3 Temmuz'u yapan organize çıkar örgütünün hesabı ödemesi üzerine

Cuma günü mahkeme 3 Temmuz Davasıyla ilgili Fenerbahçeli yöneticilerin üzerlerine isnat edilen suçlamalardan beraatına karar verirse ortaya şöyle tuhaf bir durum çıkmış olacak.

Fenerbahçe, şike veya herhangi teşvik suçu işlememiş yöneticileri olmasına rağmen ki CAS kararında da şöyle bir ifade var;

247) Sonuç olarak Kurul, UEFA’nın, elde edilen bilgilerin düzeyinin henüz kişilerle ilgili bir ceza verecek kadar yeterli olmadığını düşünse bile Fenerbahçe’ye bir ceza verebileceği sonucuna varmıştır. (*)

2011-12 ve 2014-15 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne, 2013-14 sezonunda da Avrupa Ligi’ne gitmeyi hak etmesine karşın TFF ve UEFA’nın aldığı karar ve yaptırımlar sonucu katılamamış ve muhtemel kazançlarından mahrum kalmıştır.

Peki, TFF ve UEFA söz konusu yaptırımları neye göre almıştır?

UEFA’nın Yunanistan’da Olympiacos kulübüyle ilgili olarak verdiği kararı da okuyalım mı?

Mahkemenin sonuçlanmamasından dolayı kararın bu yönde çıkarıldığı bildirildi. ‘Yeterli inandırıcılık’ olana kadar kesin delillerin beklendiği dile getirildi.

Ayrıca Yunanistan Futbol Federasyonu’ndan giden belgelerde polis tapelerinin 3. şahısların konuşmasından dolayı yeterli bulunmadığı, savcı iddianamesinin kesin sonuca varmadığı ve halen iddia boyutunda olduğu anımsatıldı.

Gazete, internet ve televizyon kupürlerinin ise resmi bilgiler olarak görülmediği kaydedildi. (*)

Bir ülkede 6222 Sayılı yasa benzeri sporda şike ve teşvik gibi suçları cezalandırmaya yönelik kanun düzenlemeleri varsa burada yasal anlamda kuvvetler ayrımının iradesine bağlı üst bir merci bulunmaktadır anlamına gelmektedir.

Yani?

Yasa koyucunun düzenlediği kanuna bağlı bir operasyon düzenlenmiş, operasyon sonucu yapılan soruşturmalara bağlı suç şüphesiyle dava açılmıştır.

Bir ülkede açılan dava en üst düzeyde soruşturma olup, bunun üzerinde irade olamaz.

Sporla ilgili düzenlemeleri yürüten federasyonlar kuşkusuz bağımsız soruşturmalar yürütebilir hatta cezalar da verebilir.

Buradaki ön koşul söz konusu cezaların ülke ve uluslararası kanunlarla çerçevesi çizilmiş yasalara ve insan haklarına aykırı olmamasıdır.

Örneğin Bosman Kuralları bir futbolcunun kendi kulübüne açtığı dava sonrasında Avrupa Adalet Divanında Avrupa Birliği’nde işçilerin serbest dolaşımına yönelik kararlara dönüşmüş ve UEFA’yı da bağlayan bir düzenleme olmuştur.

UEFA “benim ayrı yönetmeliklerim ve içtihatlarım var Bosman Kuralı beni bağlamaz” diyebilir mi?

TFF’nin, Türkiye’de böyle bir yaklaşım sergilemesi düşünülebilir mi, örneğin 6222 Sayılı yasa ile çizilmiş sınırların dışında aklına estiğince başka kurallar oluşturabilir mi?

Sonra UEFA veya TFF kimdir?

Dernek statüsünde kurulmuş yapılardır.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi UEFA da TFF de kendi yürüttüğü soruşturmalar çerçevesinde cezalar verebilir, ancak verdiği cezaların yasal anlamda bir dayanağı yoksa veya onların da bağlı bulunduğu ülkelerin yargısından aldığı kararlara ters hükümler çıkmışsa bu durumda kuşkusuz bu cezaların altı boşalmış ve hukuksuz bir iş yapmış sayılırlar.

Bir hakemin verdiği yanlış karar, bir oyuncunun rakibine yumruk atması (eğer burada başka bir şikâyet konusu yoksa,) oyuncunun doping kullanması o ülkenin yargısının konusu olmayabilir ve burada ilgili Federasyonun alacağı karar kesin sayılır; ancak şike ve teşvik gibi, hele de 6222 sayılı yasa ile çok önemli cezaları olan suçlar konusunda bir yaptırım söz konusuysa burada üst makam olan adaletin vereceği karar bağlayıcı ve sondur.

3 Temmuz’da bir yangından mal kaçırma durumu söz konusuydu.

Topyekûn bir operasyon vardı.

Sadece polis, savcı, hâkim değil, medyasındaki muhabirinden genel yayın yönetmenine, yorumcusuna, habercisine, fotoğrafçısına, federasyondaki yöneticisine, rakip kulüp başkan yöneticilerine ve UEFA’ya varıncaya kadar hemen herkes sözbirliği etmişçesine Fenerbahçe’nin üzerine çökmüş, leş yiyicileri gibi pay almaya çalışıyorlardı.

İğrenç bir görüntü vardı ve hepsi teker teker bu iğrençliğin parçası olmuştu!

Aziz Yıldırım’ın ambulans içindeki sedyede yatar pozisyondaki görüntüsünü haber yapma telaşındakiler onun eşkâl fotoğrafını gazetelerine basmakla kalmamış, yetmemiş bu fotoğrafı yılın gazetecilik olayı olarak ödüllendirmekten bile geri durmamışlardı.

Fenerbahçe yöneticileri çıkar amaçlı silahlı suç örgütü kurmakla suçlanırken ortada tam teşekküllü, organize olmuş ve ne yaptığını bilen “gerçek” bir organizasyon, çete vardı.

O günlerde Aziz Yıldırım’ı nerede asmak gerektiğini tartıştığını unutup, sanki 3 Temmuz’da doğru bir duruş sergilemiş gibi ortaya çıkma gayreti içinde olanlar da dâhil olmak üzere o tarihlerde çok az kişi bu adaletsizliğin, hukuksuzluğun karşısında durabilme cesaretine sahip olmuştur.

3 Temmuzu yapan organize çıkar örgütünün hesabı ödemesi üzerine

Onların bir kısmını 3 Temmuz'da Fenerbahçe'nin kuantum tanecikleri ne yaptı?(**) Başlıklı yazımda isim isim ortaya koydum. Burada ismini unuttuklarım da vardır ancak özellikle medyadan tek bir “adam” yoktur!

3 Temmuz'da fotoğraftaki isimsiz Fenerbahçelilerdir esas kahraman; cesur yürekli, boyun eğmeyi bir an olsun düşünmeyenlerdir.

Kimse masumiyet karinesi hatırlamadı bile.

Savcı iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Kimse suçsuzluğunu ispatlamaya zorlanamaz, bu temel hukuk kaidesi ayaklar altına alındı.

Kimsenin beklemeye tahammülü yoktu.

Neden olmadıklarını sonradan öğrendik.

Garabete bakar mısınız?

UEFA, Fenerbahçe’ye ceza vermekten geri durmuyor. Ancak aynı UEFA kendisini net bir şekilde bağlayacak olan kişilere ceza veremeyeceğine hükmediyor ve kişiler ve kurumları birbirinden ayırıyor.

Türkiye’deyse bunun tam tersi oluyor.

Kişiler suçlanıyor, bir sene cezaevinde tutsak alınıyor; ancak Fenerbahçe’ye ceza verilmiyor.

Yargılamayı yapan mahkeme;

“6222 sayılı Yasanın 11/1-son maddesine göre, “Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.” Buna göre; şike suçunun, şike anlaşmasının yapıldığı anda tamamlandığı, kazanç veya sair menfaatin temin edildiği anda ise suçun sona erdiği; teşvik primi verme suçunun da verildiği veya verileceği yönünde vaatte bulunulduğu anda sona erdiği, bu itibarla şike/teşvik primi suçunun tamamlanması için, ayrıca suça konu müsabakanın anlaşma doğrultusunda sonuçlanmış olmasının gerekmediği, bir başka anlatımla şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansımış olup olmadığının bir öneminin bulunmadığı, dolayısıyla şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansıyıp yansımadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerin usul ve yasaya uygun olmadığı, yine dosya kapsamı itibariyle Fenerbahçe Spor Kulübünün mali durumu hususunda Vergi Müfettişi Nusret Bulut tarafından düzenlenen 26/03/2012 tarih ve 2012-B-528/1 sayılı ile İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri tarafından düzenlenen 23/09/2011 gün ve E.A 15/37, M.A 37/6 sayılı raporlar ve içeriği itibari ile kabul edilen iletişimin tespiti tutanakları karşısında ayrıca söz konusu kulübün para hareketleri yönünden bir bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığı,”(**)

Şeklinde bir karar kaleme alıp, şike yapılmış ve teşvik primi verilmiş/alınmış mı ile ilgilenmediğini, bunu ispatla yükümlü olmadığını ifade edip, yasaya nereden, ne şekilde ve hangi amaçla sokulduğu net bir şekilde malum bir maddenin arkasına saklanarak 3 Temmuz’un gerçek niteliğini ortaya koymuştur.

Yeniden yargılama süreci olmamış olsa bugün bu insanlar cezaevine girmiş, haksız yere cezalandırılıyor olacaklardı.

Kendinizi bir gün o zindanda hayal edin sonra da yapılmaya çalışılan adaletsizliğin büyüklüğüne ilişkin bir empati kurun.

9 Ekim günü mahkemeden beraat kararı çıktığında işte bunun için hesap kapanmış olmuyor. 3 Temmuz’da çıkar amaçlı organize ve büyük bir suç örgütü vardı ve bunun tüm unsurlarının yargılanması gerekiyor.

Geriye dönük başta UEFA, her türlü tazminatlar dâhil olmak üzere bu hesaplaşma yapılmadan gerçek adaletin yerine gelmesi, gelecek kuşaklara öğretici bir ders olarak kalması mümkün olmayacaktır.

(*)https://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman--fenerbahce--hile-ile--fesat-ile-batamaz---2109483-skorer-yazar-yazisi/

(**)https://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman-3-temmuz-da-fenerbahce-nin-kuantum-tanecikleri-ne-yapti--1817937-skorer-yazar-yazisi/

Not: Bu yazınının içeriğindeki bir takım teknik bilgiler için Murat Cennetoğlu’na teşekkür ederim.

http://twitter.com/uzaygokerman