Muslera’nın ayağı, Galatasaray’ın hayalleri

Galatasaray kalecisi Muslera’nın başına gelen kaza, insan yüreği taşıyan herkesin “Vah” diyeceği kadar acıdır, dramatiktir. Galatasaray ise “Vah” demekle kalamaz… Onların çektiği acıyı, üzüntüyü, kırılan umutlarıyla birleştirdiğimiz zaman ortaya “Eyvah!” feryadı çıkıyor.
Kendi adıma şunu açıklamam gerek. Galatasaraylı olmadığımı herkes bilir. Kişisel sporcu taraftarlığımı daha önemserim. Böyle olunca Muslera’nın yediği her gol beni üzer. Maçın sonucu bir yana, Uruguaylı genç adamın, yediği her golden sonra o masum yüzünde oluşan mahcup ifadeden çok etkilenirim. Takımının her başarısına olağanüstü katkı veren, sorunsuz ve sıkıntısız kaç profesyonel vardır bizim ligimizde, bilmiyorum. Ama Muslera’nın başarısıyla beyefendiliğini, sadakatini, insanlığını, centilmenliğini, çalışkanlığını bir arada takdir etmek gerekir. Süper Ligimizde bugünden kendine çok özel bir yer edinmiştir. Ama onun Uruguay futbolunda da çok özel bir yeri vardır: Unutulmaz kalecilere bakıldığında Maspoli ve Mazurkiewicz’le birlikte Muslera 3 M’den biridir.

Mucizeye bağlı
Ona “geçmiş olsun”, “acil şifalar” dileklerimizi gönderdikten sonra olayın Galatasaray’daki etkilerine bakalım: Artık kimse Galatasaray’ın şampiyonluğunu beklemesin. Rize öncesinde şampiyonluğun büyük favorisi olan Galatasaray, Muslera’nın sezonu kapatmasıyla bence şampiyonluk şansını büyük ölçüde yitirmiştir. Fatih Terim ve takımı çok acı çekerek koşacaklar, zorlanacaklar, soluk soluğa yarışın içinde olacaklardır, kuşkusuz. Ne var ki Muslera’sız takımın şampiyon olması, Andone’nin sakatlığı da dikkate alındığında “mucizeye” bağlıdır. Yine de Terim’in kariyerinde çok gördüğümüz “mucize”lerden birine tanık olursak, hiç şaşmam. Bu sezonun Muslera’sı Galatasaray’ın en büyük kozuydu. Beklenen kaliteye çok geç ulaşabilen, olmadık kayıplarla sıkıntıya düşen Galatasaray’ın eksiklerini kapatan, çoğu zaman maçı tutan adamdı Muslera.
Şampiyonluğun olası kaybı, Galatasaray’da finansal çöküşü de beraberinde getirebilir. Eldeki oyuncu kadrosuyla Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan girememesi, ön eleme oynaması durumunda çok zorlanacağı açıktır. UEFA Avrupa Ligi’ne katılma durumu oluşursa, bu defa takvim sıkıntısına düşecekler, hazırlık programı ve transferde iç-içe sıkıntılar yaşanacaktır.
Performans kayıplarını finansal kayıplar da izleyebilir. Geçen yıl gruplarda umduğu başarıyı kazanamasa da Galatasaray yaklaşık 30 milyon Euro gelir elde etti. Şampiyonlar Ligi’ne katılamazsa, UEFA’da bu gelirin çeyreğine bile ulaşması çok zordur. Bu sezon 450 milyon TL harcama limiti olan Galatasaray’ın gelecek yıl 300 milyon TL limite ulaşması bile zor olacaktır.
O nedenle… Rize’de kırılan sadece Muslera’nın ayağı değildir.
Galatasaray’ın hayalleri de kırılmıştır orada!

‘Bırakmam Seni’
Tam da Beşiktaş’ın yüreğine seslenen bir kampanya. Beşiktaş Yönetim Kurulu, boğucu finansal sıkıntıları çözmek üzere doğrusunu yaptı, taraftarlarına sığındı.
Şimdi elinizdeki telefonla, bir mesaj atarak kulübünüze destek olabilirsiniz.
Hiç katılmasanız da Beşiktaşlılığınıza kimse bir şey diyemez. Ama seviyorsanız, çok seviyorsanız, tıpkı sevdiklerinizi öpmeye doyamadığınız gibi bir defa, birkaç defa mesaj atabilirsiniz Beşiktaş’a. Kulübünüzün desteğe çok ihtiyacı var.
Artık kesenize göre, gönlünüze göre!

İNSANLAR YAŞADIKÇA
Hasan Kartal- Rizespor Başkanı, Galatasaray galibiyetinin ardından “Geçen yıldan alacağımız vardı. Allah’ın sopası yok. Hak yerini buldu.” demiş… Ayıp bir yorum. Umalım da günün birinde aynı sözler Hasan Kartal için söylenmesin.
Max Kruse-Fenerbahçe’de tam da maç günü beklenmedik apandisit ameliyatı... Sana da geçmiş olsun Max Kruse!
Işıl Alben- Galatasaray Kadın Basketbolunun yaşayan efsanesi. Yeni sözleşme için hiçbir yöneticiden davet almadığı için Botaş’a gitmiş. Tam anlamıyla vefasızlık, vedasızlık ve saygısızlık örneği. Boşver be Işıl… Her yerde ışıldarsın sen!
Fatih Avşar- Beşiktaş Asbaşkanı, Vodafone stadının altındaki salonları olimpik sporculara açtı. Güreş, boks, masa tenisi, cimnastik ve atletizm takımları kendi özel salonlarında çalışacaklar, bravo!

Cellatlık yok, protokol var
Rizespor-Galatasaray maçında Muslera’nın ayağının kırılmasıyla sonuçlanan pozisyonun başlangıcında, evet, ofsayt durumu vardı. Böyle bir pozisyona rağmen oyunun devam etmesi, eleştirilere, tepkilere neden oldu.
Hedefte hakem Yaşar Kemal Uğurlu vardı. Galatasaraylılara göre “cellatbaşı”…
Bu abartılı tepkiye karşılık VAR protokoluna bakmakta da yarar var. VAR protokolu bu tür “ince” ofsaytlarda yardımcı hakemlerle hakemlerin oyunu “oynatmalarını”, devam ettirmelerini öngörüyor. Yaşar Kemal Uğurlu porotokola uygun hareket etti. Yardımcı hakem Erdinç Sezertam da ona uydu, bekledi. O pozisyonun sonunda gol olsaydı, VAR zaten devreye girecek, geçersiz sayacaktı.
Bu olayda hakemi değil, VAR’ı eleştirmek gerekiyor. O protokol, Rize’de görüldüğü gibi, trajik sonuçlara neden olabiliyor.