Ali Koç 2018’den beri Fenerbahçe kulübü başkanı. En büyük ideali gelecek sezon takımını şampiyon yapmak.
Geride bıraktığı dönemde taraftarın beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı. Hayal kırıklığı yaşattı. Teknik direktör seçimleri, transferde yaptığı yanlışlar ve zaman zaman söylemleri nedeniyle eleştirildi.
Ali Koç başkan iken süper ligde kimler şampiyon oldu? Sırasıyla Galatasaray, Başakşehir, Beşiktaş ve Trabzonspor.
Siz Koç’un Trabzonspor dışındaki rakipleri hakkında sürekli konuştuğunu ve eleştiri yaptığını işittiniz mi? Örneğin Galatasaray’ın şampiyonluğuna kulp taktı mı? Başakşehir’in başarısını küçümsedi mi? Ya da Beşiktaş’ı yerdi mi? Hayır.
Peki neden hemen her platformda diline Trabzonspor’u doluyor? Niçin sürekli göndermede bulunuyor? Ligin en iyi futbolunu Trabzonspor’un oynadığını itiraf ettikten sonra, hangi amaçla sürekli bordo-mavili ekibi hedefe koyuyor?
Kimse 2010-11 sezonuna atıfta bulunduğunu söylemesin. Üzerinden yıllar geçti. Herkes kendi cephesinden bakınca haklı. Lakin gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.
Öyleyse, Koç’un Trabzonspor takıntısı niye? Sanki geçen sezon şampiyonluğu kıl payı kaçırmış, Trabzonspor hakem hatalarıyla şampiyon olmuş, Fenerbahçe üzerine oyunlar oynanmış da.
Kaderi şampiyonluğa bağlı
Hiç biri değil. Koç’un Fenerbahçe başkanlığındaki kaderi önümüzdeki sürece bağlı. Eğer iddia ettiği gibi sarı-lacivertli ekip sezonu şampiyon olarak tamamlayamaz ise, kendisi de biliyor ki çok sevdiği, uğruna açıklamak istemediği fedakarlıklar yaptığı camiada başkan olarak kalması mümkün değil. Spor yaşamındaki en büyük başarısızlık olacak çünkü.
Bu yoldaki en büyük engel ise Trabzonspor. Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı önemsediğini sanmıyorum. Kaygısı; tıpkı 70’li yıllarda olduğu gibi Karadeniz ekibinin seri yakalaması ve ligin tozunu atması. Ve biliyor ki; ekonomik durumu, kadro yapılanması, teknik direktör avantajı, dünyaya sesini duyuran taraftar gücü ile potansiyel bir tehlike Trabzonspor.
Maazallah “siz şampiyon olamazsanız kim olsun?” diye sorsanız, ezeli ve ebedi rakipleri de dahil, “Trabzonspor dışında herkes” yanıtını vereceğine eminim.
Ama bir gerçek var; yelkenleri indirmez, motivasyonunu kaybetmez, izlediği ekonomik politikalarından vazgeçmez ise, yeni sezonda şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri yine Trabzonspor olacaktır. Koç endişe etmekte haklı!

Bir kuruş eşittir 100 bin TL!

Malum, transfer sezonu açıldı. Futbolcular ve teknik direktörler için milyon dolarlar, eurolar konuşulmaya başlandı.
Asgari ücrete talim edenler, tuttukları takımın hangi yıldız oyuncuya alacağını heyecanla bekliyor, dünyaca ünlü teknik direktörlerin yolunu gözlüyor. Kulüpler ise ne pahasına olursa olsun taraftar gözünde prim yapmayı düşünüyor. Ama sonuçta bir takım şampiyon oluyor!
Size bir örnek vereyim; vasat bir oyuncuya yıllık ödenecek ücret 1 milyon eurodan başlıyor. Ne kadar alıştık değil mi kolay telaffuz etmeye. Kaç lira eder? 18 milyon TL.
Diyelim ki euro “bir kuruş” arttı. Ödenecek ücret ne kadar arttı? Tam 100 bin TL. Varsayalım önümüzdeki süreçte euro 1 lira yükseldi. Kulübün yükümlülüğü?.. Tam bir milyon TL! Dile kolay, lakin kasaya zarar.
Futbol, dünya sporunda en büyük ekonomiye sahip olabilir. Ancak işin kaymağını yiyen kulüp sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Ya diğerleri? Onlar değirmene su taşıyan figüranlar. Maalesef bizim ülkemiz de bunların arasında. Örneğin; Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Jorge Jesus’a yıllık 3 milyon euro ödeyeceği konuşuluyor. Üç deyip geçmeyin, karşılığı 55 milyon Türk lirası. Evet, ucuz etin yahnisi yavan olur ama kurtlar sofrasında hesabı kimin ödeyeceği de bilinmez.
Kulüplerimiz yıllardır karşılığı olmayan yatırımlar ile batma noktasına geldi. Efsane futbol kentleri, bu yanlış politikalar ile ile öksüz bırakıldı.Kulüp başkanları hırsları ve çıkarları uğruna camialarına ihanet etti. Futbolu yönetenler ise olup biteni seyretti.
Geldiğimiz nokta şu; öz kaynaklarını kullanamayan, üretemeyen, markasını pazarlayamayan, menajer tuzaklarına düşen, sadece içeride taraftarın gönlünü eylemeye çalışan bir futbol ülkesi olduk.
Bu gerçeklerle yüzleşmeyen, futbolu da yönetmeye kalkmasın!

Yabancı MHK başkanı!

TFF başkanlığına aday olan Mehmet Büyükekşi, göreve getirildiği takdirde Merkez Hakem Kurulu için yabancı bir isim düşünüyormuş. Kadrosunu da deneyimli eski hakem yöneticileri ile takviye edecekmiş. Böylece eleştirilerin önüne geçecekmiş. Aman haaa. Proje başarılı olursa bu millet yabancı TFF başkanı, yabancı hakem, yabancı hukukçu, yabancı yorumcu filan istemeye başlar ki, o vakit yeni bir kapitülasyon imzalamak zorunda kalırız!

Asla!

“Bir çiçeği öldürebilirsiniz, ama baharı asla.” - Che Guevara