Alışkanlıkla “ölü sezon“ desek de futbolda yılın en yoğun süreci Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında yaşanıyor…
Limit aşımlarının belirlenmesi, transfer harcamaları, yönetmeliklerin gözden geçirilmesi, güncel koşullara göre yenilenmesi, “muafiyet” kararları, yapısal önlemler, arayışlar, hazırlıklar hep bu aylarda gerçekleştiriliyor. Hazırlık kampları, hocaların yeni oyun planları ve kadro mhendisliklerini izlesek de “futbolun topsuz halleri”ne de bakmalıyız.

TFF, KİT’e dönmüş
Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki TFF yönetim kurulunun önemli sorunlarından biri “Personel”… Teknik ve idari görevlendirmeler ve gelişigüzel ücretlendirmelerle eski KİT’lere (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) dönmüş durumu yeniden düzenlemek istiyorlar.. İnsan Kaynakları konusunda uzmanlaşmış bir şirketle anlaşıp gerekli personel sayısını yeniden belirleyecekler. Geçen hafta TFF’deki maaşlı personel sayısının 470 olduğunu öğrendim. Sonra sürpriz bir haber: 16 Haziran’daki kongrede seçilmiş yönetim işbaşı yapmadan Genel Sekreter Kadir Kardaş’ın “yardımcı” sayısı 5’ten 7’ye çıkmış. Teknik kadrolarda ise personel sayısı ve bir türlü standarda ulaşamayan maaş bordroları büyük sorun. O kadrolara seçilmenin ve atanmanın koşulları belirsiz. “İşi bilenler ama işe gitmeden para alanlar” anlatılıyor.

Vergiye boşver!
Bir yandan UEFA’nın Finansal Fair Play ilkeleri, bir yandan da Bankalar Birliği ile yapılandırma ve kredi anlaşmalarını izlerken mali disiplini ihmal eden kararlar da görüyoruz. Son örnek 22 Haziran’da Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı’na eklenen geçici 8. maddeye göre “kulüplerin transfer ettikleri futbolcuların tescilinde aranan Sosyal Güvenlik Kurumu ve Vergi Dairelerine borcu olmadığına dair belge ibraz etme yükümlülükleri 2022-23 futbol sezonunda uygulanmayacak.” Geçen yıl da uygulanmamıştı. O zaman talimat gereksiz ve geçersiz olmuyor mu?

Önce sağlık, önce ahlak
Kulüpler ve takımlar yoğun ve gergin rekabet ortamları oluşturacaklar. Rekabeti karşılıklı saygı ve ahlak ölçüsüyle eğlenceye dönüştürecek önlemler alınmalı. Maç öncesi/sırası/ sonrasında özellikle hakem kararları yorumlanırken kullanılan dile özen gösterilmeli. Polemikten kaçınmalı. Aşağılayıcı ifadelerin, çirkin itham ve iddia sahiplerinin (yönetici, antrenör, futbolcu) cezası artırılmalı. Kulüplere para cezası ile birlikte puan silmeye kadar yeni disiplin uygulamaları getirilmeli. Gazete köşelerinde ve TV programlarında sorumluluk duygusu taşıyan arkadaşlarımız TFF’ye ayrıntılı önerilerde bulunuyorlar. Marka değeri dendiğinde sadece medya ile dertlenen futbol yöneticileri, umarım bu önerileri hayata geçirirler...
Toplu oyun teknikleri ve kuralları zaten belli. Topsuz oyunun da kurallarını ve ilkelerini yenilemeli, tüm maçları eğlenceye çevirmeliyiz

Ya sabır Beşiktaş!
Beşiktaşlı dostlar transferde kaygılılar. Gedson Fernandes dışında somut bir sonuç göremediklerinden yakınıyorlar. Evet, her geçen gün adı değişen stoper, sol bek ve santrfor arayışları sıkıntı yaratıyor. Beşiktaş, çarşıya çıkmış kararsız alıcılar gibi… Valerien Ismael’in kadroyu nasıl oluşturacağı bilinmiyor. Hemen söylemeliyim ki Başkan Ahmet Nur Çebi, yönetici arkadaşları, futbolun CEO’su Ceyhun Kazancı kısıtlı bütçeyle en iyi transfer için çalışıyorlar. Frapan, göz kamaştırıcı sonuçlar beklenmemeli. Heyecan yok, akıllı arayışlar var. Sadece şunun altını çizelim: Beşiktaş ve Cenk Tosun “baba-oğul” gibidir. Evlat bu kulübe büyük para kazandırdı. Dahası Erzurum’da sakatlanıp kariyerinde çok değerli zamanları kaybetti. Evet, Baba Ocağı’nın kapısı açık. Bunu biliyoruz da… Kucaklaşmayı bekliyoruz.

Okan Buruk… Efsaneyi izleyin
Galatasaray travmatik sezonun ardından Dursun Özbek’i başkanlığa seçerek yeni bir yolculuğa başladı. Domenec Torrent’le parasını ödeyip ayrıldılar. Yeni yolculuğun kaptanı Okan Buruk… Futbolculuğu efsane. Hocalığı da efsane. Galatasaray’da yepyeni efsanelere tanık olabilir miyiz? Evet! Başarılar Okan Hocam.

Hepimizin kahramanı
Cüneyt Arkın ağabeyimizi kaybettik. Türk sinemasının tartışmasız en hareketli, ele avuca sığmaz, en yakışıklı, en mert karakteriydi. Hem tarihimizdeki kılıçlı-bilekli kahramanları canlandırdı, hem de melodramlarla genç-yaşlı hepimizi ağlattı. Aynı zamanda tıp doktoruydu ama hayranlık duygularımızla hepimizi ‘hasta’ (!) etti. Son kitabının adı BENİM KAHRAMANIM TÜRK HALKIDIR… İbretli öykülerden ve anılardan oluşan onurlu miras… Vücudunda kırılmayan kemik kalmadı. Ama kimsenin kalbini kırmadan aramızdan ayrıldı. Sen de halkının, hepimizin kahramanıydın Cüneyt Abi. Huzur içinde uyu