Hikaye, Arda Turan’ın Başakşehir forması giydiği dönemde Galatasaray maçı öncesi Fatih Terim’in elini öpmesiyle başlamıştı.
Lakin senaryo, Arda tarafından çok önceden yazılmıştı. Formayı unutması, sözleşmesini fesih ederek boşa çıkması, ücretsiz Galatasaray’a gitmek istemesi, sıradan gelişmeler değildi.
Terim’i Ankaragücü’nde teknik adamlığa başladığı dönemlerden tanırım. Çabuk sinirlenir, kolay affeder. Sert mizacına karşın yufka yüreklidir. Tıpkı doğaçlama gelişen “el öpme” olayında olduğu gibi.
Ama plan bozuldu. Eski oyuncusuna sahip çıkıp onu Galatasaray’da görmek istediğini söylediğinde, başkan Mustafa Cengiz ile bu denli ters düşeceğini kestirememişti eminim.
Arda’nın geçmişteki vukuatları malum. Bunlara Fatih Terim’e yaptıkları da dahil. Hoca üzerine sünger çekse de, başkan Cengiz kendini bitirme noktasına getiren eski milli futbolcunun üzerini çizmesi ve Terim’e tavır alması, beklenmedik bir çıkış oldu.
Olabilir. Her kulüpte yönetim ile teknik direktör arasında fikir ayrılığı yaşanabilir. Lakin Cengiz’in dünkü açıklamaları yenir yutulur cinsten değildi. Konu Arda’yı aştı, başkan ve teknik direktör restleşmesine döndü.
Buraya yazıyorum. Terim, Arda olayının yarattığı tahribatı asla unutmaz. Çünkü “karizması” zedelenmiştir. Galatasaray başkanının çıkışı ise tuzu-biberi olmuştur. Bardağı taşıran son damla, Terim’in geleceğini de resmen tartışmaya açmıştır.
İpler koptu mu?
Sadece Arda konusu mu? Transfer sürecinde de ciddi sıkıntıları vardı Terim’in.
Elindeki kadronun lig ve kupada yeterli olmayacağını biliyor ve taleplerini medya üzerinden aktararak, camiasına durumun vahametini anlatmaya çalışıyordu. Sanki başkan ve yönetimle ipleri koparmış gibi idi. Dolayısıyla yaşananlar, hayra alâmet değildi.
Gelelim kendi kuyusunu kazmakla kalmayıp, Galatasaray’ı karıştıran Arda’ya!
Belli ki, Cengiz başkan olduğu sürece bu defter kapandı. Bonservisi elinde, talibi yok. Son dakika bir sürpriz yaşanmaz ise sezonun ikinci yarısını tek başına antrenman yaparak geçirebilir. Ya da yurt dışından gelecek vasat bir teklife, çok yetenekli “menajeri” sayesinde evet diyebilir.
Nereden nereye değil mi? Sen Barcelona gibi bir hayali gerçekleştir, sonra zirveden dibe yuvarlan ve yanında kimsecikler olmasın.
Arda’nın yaşadıkları tüm futbolculara örnek olmalı. Bir rol modelden fazlası idi. Ama artık bir “mikser” olarak görülüyor.
Nereye gideceğini bilmem, fakat Fatih Terim’i de peşine takarak yarattığı derin kriz, onun Galatasaray forması ile jübile yapma ihtimalini bitirmiş görünüyor.
Bravo Arda! Kabarık sicil dosyana bunu da ekledin ya!

Kabak tadı vermeyin!
Ali Şansalan, perşembe akşamına kadar beğendiğim, gelecek vaad eden genç bir hakem idi. İdi diyorum, beni hayal kırıklığına uğrattı Denizli’de.
Bilen bilir, hakem konuşmayı sevmem. Ama hakem kararı bir takımın kaderini etkiliyor ve ciddi maddi kayıplara uğramasına yol açıyor ise, kimse görmezden gelemez. Özellikle de Merkez Hakem Kurulu!
Trabzonspor’un Denizlispor ile oynadığı Ziraat Türkiye Kupası rövanş maçında Nwakaeme’nin atıldığı pozisyon hakemin gözünün önündeydi. Ceza alanına girerken net faul yapıldı Nwakaeme’ye. Herkes sarı kartın Denizlisporlu oyuncuya çıktığını düşünürken, hakem Nwakaeme’yi işaret etti. O da nabızı 180’e çıkan bir insanın vereceği tepkiyi gösterince, oyundan atıldı. Olmadı Ali Şansalan kardeşim.
Uzatmaya giden ve eksik kalan Trabzonspor penaltı atışları sonunda kupadan elenseydi, faturanın ücret bölümünde sadece senin adın olurdu! Dua et kaleci Erce’ye, Trabzonspor turladı.
Bir hata ile bir hakemin infaz edilmesine şiddetle karşıyım. Son dönemlerde önemli maçlarda düdük çalan ve iyi performans gösteren Şansalan, MHK’nin güvendiği bir isim. Henüz yolun başında. Gelecekte FİFA kokartı takmaya aday. Umarım o da olur.
Lakin Şansalan, geçmişte ağabeylerinin yaptığı yanlışa düşmemeli. Tıpkı Galatasaray-Rizespor maçının hakemi Atilla Karaoğlan gibi!
Özgüven iyidir. Ama ne oldum demeyeceksin. Dediğin anda bitersin. Sayısız örnekleri var.
Henüz bir şey değilsin Ali kardeşim. Doksan dakika maçın içinde olman, pozisyonlara yakın durman, sahaya objektif bakman şart.
Nwakaeme ile ilgili kararın yanlıştı. İzleyince sen de anlamışsındır.
Şansalan özelinde, genç hakemlere naçizane önerim, yönettiğiniz bir kaç maç iyi diye uçuşa geçmeyin. Yolunuz uzun, yiyeceğiniz ekmek çok.
Ne yolunuzu kısaltın, ne ekmeğinizden olun!

Bu acele niye?
Karaman ayrılığından sonra Trabzonspor yerinde bir kararla dümeni Hüseyin Çimşir’e teslim etti.
Çimşir’in iki kupa, bir lig maçı performansı geçer not alsa da, uzun maratonda gireceği zorlu virajlardan nasıl çıkacağı önemli.
Kendisi, “başarısız bulunduğu” için gönderilen Ünal Karaman’ın yardımcısı idi. Camiayı bilen ve sevilen bir hoca. Takımı da tanıyor. Oyuncularla iyi bir iletişimi var. İşler şimdilik yolunda gidiyor.
Tüm bunları yan yana koyduğunuz vakit Trabzonspor’u teslim ettiğiniz bir teknik direktör ile yeni sözleşme imzalamanız normal.
Hem ona motivasyon, hem taraftara mesaj açısından olumlu buluyorum.
Anlamadığım niçin sezon sonuna kadar değil de 1.5 yıllık imza atıldığı. Para pul kısmı beni ilgilendirmez.
Hüseyin hoca kalan 16 maçta başarılı olur, kupada hedeflenen noktaya gelirse ne âlâ. Ki yürekten isterim bunu.
Yarınların nelere gebe olduğu belli değil. Ya tersi yaşanırsa?..
KAP’a bildirim yapmış ve yükümlülük altına girmişsiniz. Dolayısıyla zorunlu bir veda gündeme geldiğinde, “evladınız” talep ederse, gelecek sezon için 3.5 milyon lirayı ödemek zorunda kalırsınız.
Umarım her şey iki tarafın planladığı gibi gelişir...
Trabzonspor’un yeni bir tatsızlığa tahammülü yol artık.