Çember daralıyor ey insanlık!

Bunun adı rezalet. Sorumsuzluk, aymazlık. Bir ucu spora da dayandığı için aylardır yazıyor ve dikkat çekmeye çalışıyorum. Koronavirüs illetini ciddiye almayan insanların sadece kendilerine değil, topluma da büyük tehdit olduğunu söylüyorum.
A Milli Takımın çarşamba günü Hırvatistan ile oynadığı hazırlık maçında, aynı zamanda Beşiktaş forması da giyen Vida’nın test sonucunun pozitif çıkmasına karşın sahaya sürülmesi, akıllara zarardı.
Maçı televizyondan izledim. Kameralar her anı görüntülüyor. Vida’nın kimlere sarıldığı, öpüştüğü, temas halinde olduğu ortada.
Herkesi yakalayabilir virüs. En yakınımızdaki insanlardan da kapabiliriz mikrobu. Ama pandemi sürecinde bir milli maç oynanıyor ve futbolcuların “temiz karnesi” yok veya dikkate alınmıyorsa, bunun adı skandaldır.
Gördüm; Vida karşılaşma öncesi pek çok oyuncuya sarıldı. Maç içerisinde göğüs göğüse mücadeleye girdi. Nasıl verecekler hesabını?
Röportajlara baktım. Sadece bu müsabakaya has değil. Virüsle dalga geçiyor bazıları. Şenol Güneş hocam da kusura bakmasın, maskesiz nasıl çıkarsınız oraya? Saha içi diyaloglarında neden bu kadar duyarsız davranabilirsiniz? Yoksa efsunlu musunuz? Bir lider böyle mi davranır?..

Sorumlu davranın!
Ay-yıldızlı formayı giyen oyunculara soruyorum? Seranomide yumruk tokuşturmak mı önemli, gol sevincini yaşarken kan-ter içinde sarılıp kutlama yapmak mı? Herhalde başka bir boyuta geçiyorsunuz o anda! Kendinizi düşünmüyorsanız ailenizi, sevdiklerinizi düşünün.
Tüm dünya aynı gaflete düştü. Ekonomi sürsün, hayat devam etsin derken ipler gevşedi. FİFA, UEFA ve yerel federasyonların Covid-19 konusunda gereken hassasiyeti göstermediği belli. Organizasyonlardaki ciddiyetsizlik büyük risk oluşturuyor. Ve hâlâ seyircili maçlardan söz ediyor paranın büyüsüne kapılan yöneticiler. Paranız batsın.
Son yaşananlardan sonra Beşiktaş özelinden söz etmiyorum. Spor değil, insanlık tehlikede.
İşin uzmanları, aşısı bulunsa bile en az 2 yıl daha öngörülen tedbirlerin uygulanmasına dikkat çekiyor. Futbola hükmedenler ne diyor? Takımda 14 kişi temizse, çık oyna! El insaf, ayıp...
Peki, sağlık mı öncelikli, yoksa üzerine imparatorluk kurduğunuz sömürü düzeninin ayakta kalması mı?
Unutmayın; bu virüs mevki, makam, unvan tanımıyor. Hepimizin başına gelebilir!

Geciken tercih; “Avcı”
Abdullah Avcı Trabzonspor’a hayırlı olsun.
Teknik direktör olarak sezon başında adı gündeme gelmiş, ancak başkan Ahmet Ağaoğlu’nun inisiyatifi ile nikah ertelenmişti.
Büyük kulüpler bu tarz riskleri alamaz. Eddie Newton ile yola devam etmek fantezi idi. İki kere iki dört eder ama, sizin şapkadan tavşan çıkarma gibi bir lüksünüz yok.
Ne oldu? Sekiz haftada sadece bir galibiyeti olan bir takımdan söz ediyoruz. Lider ile aranızda 11 puan fark var. Kapanır mı? Mucize gerek. Avcı kariyeri belli bir hoca. Deneyimine ve futbol bilgisine inandığım bir insan. Trabzonspor’a uzun vadede katkı sağlayacağına inanıyorum. Zaten sözleşme koşulları da bu sezonu kurtarmaya yönelik görünmüyor.
Avcı, bazıları gibi paraya tapan değil, ideallarinin peşinde koşan bir teknik adam. Gelişi, geç olsa da doğru tercihtir. Karadeniz insanını tanır. Sabırsız olduğunu bilir. Bu görevi kabul ederken Trabzonspor camiasının beklentilerini bilmediğini düşünmek, en hafif tabiri ile ahmaklıktır.
Yönetim, lig başlamadan önce yaptığı yanlış planlamaları devre arasında telafi edecektir mutlaka. Takımın omurgasını oluşturan futbolcuların satılması veya kadroda tutulamaması, bordo-mavililerin kimyasını bozdu.

Hocaya inanıyorum
Her şeye sıfırdan mı başlanacak? Elbette hayır. Abdullah hocanın mutlaka talepleri olacaktır. Bunları karşılamak için bazı fedakarlıklar yapılması şart. İmza öncesi takıma takviye yapılması gerektiğinin konuşulduğunu biliyorum.
Futbol bir kriz dönemi yaşıyor. Trabzonspor ise önce psikolojik sorunlarını çözmeli, sonra ayağa kalkıp koşmayı öğrenmeli.
Güvenini ve takım ruhunu yitirmiş, birbirini henüz tanımayan bir oyuncu topluluğundan söz ediyoruz. Kolay değil bugünden yarına yarışmacı bir ekip olmak.
Avcı’nın işi hakikaten zor. Bir enkazı kaldırma sorumluluğunu almak cesaret ister. Hoca bu yükün altına girdi ise sebebi asla maddi değildir. Yoksa zaten oturduğu yerden parasını kazanıyordu.
Trabzonspor camiası bu sezon için beklentilerini ötelemeli. Su akar yolunu bulur. Ligin dışında işin kupası var. Sezon sonunda sıralamada derece yapmak var.
Geç de olsa Abdullah Avcı- Trabzonspor birlikteliğinin doğru sonuçlar vereceğine inanıyorum. Yeter ki hoca, tekere çomak sokmaya çalışanlara kulak tıkasın ve işine odaklansın. Bu takımın en büyük düşmanı “Ben Trabzon’luyum” diyenlerdir!

Delinin biri!
“36-42 kuzey paralelleri ile 26-45 doğu meridyenleri arasında çekmediğimiz çile kalmadı!”