Attila Gökçe

Attila Gökçe

agokce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Galatasaray’da birbirini tanımayan, izlemeyen, aralarında henüz iletişim kuramayan, o nedenle uyumlu ve ortak güce erişemeyen (sinerji yaratamayan) oyuncular var. Ancak Mertens’in katılımıyla sinerjiyi yakaladılar. Takımdaki “son ütücü” Gomis de golünü attı.
Nelsson ve Abdülkerim ilk yarıda birer önemli pas yanlışları yaptılar. Topu kaybettiler. Boey ve Van Aanholt, hücuma katılan bek karakterleriyle topu kaybettiklerinde geriye dönemiyorlar.
Okan Buruk hocanın bir başka büyük derdi de, orta alandaki “Türk Triosu”… Yunus, Emre ve Kerem geçen yıl farklı takımların en iyileri arasındaydı. Bu yıl Galatasaray’daki buluşmalarında geçen yılın ışığını kaybetmiş gibiler. Evet, çizgiden içeri kat ederek pas üretip bireysellikten uzak durmaya çalışıyorlar ama Seferoviç’le uyumlu oldukları söylenebilir mi? Hayır.
3+8 kuralı açısından da Galatasaray’ın en ideal yerli seçimi Yunus, Emre ve Kerem’le oluşabilir. Bir de Emre Kılınç var. Adı geçen dört oyuncu bireysel sorumluluklarının yanı sıra kendilerinin “tercih” edilmesini de haklı çıkaracak bir form çizgisini yakalamak zorundalar.
Galatasaray savunmasının önündeki Torreira çok büyük oynadı. Ama ona ayak uyduramadı arkadaşları. Oliveira ile arada uzun toplarla çabucak üçüncü bölgedeki arkadaşlarını yokladılar ama, öndekilerden ekmek çıkaramadılar.
Oyunun en garip olayı ise daha 6. dakikada Seferoviç’in yüzde yüzlük gol pozisyonunda, kaleci Serkan’ın çıktığını görünce pas niyetine topu dışarı atmasıydı. Bazı hallerde en büyük golcülerin de durgun ve tutuk oyunlarına golsüz dönemlerine tanık olabiliriz. Dün gözlediğimiz kadarıyla Seferoviç iyi bir oyuncu, başarılı bir golcü... Ne var ki takımıyla uyum sağlaması, arkadaşlarıyla brlikte uyumlu bir bütün oluşturması zaman alacak. Buna da sabretmek gerekiyor.
Galatasaray terzinin elinden provasız çıkmış yeni elbise gibi… Kumaş güzel, terzi iyi ama son ütü yapılmamış, düğmeler eksik. Anlaşılan bu takımla hem zaman hem de puan kaybedecek Okan Hoca.
Ümraniyespor, Recep Uçar Hoca ile “atletik bir takım” görüntüsü veriyor. Çok koşuyorlar, temiz oynuyorlar. İtiş-kakış, gerginlikten uzak bir oyun anlayışları var. Şu kadarını söylemeliyiz ki, bu takım Süper Lig’de kalıcı olabilir. Yediği gole kadar Serkan Kırıntılı da takım arkadaşlarına güven veren bir kaleci portresi çizdi.
İkinci yarı başlarken, Emre Akbaba, yerini Mertens’e bıraktı. Beklenen bir değişiklik. Hiç değilse daha etkili, daha yaratıcı biri vardı oyunda. Galatasaray daha baskılı oynamaya başladı. Arayışlar sürerken, Okan Hoca, Batefimbi Gomis’i sürdü oyuna... 8 dakika geçti… Soldan Van Aanholt’un attığı akıllı pasla Gomis, kaleye sırtı dönük aldığı topu iki rakibinin arasından öyle usta işi bir vuruşla ağlara yapıştırdı ki… E, bravo yani! O golü yemese Serkan Kırıntılı belki de günün kahramanı olacaktı.
Bir kez daha anlaşıldı ki, Okan Hoca, son ütücülüğü Gomis’e vermiş. İsabetli seçim... İsabetli şut… Hak edilen alkışlarla..