3 Temmuz'da Organize Çete Örgütü kimlerdi?

Bu sabah güne Atilla Gökçe’nin köşesinde yazdığı haberiyle uyandık. Detayına baktığımızda Türkiye’nin özellikle 2007’den sonraki gündemini belirleyen davaların merkezinde neler olduğuyla ilgili bize çok önemli fikirler veren bir içerik vardı.

Kuşkusuz haberin konusu taraflarca ayrıntılarıyla konuşulmaya gereklilik gösteriyor.

Şimdi haberi bir kere daha okuyalım.

“Galatasaray Başkanı, “Fethullah (Gülen) grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım da Fenerbahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı... Henüz sonlanmayan bir süreç” dedi.

Atilla Gökçe, Lig Radyo Yayın Yönetmeni Mehmet Ayan ve Ilgaz Çınar’la birlikte Galatasaray Kulübü’nün bir davetinde Başkan Duygun Yarsuvat ile bir araya geliyor. Galatasaray Spor Kulübü Başkanı’nın avukat olması kuşkusuz her spor ortamında konu edilen 3 Temmuz sürecinin konuşulmasını seviyeye çıkarıyor.

Duygun Yarsuvat, Galatasaray’ı bırakıp giden eski başkan Ünal Aysal’ın aksine 3 Temmuz’a dair bilinen bütün gerçekleri alt üst edecek bir boyut getiriyor.

Ünal Aysal ve yönetim kurulu hatırlanacağı üzere geçtiğimiz bahar sonunda Aziz Yıldırım’ın yeniden yargılanması gündeme geldiğinde apar topar “3 Temmuz sürecinin kendileri için net, Fenerbahçe’nin söz konusu davaya neden olan süreçteki maçlarda şike yaptığının sabit olduğunu ifade ederek, yeniden yargılananın her ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın bu gerçeğin değişmeyeceğini” belirten bir açıklama yapma ihtiyacı duymuştu.

Türkiye son 7 yılda öyle aşamalardan geçti ki ilerleyen tarihlerde gelecek kuşakların soracağı şu soruya herkesin vereceği bir cevap olmalıdır.

“3 Temmuz sürecinde ne yaptınız?”

Gazetecilik ve habercilik anlamında Özel Yetkilendirilmiş Mahkemelerde görülen bütün davalar karşısında ülkemiz gazeteci ve haberciliğinin duruşu acizlikten öte bir yerdedir.

Sn. Duygun Yarsuvat’ın ortaya koyduğu bilginin taraflarca ne türden karşılık bulacağı, bunun bir dava konusu haline gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.

Ancak diyelim ki iddialar gerçek ve ortada tehdit ve zorla para isteme gibi mafya ve çete türü bir durum var o halde 3 Temmuz’da Aziz Yıldırım’ın suçlu ve Fenerbahçe’nin şike yaptığını iddia edip, bunu savunan, bu yönde kanaat ve inanç gösteren medyamızın çok seçkin ve değerli haberci, gazeteci ve yorumcuları da ister istemez bu sürecin paydaşı, ortağı durumuna gelecektir.

Hiç değilse görevlerini yapmamanın verdiği reel bir sonuç çıkacaktır ortaya.

Üstelik iddianın niteliğine baktığınızda işin rengi ve pozisyonu da sadece basit bir gazeteci, haberci beceriksizliğinin ötesine geçecektir.

Aziz Yıldırım Özel Yetkili Mahkemelerde yargılandı.

Neden?

Duygun Yarsuvat buna da yorum getirmiş.

“-Aziz Yıldırım, 6222 sayılı yasa kapsamında yargılandı. Normal olarak asliye ceza mahkemesinde yargılanması gerekirdi. Ama Giresunspor eski başkanı Olgun Peker’le ilgili iddialar kapsamında olayı çete suçu olarak gördüler ve ağır cezaya gittiler. Bence bu yanlıştı. Normal olarak asliye cezada yargılansaydı, tutuklanmazdı. Asliye cezada suçlu bulunsa dahi ‘hükmün açıklanması geri bırakılır’ ve bu kadar yıpranmamış olurdu. Bu dava ile ilgili yargılama usulü kararları üç gün içinde değişti. İyi olmadı.”

Organize suç örgütü kurmak suretiyle suç işlemek ne demektir?

Belli bir menfaat elde etme yoluyla birçok kişi ve oluşumla yasa dışı bir organizasyon yapmak anlamına gelir.

3 Temmuz’dan bu yana hangi soruyu sorduk?

Aziz Yıldırım ve Organize Suç Örgütü’nün bu işlerden maddi menfaati neydi?

Dönemin savcısının iddianamesini okuduğunuzda Aziz Yıldırım’ın bütün bunları 2009’daki genel kurulda 3 yıl üst üste şampiyonluk sözü verdiği ve bunun üçüncü yılının 2010-2011 sezonuna denk geldiğinin vurgusu yapılıyor.

Ne savcılık makamı, ne 16. Ağız Ceza Mahkemesi ne de Yargıtay Aziz Yıldırım’ın sözde kurduğu suç örgütünün hangi maddi menfaate dayandırıldığını ispat edememişlerdir.

Nasıl bir maddi menfaat ispat etmesini istiyoruz mahkemeden?

Bunun cevabını da Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat veriyor.

Evet, bir suç örgütüyseniz, organize çalışma içindeyseniz o zaman insanların kapısına dayanır, tehditle, şantajla para ister veya size büyük menfaat sağlayacak bir konuda insanların yardım etmesini istersiniz. O yardımın konusu sonucunda size yine maddi bir karşılık olarak geri döner.

Organize suç örgütü neden tehdit eder peki, gücünü neye dayandırır?

Eskiden mafya vardı. Kapınıza dayanır, eğer haraç vermezseniz her ne iş yapıyorsanız bunu devam ettirmenize izin vermezdi. Gelir işyerinizi başınıza yıkar, işiniz her neyse onun gerçekleşmesini engeller, belki topuğunuzdan vurur, son kertede de çeker vururdu.

Şimdi işin rengi değişti. Başka şeyler yapılıyor. Yapıldığını biz söylemiyoruz, çünkü işin boyutunun bu seviyelere ulaşacağına aklımız yetmiyordu.

Duygun Yarsuvat, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı, yetmez, avukat kimliği var. Hukuk adamı, sözünü ettiği şeyin nereye varacağını en iyi bilecek kişilerden biri; Atilla Gökçe kendisini arayıp, bu haberi yazmak için izin de istiyor ve veriyor.

Ne diyor Başkan, bir kere daha okuyoruz.

“Fethullah (Gülen) grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım da Fenerbahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı...”

Bundan daha vahim bir söylem olmadı 3 Temmuz sürecine dair.

Neresinden bakarsanız bakın, elinizde kalacak, insanı dehşete düşürecek ve korkutacak dahası var mı?

O zaman şu soruyu sormamız gerekmiyor mu?

Bu bir organize çete işi değil mi?

3 Temmuz sürecinin en başından sonuna kadar sürecin operasyon tarafında kalan bütün unsurlar bu çetenin doğal bir parçası olmuyor mu?

Şimdi savunma yapma sırası size, öyle ya da böyle şaibe altındasınız.

http://twitter.com/uzaygokerman