Üzerinden tam bir hafta geçti. Ne çabuk kanıksadık değil mi? Oysa hâlâ sarsılıyoruz.
Malatyaspor - Trabzonspor maçının ertelenmesinin ardından Fenerbahçe Kulübü’nün “TFF’ye soruyoruz” başlıklı açıklamasından söz ediyorum. Gereksiz, yersiz ve abesle iştigal oldu.
Ülke, Elazığ ve Malatya’da yaşanan acı depremin şokunu atlatmaya ve yaralarını sarmaya çalışır, enkaz altından kurtarılacak bir canın peşinde koşar, insanlar yöreye yardım için gönül birliği yaparken, oynanmayan bir maçın sarı kart hesabını yapan zihniyet çıktı karşımıza...
Eğer Fenerbahçe Kulübü’nün yaptığı açıklama başkan Ali Koç’un onayından geçti ise hiç yakışmadı. Bırakın bir kulübün başkanlığını, Türkiye’nin en büyük istihdam sağlayan holdinglerinden birinin veliahtı, o ifadelerin altına imzasını atıyorsa vah memleketimin haline!
Koyun can, kasap mal derdinde derler ya.
Trabzonspor-Fenerbahçe maçı mı önemli; yitirilen canlar, yıkılan evler, kışın ayazında sokakta kalan insanların acısı mı? Üstelik o bölgedeki tüm profesyonel ve amatör maçlar ertelenmiş, kimseye ayrıcalık yapılmamışken.
Diyelim ki rakibin üç oyuncusu cezalı duruma düştü. Bu ortamda kazansan ne olur, kaybetsen ne yazar? Üç puan da, kupa da senin olsa bu ayıbı örter mi?
Eğer biraz insafınız olsaydı ve azıcık pişmanlık duysa idiniz, o açıklamayı kulübün internet sitesinden kaldırır, incittiğiniz yüreklerden özür dilerdiniz.

Sağduyu kazanmalı
Gelelim işin provokasyon tarafına...
Niyetiniz, bugünkü karşılaşmada Trabzonspor tribünlerini tahrik etmek, olay çıkmasını sağlayıp avantaj elde etmek ise, boşuna heveslenmeyin.
Onlar bu tuzağa düşmez artık. En azından yapmamaları gerekeni biliyorlar. Futbol sahada oynanır. Hak eden kazanır.
Gündemi değiştirmek, acılar üzerinden skor yapmaya çalışmak, camialar arasındaki husumeti körüklemek, birlik içinde olmamız gereken şu günlerde şiddete davetiye çıkarmak anlamına gelir. Ve bedeli ağır olur.
Kağıt üzerinde kapanmamış bir hesabınız varsa, bunun zamanı ve zemini farklıdır. En azından böyle hassas bir dönemde değil.
Kimse kusura bakmasın. Malatyaspor Kulübü başkanının işgüzarlığı ile başlayan, Fenerbahçe Kulübü’nün yangına körükle giden tavrıyla devam eden süreci kendi çıkarları için kullanmaya çalışanları, bu toplum asla unutmaz ve affetmez.
Gerginlik yaratıp, çıkar sağlayacağını düşünenlere en güzel yanıtı, sahadaki 22 futbolcu verecektir. Böyle biline!

Çebi’nin Sergen kumarı!
“Battık, bittik, tükendik” edebiyatına alışık artık. Yılların sorumsuzluğu kulüplerimizi uçurumun eşiğine getirdi.
Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi de seçildiği gün kucağında nur topu gibi bir kriz bulacağını bilmiyor muydu?
En azından mali tabloları bozuk bir kulübü devralacağını tahmin ediyordu herhalde.
İşin içine girip defterleri karıştırınca, olayın vahametini anladı.
Futbolcu alacakları bekliyor, ödemeler yapılamıyordu. Transfer ise imkansız gibiydi.
Bomba, son dört maç kaybedelince patladı.
Çözüm neydi? Klasik yöntem. Beşiktaş ile kimyasının ilk günden uyuşmadığını düşündüğü Abdullah Avcı ile yolları ayırıp, camianın gazını almak için Sergen Yalçın kumarını oynamak!
Nihayet sevenler kavuştu da, selden geriye ne kaldı?
Avcı’nın sözleşmesini tek taraftı fesih eden Beşiktaş’a, eski hocasına 2022 yılına kadar yapılacak aylık 1 milyon lira ödeme!
Geçmiş alacakları ile birlikte 20 milyon lirayı aşkın bir tazminat! Artı Sergen Yalçın’ın maaşı. Başkan dua etsin, Avcı iş bulsun!
Başta da söyledim. Ekonomik krizin sorumlusu Çebi değil. Trabzonspor’da Ahmet Ağaoğlu, Fenerbahçe’de Ali Koç’un olmadığı gibi.
Lakin elinizi taşın altına sokuyorsanız, şikayet etmeyeceksiniz. Çözüm üreteceksiniz.
Evet, bazen hoca değişikliği şart olabilir, koşullar sizi zorlayabilir. Avcı’nın kaybettirdiklerini Yalçın geri kazandıracaksa, ki bunu zaman gösterecek, Çebi haklı çıkar ve alkışlanır.
Aksi takdirde, 5 ay sonra yeni bir genel kurula hazır olmalı Beşiktaş!

Çimşir, Sosa ve Sörloth
Trabzonspor, tansiyonu yüksek bir maç oynayacak bugün. Sonuç ne olursa olsun, elbette dünyanın sonu değil.
Gözler yeni teknik direktör Hüseyin Çimşir’in üzerinde. Oyun planı ve futbolcu tercihleri, hocanın ilk zorlu sınavında belirleyici olacak.
Karadeniz ekibinin Fenerbahçe maçında iki önemli kozu var. Sosa ve Sörloth. Nwakaeme’nin yokluğu ciddi dezavantaj. Yerinin dolması kolay değil. Arkadaşları bu maçta onu çok arayacak. Ama kaptan ve Norveçli golcünün performansı daha önemli. Sosa bu karşılaşmanın ne anlama geldiğini biliyor. Trabzonspor ondan çok şey bekliyor. Sörloth bu maçı da boş geçmez ise, Karadeniz ekibinin kazanma şansı yüksek. Tabii dirençli bir orta saha, hatasız oynaması gereken bir savunma ve kaleci Uğurcan faktörleri de bir araya gelirse!
Bugünün en belirleyici unsuru ise tribünler kuşkusuz. Onların yaratacağı sinerji sahaya doğrudan yansıyacak.

Suya yazı yazmak!
Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Önümüz-arkamız, sağımız-solumuz sıkıntıntılı.
Keyif aldığımız tek oyun futbolu da bu karmaşaya dahil edince, tadı kaçıyor her şeyin.
Fenerbahçe ve Trabzonspor arasındaki söz düellosu umarım sahaya yansımaz. Sağduyu ve sakinlik şart.
Ahmet Ağaoğlu’nun çarşamba günü kulübün internet sitesinden yayınlanan mesajı sadece taraftarına değil, tüm futbol camiasına idi.
Video on binlerce kez tıklanmış. Tekrarlamaya gerek yok.
Sözün özü şu; “Adınız, sanınız, mevkiniz ne olursa olsun; sağlam bir kişiliğiniz yoksa, elde ettiğinizi düşündüğünüz başarılar suya yazı yazmak gibidir!”