Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

FİFA; Kucka ve Sosa’nın eski kulüplerine zamanında ödeme yapılmadığı için Trabzonspor’un transfer yasağının sürmesine hükmetti.
Şaşırdık mı? Hayır...
Yasak kalksa idi, bordo-mavili kulüp kadrosunu takviye edebilir miydi?
Kuşkusuz bir hazırlığı vardı ve maliyeti düşük oyunculardan kurulu listesi hazırdı.
Ünal Karaman’ın en azından bir ön libero ve stoper istediğini biliyorduk.
Yaz dönemine kadar tahta kapandı. Kamp sürecinde 1461’den gelip umutlanan gençlere ise yazık oldu.
Her şey bu kadar basit mi peki? Trabzonspor’a tarihinin en ağır travmalarından birini yaşatanlar, yastığa başlarını koyduklarında mışıl mışıl uyuyabiliyor mu acaba?
İsim verelim. Son iki dönemin başkanları İbrahim Hacıosmanoğlu ve Muharrem Usta.
Kulübü nasıl bir ekonomik bataklığa sürükledikleri ortada. Ama hiçbir sorumlulukları yok. Hesap soracak bir merci de hâkeza.
Sözde Trabzonspor sevdalısı ikisi de. Yol açtıkları tahribat ortada iken, genel kurallarda ibra olup aklandılar!
Ne güzel iş değil mi?.. Daya sırtını siyasete, seçil. Sonra da sana ait olmayan, hatta ortada olmayan paraları sorumsuzca harca ve çek git. Kulüp batmış mı, kimin umurunda?..

Konkordato ilanı
Hiç karşılaşmadık. Bir kaç kez telefonda konuştuk o kadar. Ahmet Ağaoğlu ve ekibi elini taşın altına koymasa, “büyük Trabzonspor” konkordato ilan etmişti. Yani bitmişti!
Bugün şampiyonluk arzulayan camia, gerçekleri bilmeli ve zorlu sürecin en az hasarla atlatılması için sabır göstermeli, koşulsuz destek vermeli.
Ağaoğlu ve ekibi son mali genel kurulda tüzük değişikliği yaptı. Harcamalar gelirlerin yüzde 10’nu geçerse mevcut yönetimi sorumlu tuttu. Darısı diğer kulüplerin başına diyeceğim de, bu cesareti gösterecek kaç başkan var bilinmez...
Başkan demişken. 1967 yılından bu yana Trabzonspor’da o koltuğa 17 değişik isim oturdu. Ama sadece ikisi bu kadar ağır hasar bırakıp gitti. O tabloda yer almayı ne kadar hak ettiklerine size karar verin! Şaşırıyorum vallahi. Biri sosyal medya hesabından, diğeri basın aracılığı ile hâlâ ne kadar “ağır” Trabzonsporlu oldukları mesajını veriyorlar ya.
Pes doğrusu!..

Haberin Devamı

Sosa’daki değişim
Onur ve Burak’ın kadro dışı bırakılıp kaptanlıklarının alınmasından sonra görev Sosa’ya verilmişti.
Sezon başındaki performansını beğenmediğim ve inişli-çıkışlı grafik çizen Arjantinli şimdilerde çok farklı.
Sakat olmasına rağmen arkadaşlarını Antalya kampında yalnız bırakmayan Sosa örnek bir kaptan görüntüsü veriyor. Çok istemesine rağmen yarın ki Başakşehirspor maçına yetişememesi, Trabzonspor için büyük kayıp.
Sosa’nın formasına kavuştuktan sonra gemisini açık sularda güvende tutacağına ve aldığı paranın karşılığını vereceğine inanıyorum.
Umarım ona güvenenleri yanıltmaz!

Haberin Devamı

Başakşehir’e çalışıyorlar!
Günlerdir çarşaf çarşaf transfer haberleri okuyoruz.
Menajerlerin pompaladığı dedikodular, gırla gidiyor. Gerçekte ise yaprak kımıldamıyor.
Düşünebiliyor musunuz; hazırlık döneminde takımla birlikte olmamış, arkadaşlarını, hocasını tanımamış oyunculardan kurtarıcı olmasını bekliyorsunuz. Dün ikinci yarı başladı. Sancılı olmayan kulüp yok. Bırakın kadroyu takviye etmeyi, mali bilançolar yüzünden gelen cazip teklifler ve yitirdiğiniz futbolcular var.
Başakşehirspor kulübü başkanı Göksel Gümüşdağ “Bize haksızlık ediliyor” diyor ya. Yanılıyor! Görmüyor musunuz sayın Gümüşdağ? Tüm kulüpler el birliği yapmış, Başakşehir’i yukarı doğru itmeye çalışıyor adeta.
Yarınki Trabzonspor deplasmanından hasarsız çıkmış bir Başakşehir, ligi domine etmeye ve şampiyonluğun en güçlü adayı olmaya devam edecektir.

Haberin Devamı

Son Mohikan da gitti!
Aradan yıllar geçse de, süper ligin 2010-11 sezonu uzun süre hafızalardan silinmeyecek kuşkusuz.
Konumuz, o sezonun efsane Trabzonspor kadrosu.
Hemen aklıma gelenleri sayayım. Selçuk İnan, Tolga Zengin, Mustafa Yumlu, Colman, Burak Yılmaz, Onur Kıvrak, Umut Bulut, Teofilo, Ceyhun, Alanzinho, Gabric, Egemen Korkmaz, Cale, Brozek kardeşler, Giray, Serkan Balcı ve Zeki Yavru, bende iz bırakan isimler.
Üzerinden tam sekiz yıl geçti ve bugün o kadrodan tek bir oyuncu bile kalmadı Trabzonspor’da.
Son olarak Burak Yılmaz, Zeki Yavru ve Onur Kıvrak’ın ayrılmasıyla, taraftarın evinin en değerli köşesinde asılı duran posterler tarihteki yerini aldı.
Her maçını statta izlemiştim. Takım ruhu, arkadaşlık, coşku, paylaşım, tek amaç için uğraş ve müthiş bir özveri vardı.
Trabzonspor bir daha o havayı ve heyecanı yakalayamadı.
Onur’un trajik vedasına gelince. Bir kalecinin en verimli çağında futbolu bırakması radikal bir karardır ve çok zordur.
Her insan gibi hata yapmış olabilir. Önemli olan bunlarla yüzleşmek ve dersler çıkarmak.
Dolayısıyla Malatyaspor maçı sonrası yapılan operasyonda, deneyimli eldiveni Burak Yılmaz’dan ayrı tutuyorum.
Zaten ayrılık sonrası çizdikleri rotalar, söylemler ve eylemler, ikisini de ayrı yerlerde konumlandırıyor.
Herkesin farklı görüşü olabilir. Ben; Onur Kıvrak’ı, 2010-11 sezonunun son Mohikan’ı olarak görüyorum.
Ve güle güle kaptan; şansın da, yolun da açık olsun diyorum!..

Yanal’ın kritik dört maçı
Ersun Yanal ile ikinci yarıda çıktığı ilk resmi maçında Ümraniyespor’a yenilen Fenerbahçe, çok kritik bir viraja giriyor. Kimse Yanal’dan çantasından sihirli değnek çıkarmasını beklemesin. Kadro belli. Eksikler malum. İstenen transferler gecikiyor.
Fenerbahçe’nin bana göre kaderini belirleyecek ilk dört hafta çok önemli.
Bursaspor deplasmanı, içerideki Malatyaspor ve Göztepe sınavları ile Kayserispor karşılaşmaları, taraftarın sabırının sınanacağı maçlar olacak. Başkan ve teknik direktör ne kadar iyi niyetli olursa olsun, sahadaki oyuncu topluluğu yitirdiği güvenini en kısa sürede geri alamaz ise ki, bu bir maçı kazanmakla olmayacak, Fenerbahçe’yi tarihinin en sıkıntılı ikinci yarısı bekliyor demektir!