Trabzonspor’un bu maçı kazanmasının adı mucizedir. Bir kez daha tescil edildi ki, futbolun adaleti filan yok. Kimin aklına gelirdi beraberliğe sevineceği mücadeleden üç puanı cebine koyup evine döneceği? Hele ikinci yarıdaki görüntüsüyle. Hatayspor deyim yerinde ise futbolu ve pozisyonları ile ezdi rakibini. Neler kaçırdı neler? Sonra “atamayana atarlar” gerçeği devreye girdi. Doğrusu yazık oldu.

Kazanmak için her şeyi yapan Hatayspor, yenilgiyi hak etmedi.Dönelim maça. Önce şunun altını çizeyim; kimse geçen sezonun uçan, koşan, atan Trabzonspor’unu beklemesin. Mevcut futbolcu kalitesi ile bu mümkün değil. Öncelikle Sörloth gibi bir gol ustası yok. Oyun onun üzerine kuruluyordu. Norveçli yakaladı mı atıyordu, attırıyordu. Sosa’nın kayıp olmadığını savunsam da, kritik anlarda sahneye çıkması yetiyordu. Ve Novak. Savunması yoktu ama ofansa katkısı müthişti.Peki onların yerine ikame edilenler? Abdullah hoca sezon başında Trabzonspor’un başında olsa, eminim yeni transferlerin yarısına onay vermezdi.Şimdi elinde bu oyuncu grubu var. En büyük dezavantajı ise orta sahası. Neresinden tutsan dökülüyor. Baker ve Flavio’nun derdi ne bilmiyorum ama, Abdullah hocanın iyi bir altı numaraya ihtiyacı var.

İkinci bölgenin emniyet sibobu olacak, savunma ile orta saha organizasyonlarını yönetecek bir “asker” şart. Yanına da bir sekiz numara tabii ki. Ara transferde ne yapıp edilmeli, hocanın portföyünde yer alan bu karakterde bir oyuncu alınmalı. Yoksa oturtmaya çalıştığınız “güvenli” savunma kurgusunun tıpkı dünkü gibi anlamı kalmaz. Trabzonspor’un şu anki görüntüsü ne derseniz; Forvet çok, defans çok, orta saha yok. Bu takım uzun soluklu maratonda illaki su kaynatır.Hatayspor mütevazı kadrosuna karşın, prensipli, disiplinli ve ne yapmak istediğini bilen bir takım. Ligdeki konumu ortada. Dün de Trabzonspor karşısında tedbirli, gol için de istekli idi. Kazanabilecek fırsatlar yakaladı. Lakin son vuruşu yapamıyorsan ne fayda?Ev sahibi ekip ikinci yarının hemen başında dört net pozisyon buldu. Kaleci Uğurcan’ın kritik kurtarışları olmasa, maçın hikayesi çok farklı yazılabilirdi. Genç file bekçisini övelim de, onu alkışlatanlar kim? Trabzonspor’un takım savunmasındaki inanılmaz zaafları elbette.

 Bu takımın bugünkü ruh hali ile gol atabilmesinin iki yolu var. Bir; duran toplar. İki; Nwakaeme, Ekuban veya Djaniny gibi yeteneklerin devreye girmesi. Hatayspor onlara fırsat vermemeye çalıştı ama, Vitor Hugo gibi bir tehlikeyi unuttu. Hugo iyi bir savunmacıdan çok ötesi. Kupa maçında kornerden gelen asistleri gollere çevirirken, mutlaka önlem alınması gereken bir oyuncu olduğunu göstermişti aslında. Forvetler atamıyorsa o devreye giriyor. Edgar ile birlikte Trabzonspor’un en büyük kazancıdır Brezilyalı.Gelelim matematiksel gerçeklere. Abdullah Avcı ile altı maça çıkan bordo-mavili ekip 14 puan toplamış. İki beraberlik almış, kalesinde iki gol görmüş. Bu süreçte ligin en az gol yiyen takımı olmuş. Kim böyle bir tabloyu eleştirebilir ki?..Peki oyunu keyif veriyor mu? Asla. Futbol kalitesinden söz edilebilir mi? Hayır. Tek olumlu, gelişme zaman zaman aksasa da mücadele azmi ve kazanma alışkanlığını geliştirmesi. Coşkulu, istekli ve golleriyle taraftarı mutlu eden Trabzonspor’u dünden yarına görmemiz olası değil. Bu sezon Karadeniz ekibi için sabır ve hoşgörü sezonu olacak. Zirve hayal edilebilir mi? Ütopik bir hedef gibi dursa da, neden olmasın ki?..