere yol açan MHK’da!
Kalkavan’ı bekliyoruz.

Hayat akıp geçerken... TUFAN TÜRENÇ

Yarım asırlık gazeteciliğin onurlu anıtı… Habere, gerçeklere, hukuka ve demokrasiye saygıyla çalıştı. Merakla araştırarak, yazarak, yöneterek, denetleyerek örnek oluşturup 23 Nisan’da aramızdan ayrıldı.. Sevgili meslektaşım ve arkadaşım, İpekçi ekolünün en sağlam temsilcisiydi. Milliyet ve Hürriyet’teki kalıcı işleri unutulmaz. Abdi İpekçi ve Naim Süleymanoğlu’nun kitaplarını, St.Benoit’nın romanını yazdı. Hak ettiği sevginin, saygının ve dostluğun cami avlusuna sığmayan çokluğuyla uğurladık onu. Basın Konseyi Yüksek Kurulu Başkanımız, sevgili eşi Pınar Türenç, mutlu evliliklerini az rastlanır adanmışlıkla taçlandırdı. Hayat dediğimiz büyük macerada son nefesine kadar Tufan Türenç’in elini bırakmadan özveriyle destek oldu.
Sonsuzluktaki mekanının neresi olduğunu biliyoruz. Aydınlıkta uyu Tufan Bey… Seni anmaya ve sevmeye devam ediyoruz.

Düdüğün vicdanı: Kalkavan

ARZU, AHMET ÇAKIR

Spor yazarı dostum Ahmet Çakır ile eşi Arzu Çakır, önceki hafta çok kritik ameliyatlarla hayata devam vizesi aldılar. Pazartesi günü Arzu Çakır, Florence Nightingale’de Prof. Dr. A.Cem İyibozkurt ve ekibinin elinde başarılı bir operasyon geçirdi. Ertesi gün eşi Ahmet Çakır da Şişli Memorial’de Prof.Dr.Mehmet Yaşar Kaynar ve ekibinin müdahalesiyle sağlığına kavuştu.

Oğulları Barış’la birlikte ailece çok sıkıntılı ve endişeli günler geçirdiler. Sonuç hepimizi mutlu etti. Bu olayda Çakır’ın, adının bilinmesinden hoşlanmayan yarım asırlık dostu da başroldeydi.

Onun olağanüstü ilgisi ve desteğiyle tanıdan müdahaleye ve eve dönüşe kadar özen ve denetimle her şey saat gibi tıkır tıkır işledi.. TSYD Başkanı Oğuz Tongsir, dostumuz Osman Babucci ve spor medyasının ilgisi de moral desteği sağladı.
Geçmiş olsun efendim…
Hayata sağlıkla devam!

Düdüğün vicdanı: Kalkavan

Roma’ya değil, Trabzon’a

Asırlar boyu pelesenk oldu dilimize “Her yol Roma’ya çıkar” cümlesi. Ama bu yıl öyle değil. Şimdi her yol Trabzon’a çıkıyor. Bu ilgi ve sevgi, ‘Dünya Trabzonlular Kongresi’ gibi kendiliğinden oluşan harika bir platform yarattı. Dünyanın dört bucağından, yurdun her yöresinden insanlar şu 38 yıllık şampiyonluk hasretini bitirmek aşkıyla Trabzon’a koşuyor. Bu sevgi enerjisini doğru anlamak ve değerlendirmek gerekiyor.
Bu arada bir not daha: Şampiyonluk heyecanı sadece Trabzonsporluları değil, başarıyı takdir eden tüm futbolseverleri sarmış durumda. O zaman haydi… Cumartesi’ye… Bir adım daha, bir puan daha. Alkışlar Trabzon’a.