3 Temmuz 30 yıllık bir projeydi!

3 Temmuz sürecinde yepyeni bir aşamaya geçildi. Yıllarca gazetelerin başköşesinde manşetleri “şike operasyonu ya da davası” süslerken artık onun başka bir ismi var; “şike kumpası!”

Kolay değil ta oralardan buralara gelmek!

3 Temmuz günü televizyonlara çıkıp operasyon hakkında geniş bilgilendirme yapanlar önceki gün haklarında yakalama kararı çıkarılmak suretiyle gözaltına alındı.

Cumhuriyet Savcılığı artık 3 Temmuz sürecini “Şike Kumpası” olarak görüyor ve soruşturuyor.

Peki, bu kumpası kuranlar söz konusu soruşturma kapsamında haklarında yakalama kararı çıkarılanlar mıdır yoksa başka bileşenleri de var mıdır?

3 Temmuz neredeyse 30 yıllık bir projeydi ve ince ince her yıl üzerine bir tuğla koymak suretiyle işlendi.

3 Temmuz öncesinde yıllarca bu ülkede Fenerbahçe’nin maçları nasıl hakem yardımlarıyla kazandığı, ne şekilde federasyonun katkılarıyla şampiyonluklar yaşadığı konuşuldu, yorumlandı.

Galatasaray’ın ilk sezonunda penaltı rekorları kırarak üst üste 4 yıl şampiyon olduğu dönemlerde hatta Fenerbahçe’nin hiçbir iddiasının kalmadığı senelerde dahi maçlarındaki en ufak hakem hatalarının kimler tarafından nerelere taşındığına şahit olduk.

Yıllarca Fenerbahçe’nin lehine penaltı verilmezken, kamuoyunda nasıl tam tersi algı yaratılmış olduğu İTÜ’nin hazırladığı bilimsel çalışmayla 2012 yılında ortaya koyulmuştur.

Galatasaray 1996-97 sezonunda diğer üç takımdan fazla penaltı (20 üzerinde) kazanmasına, Hakan Şükür bu penaltıları gole çevirerek gol kralı olmasına ve hala bir başka takım bir sezonda bu kadar penaltı kazanamamasına rağmen Fenerbahçe lehine çalınan her penaltı düdüğünde bugün 3 Temmuz kumpasına katkı sağlamış olanların nasıl ortalığı ayağa kaldırdığını izleyebiliyoruz.

Bugün bir penaltı kararının ligin kaderine nasıl etki edebildiği yerde duruyoruz.

3 Temmuz Kumpasına benzer operasyonların yapılacağı bilgisi 2000’li yılların başından itibaren fısıltı gazetesi şeklinde etrafta kulaktan kulağa yayılırken bir başka algı yaratılmaya çalışılıyordu.

Ancak hiçbir dönem özellikle 2007 yılından sonra kurulan yapı kadar arkasına iktidar desteğini alacak şekilde örgütlenememişti.

Böylesi operasyonlar birden fazla bileşenin bir araya gelmesiyle sağlanıyordu.

En önemlisi kuşkusuz toplumun buna hazırlanmasıydı.

Bir diğeri elbette hukuksal dayanağın oluşturulmasıydı. 6222 Sayılı yasanın 11. Maddesinin 1. Fıkrası 3 Temmuz Davasının temelidir.

Özel Yetkilendirilmiş 16. ACM’nin gerekçeli kararını okuyalım mı?

“6222 sayılı Yasanın 11/1-son maddesine göre, “Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.” Buna göre; şike suçunun, şike anlaşmasının yapıldığı anda tamamlandığı, kazanç veya sair menfaatin temin edildiği anda ise suçun sona erdiği; teşvik primi verme suçunun da verildiği veya verileceği yönünde vaatte bulunulduğu anda sona erdiği, bu itibarla şike/teşvik primi suçunun tamamlanması için, ayrıca suça konu müsabakanın anlaşma doğrultusunda sonuçlanmış olmasının gerekmediği, bir başka anlatımla şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansımış olup olmadığının bir öneminin bulunmadığı, dolayısıyla şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansıyıp yansımadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerin usul ve yasaya uygun olmadığı, yine dosya kapsamı itibariyle Fenerbahçe Spor Kulübünün mali durumu hususunda Vergi Müfettişi Nusret Bulut tarafından düzenlenen 26/03/2012 tarih ve 2012-B-528/1 sayılı ile İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri tarafından düzenlenen 23/09/2011 gün ve E.A 15/37, M.A 37/6 sayılı raporlar ve içeriği itibari ile kabul edilen iletişimin tespiti tutanakları karşısında ayrıca söz konusu kulübün para hareketleri yönünden bir bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığı,”

İşte davanın özeti bu metinde gizlidir.

Şike var, teşvik var; ortada organize çıkar örgütü var ama para hareketlerinin incelenmesine, ispat edilmesine, var mı yok mu araştırılmasına gerek yok!

Para nerde, yok! Araba nerde, yok! Para nerde, yok! Araba nerde, yok! Para nerde, yok! Araba nerde, yok...

Ceza hukuku genel anlayışıyla tamamen çelişen bu yasa maddesi ile Fenerbahçe suçlu ilan edilmiştir. Normal şartlarda, biraz kafası çalışan medya çalışanı bunun üzerinden davayı sorgular, kitap yazardı. Ancak mesele gerçeklerin ortaya çıkarılması değil, üzeri örtülmesi olduğundan konu bile edilmedi.

Ama biz yazdık! (*)

Operasyonu gerçekleştirenlerin toplayacağı delillerden bir senaryo yazarak bunu iddianame haline getirip dava konusu yapmaksa ayrı bir hüner gerektiren özel bir yetenekti.

Egemen düşünce yapısının iktidarın gücünü arkasına alması ise olmazsa olmazdı.

Özellikle medyanın bunu destekleyecek türden haber, yorum ve yayın yapması ise yapıyı ayakta tutacak bir unsurdu.

Kuşkusuz bu operasyonu sportif anlamda yönetecek bir yapıya, organizasyona ihtiyaç duyuluyordu.

İşte geride bıraktığımız 30 senede tüm bunlar üst üste koyuldu ve 3 Temmuz 3011 günü düğmeye basıldı.

Geçtiğimiz gün gözaltına alınan 43 kişi bu yapının görünen kartopudur ancak!

Buzdağının ana yapısı hala görevinin başındadır ve bir kısmı utanmadan sadece konum ve taraf değiştirerek korunmaya ve bu şekilde görevini ifa etmeye devam etmektedir.

3 Temmuz artık bir kumpas olarak adlandırılıyorsa ve bunu kuranlar soruşturmaya uğruyorsa kuşkusuz bugün 3 Temmuz’u ağzına alıp savunanların bu kumpasın içinde rol alıp almadıklarıyla ilgili şüphe altında oldukları ortadadır.

3 Temmuz’u savunanlar ve her fırsatta Fenerbahçe’ye çamur atan ve atmaya devam edenlerin üzerine yapışan kumpas şüphesinin en temel delili ellerinde olan bunca güce, imkâna ve gazetecilik mesleğine rağmen sadece konuşmaları, araştırma adına ortaya tek bir şey koyamamaları ve dedikodu şaibesinin altını besleyecek şekilde çalışmalarıdır.

Algı operasyonunun bundan daha güzel örneği olabilir mi?

Ortada bir kumpas olduğunu daha ilk günden itibaren söyledik ve bugün gelinen nokta malumun ilanıdır!

Ve tüm toplumu ilgilendiren böylesi ahlaksızlığa, adaletsizliğe ortak olanlar adalet önüne çıkarılmadıkça gerçek hesap kesilmeyecektir.

Aykut Hoca’nın 3 Temmuz sürecinde söylediği söz; gerçeklerin bir gün ortaya çıkması gibi kötü huyu vardır, bu kadar güzel şekil alamazdı herhalde!

Gerçekten zavallısınız!

Fenerbahçe nefretiyle beslenen bu kişilerin yarattığı algının bu sene Kayseri'de 4 yaşındaki çocuğun üzerine nasıl yönelmiş olduğunu da gördü bu ülke. (**)

Hala utanmıyorsunuz değil mi? (***)

(*)

(**) https://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman-fenerbahce-nefreti-4-yasindaki-cocuga-ne-yapti--2135427-skorer-yazar-yazisi/

(***) https://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman--2010-11-sezonundan-bile-kirli--olan-nedir--2057719-skorer-yazar-yazisi/

http://twitter.com/uzaygokerman