MHK ve hakemler sırat köprüsünde!

Türk futbolu, tüm dünyada olduğu gibi olağanüstü günlerden geçiyor.
Covid-19’un saldığı korku bir yana, 3 aylık aradan sonra bıraktığınız yerden devam etmenin mümkün olmadığını gördü herkes.
Kulüplerin en büyük sıkıntısı sakatlıklar. Sağlıklı bir hazırlık dönemi geçiremeden, gerekli yüklemeler yapılmadan “yeni normale” dönmeye çalışmanın bedeli ağır oldu. Şimdiden onlarca oyuncu takımlarını yalnız bıraktı. Çoğu ağır hasarlı. Buna bir de ikili mücadelelerde güçsüzlüğün neden olduğu kural dışı hareketleri ekleyin. Alışılmışın dışında sarı ve kırmızı kartlar çıkınca oyunun ritmi iyice bozuldu. Bu gerçek her takım için geçerli, ayrım yok!

Komplo teorileri
Trabzonspor ve Sivasspor’un beklenmedik puanlar kaybettiği, kadro kurmakta zorlanan Galatasaray’ın lider Başakşehir’i frenlediği geçen haftadan sonra, zirvedeki sis bulutları şampiyonluk öyküsüne gizem katmaya devam etti.
Aylar önce bir öngörü olarak yazmıştım. “Ligin kaderi 30. haftada şekillenmeye başlar” demiştim.
Koşullar bizi o noktaya getirdi. Bugün, önemli oyuncularından mahrum kalan Başakşehir, uzun zamandır yenilmeyen Antalyaspor deplasmanına çıkacak.
Yarın, yedek kulübeleri iyice zayıflayan Galatasaray ve Trabzonspor, belki de sezonun düğümünü çözecek çok önemli bir karşılaşma oynayacak.
Senaryolar çok. Komplo teorileri de... Gözler ise, futbolun en zayıf halkası hakemlerin üzerinde.

VAR faktörü
Korona sürecinde psikolojisi bozulmayan kalmadı. Hem sahada, hem Riva’da VAR’ın başındaki hakemlerin, “şaibe ortamının” baş aktörü olmamaları için çok dikkatli davranmaları gerekiyor. En azından şu beş haftada!
Lakin; kimse bu saatten sonra hakem kararlarında standart aramaya kalkmasın. Her koyun kendi bacağından asılıyor artık.
Yani görev alan her hakem tedirginlik içinde, “maçı sağ salim bitireyim” derdinde. Bu dönemde yapılacak hatalar hem kendi başlarını yiyebilir, hem Merkez Hakem Kurulu’nun sonunu getirebilir. Zira, MHK ve hakemler deyim yerinde ise sırat köprüsünden geçiyor.
Onlara naçizane önerim; her türlü kompleksi bir kenara bırakıp, hayat kurtaracak Video Asistan Hakemleri ile sağlıklı işbirliği yapmaları. VAR protokolünü doğru uygulamaları.
MHK’nin, hakem atamaları kadar VAR odasına da aynı özeni göstermesi ve deneyimlerine güvendiği isimleri görevlendirmesi şart. Gençler sırasını beklesin. İşin ehli isimler ligi kurtarsın. Fantezi aramanın vakti değil.

Aportta bekleyenler
Yorumcu sıfatı ile hakemler ve kurul üzerinden camiaları birbirine düşman etmeye çalışan, ellerinde ateşlenmeye hazır dinamit lokumu ile tehditler savuran, görüntüde objektif, söylemde birilerine yaranma çabasındaki şahsiyetler var ekranlarda!
Hakem kardeşlerim; bugüne dek pek beceremediniz ama, hiç değilse şu son virajda soğukkanlı, basiretli, kararlı ve cesaretli olun.
Sizleri, kurguladıkları oyunun parçası yapmaya çalışanların ekmeğine yağ sürmeyin! Yoksa faturası ağır olur.

Uğurcan; kariyer ve eğitim!
Henüz resmiyet kazanmasa da, Trabzonspor’un yeni sezon için ilk transfer hamlesi, Altınordu pilot takımı Niğdespor’un genç kalecisi Muhammed Taha Tepe oldu.
Peki ne anlama geliyor bu?
Bordo-mavililerde Uğurcan, Erce ve Arda gibi yetenekler varken dördüncü kaleciyi almak, elbette geleceğe yatırım demek.
Gelecek deyince; bu transfer gerçekleşirse, aklıma şu olasılık geldi:
Yönetim Uğurcan’ın çok iyi bir bonservis bedeli ile Avrupa’ya gitmesine onay mı verecek acaba?
Bu, kuvvetli bir olasılık. Başkan Ahmet Ağaoğlu bir sohbetimizde şöyle demişti: “Her sezon 20 milyon euro bonservis ile bir oyuncumuzu Avrupa’ya gönderirsek, üç yılda tüm borçlarımızdan kurtulmuş oluruz...”
Yetiştir, parlat, ihraç et. Doğru stratejilerle yönetilen bir kulüp için gurur duyulacak bir tablo.
Bu performansı sürerse, Uğurcan en geç iki sezon içinde yuvadan uçacak. Buna kesin gözüyle bakıyorum.
Elbette onun da geleceğine dair planlaması vardır. Geçen hafta üniversite sınavına girip eğitimiyle ilgili hedefini çizmesi hoşuma gitti. Çok saygı duydum ve takdir ettim.
Mütevazı aile yaşamı ve başarılı sporcu kimliği, onu zaten insanların gözünde farklı bir yerde konumlandırıyor.
Türkiye’de kariyer ve eğitim bir arada yürüyebilir. Ya Avrupa’ya giderse?
Elbette kariyerinden vazgeçmesi düşünülemez.

Kriz engellendi!
Zararın neresinden dönerseniz kârdır. Türkiye Futbol Federasyonu, 2. ve 3. ligleri 18 Temmuz’da başlatma kararından vazgeçmekle, en doğrusunu yaptı.
Talep kulüplerden gelmişti. Gerekçeleri son derece mantıklı ve tutarlı idi.
Bir defa, bu kategorideki kulüplerin TFF Sağlık Kurulu tarafından yayınlanan protokole uymaları mümkün değildi. Maddi olarak zaten zor durumdaki kulüplerin seyahat, ulaşım, konaklama gibi konularda sıkıntı yaşaması kaçınılmazdı.
Dolayısıyla pandemi sürecinde büyük risk alacaklardı. Haklı olarak kulüplerin tamamına yakını liglerin oynanmamasından yana tavır koydu.
Sağlıklı iletişim her zaman olumlu sonuçlar verir. Futbol Federasyonu ile kulüp temsilcilerinin salı günü yaptığı toplantıda, endişelerin dile getirilmesi ve maçların oynanması durumunda neler yaşanabileceğinin anlaşılması, yanlıştan dönülmesini sağladı.
Açık söyleyeyim; federasyon kararında ısrar etse idi, kulüplerin maçlara çıkmama yönünde tavrı olacak ve futbolumuz yeni bir kaosun eşiğine gelecekti.
Ortak noktada buluşmayı başaran tarafları tebrik ediyorum. Aklın yolu bir!

Günün sözü
Özgürlüğün en büyük düşmanı, halinden memnun olan kölelerdir.
Che Guevara