Ne mutlu ki, Atatürk’ün kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyoruz.
Demokrasi, fikir özgürlüğü, laiklik, ulusa bağlılık ve insan haklarına saygıdır temel ilkelerimiz.
Daha dün, coşku ile 19 Mayıs Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor Bayramını kutladık.
Geçmiş yıllara oranla büyük bir sevgi seli vardı saatler 19.19’u gösterdiğinde. Balkonlardan ulusal marşımızı söyledik, gururlandık!
Mesele ortak değerlerimizden futbola indirgenince, keskin biçimde ayrışıyoruz maalesef.
Haftalardır futbol oynansın mı tartışması yapıyoruz.
Elbette oynansın. Tabii ki yüz milyonlarca insan ve oyunun paydaşları eski coşkusuna kavuşsun.
Devasa sektör kazanmaya ve kazandırmaya devam etsin. Futbol hayatımıza heyecan katsın.

Her ülke farklı!
UEFA çatısı altındaki federasyonlar kendilerine göre önlem alıp karar veriyor. Kimi ligi bitiriyor, bazıları devam diyor.
İllaki birilerini örnek alacak isek, sabır diyorum. Avrupa’daki etkilerini izleyelim, dersler çıkaralım ve benzer hatalara düşmeyeleyim.
Türkiye virüsle mücadelede son derece başarılı görünse de; her ülkenin sosyal yapısı, genetik haritası ve Covid-19 ile etkileşimi farklı.
TFF’nin açıkladığı takvim, kanun değil. Revize edilebilir. Dolayısıyla, başlama düdüğünün ne zaman çalacağına takılıp kalmamak gerek.
Önlemler yeterli düzeye geldiğinde, gerekli koşullar oluştuğunda, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu onay verdiğinde tartışmalar sona erecektir.
Bu arada futbolu yönetenlere sitemimdir. Sizin gibi düşünmeyenleri düşman olarak görmeyin. Herkesin bir fikri olabilir ve bunu dile getirebilir. Yeter ki, art niyet taşımasın.
Ve sizler karar vericisi pozisyonundasınız. Sonuçlarına katlanmak, alkışlanmak ya da eleştirilmek kaderiniz.
Unutmayın; bu oyun sizin kadar, bizim de işimiz Nihat abi!...

Genel kurul ne olacak?
“Adam sen de, sırası mı?” diyenler olabilir.
Yine de hatırlatayım...
Koronavirüs hayatımıza bulaşmasa, haziran ayının ilk haftasında Türkiye Futbol Federasyonu mali genel kurulu yapılacaktı.
Şimdi mümkün görünmüyor.
Peki neler olacaktı genel kurulda?
Federasyonun bir yıllık faaliyetleri irdelenecek, harcamaları denetlenecek, başkan ve yönetim kurulu ibra edilecekti.
Geçmiş dönem ve gelecek yıl bütçeleri görüşülüp onaylanacaktı.
Başkan ve yönetimine olağanüstü durumlarda karar alma ve bütçe dışı harcamalar için yetki verilecekti.
İlk kez böyle bir krizle boğuşuyoruz. Anormal bir dönemden geçiyoruz.
Ama öte yandan da futbolun yasaların öngördüğü biçimde yönetilmesi gerekiyor.
Hele şu korona günlerini atlatalım, merak ediyorum genel kurul hangi şartlarda toplanacak ve karar alacak?
Ve merak ediyorum, her şey yoluna girdikten sonra Nihat Özdemir, “Görevimi yaptım, gidiyorum” diyecek mi?
Aklıma sevgili Mehmet Ali Aydınlar geldi de...

Hatadan dönüldü
Futbol Federasyonu’nun son dönemlerde aldığı en isabetli kararlardan biri “rezerv lig”in yeniden başlatılmasıdır.
Zaten hangi akla hizmet kaldırıldığını da bilen yoktu.
Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu aylardır bas bas bağırıyor, isyan ediyordu.
“Yapmayın, etmeyin” demiş, dinletememişti.
TFF’nin hafta içinde Kulüpler Birliği ile yaptığı toplantıda konu gündeme geldi ve hatadan dönüldü. Ağaoğlu’nun hakkını verelim.
Şişirilmiş kadrolar ve sınırsız yabancı kontenjanı arasında, genç yeteneklerin kendini gösterme fırsatı bulacağı kulvardır rezerv lig.
Aklın yolu birdi. Karar en çok teknik adamları mutlu edecektir eminim.

21 takım olamaz
TFF ve Kulüpler Birliği’nin toplantısında, yedi Süper Lig ekibinin küme düşmenin kaldırılması yolundaki talebini bizzat başkan Nihat Özdemir açıkladı ve ekledi: “Değerlendireceğiz.”
Açıkçası böyle bir projenin hayata geçebileceğine inanmıyorum.
Nihat başkan gelen isteği yönetim kurulunda değerlendirmeden ne diyecekti? “Kabul ettik” veya “Reddettik” mi?
Bu kulüplerin kimler olduğunu anlamak için sondan yukarı doğru saymak yeter.
Öncelikle böyle bir karar, şampiyonluk iddiası bulunan takımlar arasında büyük adaletsizliğe yol açar.
Zirvedeki ekiplerin bazıları söz konusu 7 takım ile maçlarını oynadı. Bir bölümü ise son sekiz haftada mücadele edecek.
Siz küme düşmenin kaldırılacağına dair umut verirseniz nasıl motive olacak o takımlar?
“Zaten ligde kalacağız” diye ipe un sererler ise, sezonun geride kalan bölümünde bu rakiplere puan kaybeden ekipler mağdur sayılmayacak mı?
Kötü senaryolar!
İması bile, futbolun o hiç görmek istemediğimiz “çirkin” yüzünü çağrıştırıyor bana.
“Şike”, “teşvik primi”, “bahis organizasyonu” gibi yasa dışı girişimleri mi hortlatacağız, henüz izleri silinmeden?
Hem böyle bir öneri niye kabul edilsin ki?
Virüs koşulları ve riskleri her takım ve oyuncuları için geçerli. Senin ki can, ötekisi patlıcan mı?
Kusura bakmasınlar da, krizi fırsata çevirmeye çalışanları iyi niyetli görmek mümkün değil.
Futbol başlar, maçlar oynanır, herkes sonuçlarına katlanır.
Federasyonun böyle bir hataya düşeceğine ihtimal vermemekle birlikte, siyasi atmosferin neler getireceğini kestirmeyiz!..
Lakin şu çok açık; Süper Lig 21 takıma çıkarılırsa, karar 1992’den sonra futbolun özerkliğine vurulacak en büyük darbe olur!

Korona dünyayı yeniliyor
Her gün, her saat Kovid-19 ile yatıp kalkıyoruz.
65 yaş üzeri yurttaşlar normal yaşama dönüşün özlemini, 20 yaş altı gençler özgürlüklerine kavuşacakları günlerin hasretini çekiyor.
Sevindirici olan, toplumun yarıdan fazlası kısıtlamalara uyuyor. İyiye gidişin en önemli aktörü, duyarlı insanlarımız.
Peki; koronavirüsten fayda sağlanabilir mi?
Zalimin zulmü kime yarayabilir ki?
Yaramaz mı?
Nefes borcumuz olan ama son bir asırdır acımasızca yok etmeye çalıştığımız dünyaya...
Bilinçsizce kirlettiğimiz atmosfere, deldiğimiz ozon tabakasına...
Öldürdüğümüz denizlere...
İhanet ettiğimiz toprağa...
Tükettiğimiz doğal kaynaklara...
Yitirdiğimiz toplumsal değerlere hizmet edecek, virüs illeti.
Gökyüzü daha güzel görünüyor artık.
Denizlerimizde yunuslar ve diğer canlıların yaşama sevincini fark ediyoruz.
Ekinler, hiç olmadıkları kadar sağlıklı büyüyor.
Bireyler, aileyi keşfediyor, akraba kavramını öğreniyoruz.
Bu vesile ile paranın değil, sağlığın kıymetini anlıyoruz.
Vay be krona.
Kimin aklına gelirdi değil mi; insanlığa verdiğin hasardan fazla yarar sağlayacağın?

Yorumsuz!
“Aynı günde üç bayramı kutlayan tek milletiz;
TRT 29 Ekim’i, Arda Turan 23 Nisan’ı, Biz de 19 Mayıs’ı kutladık.”
(sosyal medya)