Teşekkürler Sultanlar’a Alkışlar Bahçeli’ye!

Ülke olarak sıkıntılı günler geçiriyoruz. Gülmeye, sevinmeye, coşku duymaya hasret kalmışız.
Tam da böyle bir dönemde, yüzümüzü Kadın Voleybol Milli Takımımız güldürdü.
Tokyo Olimpiyat Oyunları vizesi aldıkları organizasyonda oynadıkları her maçı soluksuz, heyecan içinde izledik. Vurdukları her smaç sayı olsun istedik. Ve elde ettikleri tarihi sonuçla gurur duyduk. Helâl olsun Cumhuriyet kadınlarına.
Japonya’da da dilerim tuttuğunuz altın olur.
Gelelim Milli Takımımızın başarısını hazmedemeyen cahil ve hastalıklı beyinlere.
Yıllardır sosyal medya ile aram hoş olmadı. Hâlâ da barışık değilim. Ama bugün görüyorum ki, iyi ki varmış!
Küfürbaz tayfasını dikkate almadan söylüyorum, bilinçli kullanıcılar hassas konularda müthiş bir dayanışma sergiliyor. Dokundukları yerden ses geliyor.
Yararlı tarafı şu; bazı insanlar fütursuzca ve cahil cesaretiyle, beyin kıvrımları arasına gizlenmiş düşüncelerini paylaşarak kendilerini ifşa ediyor. İyi de oluyor!
Örneğin Kaynaşlı Belediye Başkanı Birol Şahin!
Son yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’nden göreve getirilmişti. Filenin Sultanları olimpiyata katılma hakkını elde ettikten sonra bu şahıs, sosyal medya hesabından skandal bir mesaj attı.

Karanlık ve cehalet!
Kullandığı çağdışı ifadeleri burada tekrarlamayacağım. Kendini adamdan saymasın, örümcek beyinlilere yol açmasın.
Din kisvesi altında ayrımcılık yapan ve kadını aşağılayan paylaşımları her kesimden büyük tepki gördü. Kabul edilemezdi. O ise ısrarla devam ettirdi tavrını.
Bu noktada MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyorum.
Çok hızlı refleks göstererek, meczup hakkında gerekeni yaptı ve yüreğimize su serpti. Şahsın partiyle ilişkisini kesti.
Yetti mi? Hayır yetmez!
Hâlâ makamında oturan o zatın, insanların kutsalları üzerinden kirli düşüncelerini yaymasının cezasız kalmaması gerektiğini düşünüyorum.
Kim ne yapar bilmiyorum.
Toplum olarak kadınlarımızın üzerine titrer, her türlü kötülüğe ve güçlüğe göğüs germeye çabalarken, zehirli fikirleri dayatmaya çalışanların, binlerce yurttaşın belediye başkanı olmasını içime sindiremiyorum.
Kadınlarla kol kola, yan yana yürümeyi öğrenemeyen toplumlar, karanlığa ve cehalete mahkumdur.
Yolumuzu aydınlatmaya devam ettiğiniz için, bir kez daha minnetarız size Filenin Sultanları!

Rıza “EFENDİYİ” kıskanıyor musunuz?
Tarih 18 nisan 2005. Saracoğlu Stadı’nda Fenerbahçe- Beşiktaş maçı oynanıyor.
Tribünlerde bir pankart; “Rıza efendi iki ekmek bir süt.”
Hedef, siyah-beyazlı ekibin efsane oyuncusu Rıza Çalımbay idi.
İnsanlıktan nasibini almayan gruba, Fenerbahçe taraftarının da büyük tepkisi olmuştu.
Ama asla unutulmadı o bez paçavrası! Unutulmayacak da!
Yoksul bir aileden gelen ve tırnaklarıyla kazıyarak emek mücadelesi veren Çalımbay, bugün ligde ve kupada dolu dizgin ilerleyen Sivasspor’un teknik direktörü.
Futbolculuğundan daha başarılı ve her zamanki gibi mütevazı. Takdir ediyor, alkışlıyorum.
Bu kez arkasında aslanlar gibi duran bir başkanı ve onu seven Sivasspor camiası var.
Elinde ise, tıpkı kendi döneminde olduğu gibi başarıya aç, şımarmamış, inançlı bir oyuncu topluluğu...
Birileri kıskanıyor mu bilemem.
İçimden geçeni söylemekten çekinmiyorum. Futbolumuzun “Rıza efendiler” ile Mecnun Otyakmaz gibi “başkanlara” ihtiyacı var.
Kibir ve egodan tükenme noktasına gelen “büyükler” arasından sıyrılıp, 6. şampiyon olarak Rıza hocanın takımını görmek isterim doğrusu!..
Olamasa da, verdiği korku yeter...

Gençleri örnek alın!
Rahmetli İlhan Cavcav, sadece Gençlerbirliği’nin değil, Türk futbolunun da duayeni idi.
Hatalarıyla, sevaplarıyla göçüp gitti aramızdan.
Ama önemli bir miras bıraktı geriye. Bir Gençlerbirliği geleneği...
Dürüstlük, fair-play ve futbola saygı.
Şimdilerde oğlu Murat Cavcav devraldı bayrağı. Başarılı mıdır? Tartışılır.
Lakin babasının izinde gitmekte kararlı olduğu anlaşılıyor.
Gençlerbirliği yönetiminin, Beşiktaş maçında hakeme karşı sportmenliğe aykırı davranışı nedeniyle oyundan atılan Nadir Çiftçi’ye 30 bin euro para cezası vermesi, alışık olduğumuz bir tavır değildi.
“Büyük” olmakla geçinen kaç kulüpten gördünüz bu yaklaşımı?
Kaç tanesi hakeme, federasyona saldırmadan gerçeklerle yüzleşebildi?
Örnek olur mu bilemem.
Kendi evinin önünü temizleyeceğine, pisliklerini halının altına süpürenler, bir gün nereye bastıklarını anlayacaktır elbette! Helal olsun Murat başkan ve arkadaşlarına.

Masal anlatmayın!
Hafta içinde Ankara’da Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştay’ı yapıldı. Türk futbolunun ve sporunun geleceği adına olumlu sonuçlar vermesini diliyorum.
En önemli konulardan biri de “Kulüpler yasası” idi.
Hep aynı senaryo, sonu ise malum! En az 20 yıldır gündemde. Şahsen sıkıldım.
Başkentteki çalıştay ve benzeri organizasyonlarda konu tartışmaya açılır, sonra da sümen altı edilir.
Merakım şu; siyasi otorite mi istemiyor, kulüpler mi ayak diretiyor?
Her ikisi de değilse, bir yasanın çıkması bu kadar mı zor?
Acaba sıkıntı, futbola ciddi bir denetim, mali anlamda kontrol gelecek olması mı?
Peki, kulüp yöneticilerinin sorumluluk üstleneceği yasa; bunca israfı, düzensizliği önleyecek ise, kim neden engelliyor veya direniyor? İğne kimlerin canını acıtacak?
Spor Bakanı sayın Muharrem Kasapoğlu görev süresi bittiğinde ardında iz bırakacaksa, yıllardır sürüncemede kalan yasanın TBMM’den geçmesine öncülük etmeli. Gerçekler gün gibi ortada iken, kayıtsız kalacak tek parti olacağını sanmıyorum!