Maç boyunca bu ikiliyi hep yan yana, iş başında gördüm. Muleka, Kasımpaşa’nın “atmaca” Kongolu golcüsü... Müteka ise Osmanlıca-Türkçe sözlüğünde ‘ellerinden geldiği halde, becerebildikleri halde iş yapmayanlar’ anlamına geliyor. Kongolu ile onu marke eden(!) Dünya Kupası finali görmüş, elit stoperimiz Vida birbirlerinden hiç ayrılmadılar. İlk golde Spajic’in kafa ile indirdiği topa vurduğu zaman Vida, Muleka’nın bir metre yakınındaydı... Yani, dün işi bildiği halde işi yapmayan adam... Osmanlıca sözcükle Kongolu oyuncunun bir araya gelişinden en azından küçük bir şey öğrenmiş olduk: İşini yapanla yapmayan!
Kasımpaşa, bu ligin en iyilerinden biri... Sami Uğurlu iş başına geldiği günden beri harikalar yaratıyorlar. Oysa ligin ilk haftalarında puan cetvelinin dibinde durdukları zaman da oldu. Ama orada Serkan Reçber diye bir adam da var. Türkiye’nin en iyi futbol yorumcularından biri... Endüstriyel futbolda bilenler, araştıranlar, çalışanlar, yetki aldıkça takımların başarı formülleri de karizmatik hocalardan Reçber gibi sportif direktörlere kayıyor. İşte, Muleka böyle bir mesainin ürünü...

Gelelim kaleci Ersin’e... Kalecilik anayasasının reddedilemez ve değişemez maddesi, ‘Senin savunmacın rakip hücumcuyla işini bitirmeden sakın kaleden çıkma’ der. Bin yıldır ezberlediğimiz bu gerçeği Ersin de biliyor ama çabucak unuttuğu görülüyor. Bu kaçıncı hata! Yoksa bu hatalar da alışkanlığa mı dönüştü? Ocağın evlatlarından Rıdvan yorgun ve tutuk. Güven de bekleneni veremiyor. İş Umut Meraş’la Emirhan’a kalıyor.

Hiç kimse Valerien İsmael’e hata bulup kolayından ahkam kesmesin... Bu takımda gelecek planları tartışılan, kariyeri sorgulanan, ücreti belirlenemeyen bir çok oyuncu var. Önder Karaveli’nin, Valerien İsmael’in kapatamadığı antrenman açığı var. Her şeyden önce hedef yok, hayal kırıklığı var.

Hal ve gidiş böyle olunca Beşiktaş’ın akıbetinde belli olan tek şey küme düşmemesi... Çünkü düşenler düştü, düşüyor... Takımın tepeye tırmanacak enerjisi, motivasyonu, istek ve heyecanı da yok. Bildiğiniz sıradan takım oldular. Sonuç olarak Muleka’nın, Ben Ouanes’in akıllıca atılmış gollerini alkışlamak bize düşüyor. Ama biz alkışlarken yönetim ve taraftar aynı kaygıda buluşuyor: “Ne olacak bu takımın hali?”

Beşiktaşlı taraftarlar Vodafone Park’ta huzursuz dakikalar yaşıyor. İçlerinden bir dostum şöyle diyor: “Abi keşke deplasmanda oynansaydı. Kumandaya basar, ekranı karartır, unuturduk. Şimdi dağılırken bile üzüntümüz sırtımıza yük oldu”
Haklılar... Hem de “ağır yük” oldu!