Sezon kapandı; Emre Belözoğlu aktif futbol yaşantısına noktayı koydu. Onunla ilgili değerlendirmeyi hafta içine bırakmak istiyorum, belki özellikle Fenerbahçe’de oynadığı dönemde kaleme aldığım yazılardan da birkaç küçük alıntı yaparım.

Fenerbahçe sezona büyük umutlarla başladı, çünkü iyi de transferler yapmıştı; ama ligi geçen seneden de kötü bir yerde tamamladı.

Bir önceki sezon başarısız olan kadroda kimi futbolcular sorumlu gösterilmiş, gönderilmiş, yerine bunlar alınmıştı. Şimdi bunların da değeri azaldı; büyük çoğunluk bu takımın Fenerbahçe’nin futbolcusu olmadığını falan da düşünüyor olmalı, yeni kurbanlar bekleniyor.

Aynı şey teknik yönetimler için de geçerli; iki senede Fenerbahçe sahaya beş farklı teknik direktör ile çıktı.

Seneye neler yaşanacak bugünden kestirmek kolay değil; ancak yapılmaya çalışılan transferler konusunda medyaya yansıyan isimlerin fazlasıyla iyi olduğunu söylemek mümkün...

Ama hep aynı yere gelip duruyoruz; nasıl oynayacak bu takım?

Dünkü maçtan size bir iki pozisyon hatırlatacağım.

Serdar Aziz topu Dirar’a veriyor, Dirar topu aldığında ileriye ve yana doğru tüm pas kanallarının Rizesporlu oyuncular tarafından kapatıldığını görüyor. Orta alanda pas almak için kimse yanaşmadığı gibi öncesinde de Dirar’ın önünü açacak boş alan koşusu görmüyoruz. Dirar çaresizce topu geriye dönerek aldığı yere teslim ediyor.

Maç boyunca Serdar Aziz’den de Dirar’a %2,4, Dirar’dan Serdar Aziz’e %2,9,’lük bir pas trafiği oluşmuş.

Diğer taraftabu oran Falette’den Hasan Ali’ye %3,1, Hasan Ali’den Faletti’ye %2,2.

Maç içinde sadece futbolcu üzerinden oyunu okumaya çalıştığınızda Dirar’ın oyunu kuramayan, açamayan bir futbolcu olduğu sonucuna varmak kolayı oluyor. Sayısal verilere baktığınızda da böyle düşünüyorsunuz.

Bu bir yere kadar doğrudur.

Ancak günümüzde futbol bu değil; tüm sorumluluk futbolcunun üzerine kalmıyor.

Mesela kalecinin görevi nedir; kalesini korumak, gole kapatmak, öyle mi? Bir kalecinin değerini artıran şey kesinlikle kurtardığı gollerle ölçülür ama iyi bir futbol takımı kalecisine iş düşürmeyendir. İş düştüğünde de kaleci görevini yerine getiriyorsa burada başarı vardır.

Aynı şey forvet, santrafor için geçerlidir. İyi bir takım golcüsüne pozisyon hazırlayabiliyor, onu gol vuruşu yapacak noktaya getiriyor olmalıdır. O pozisyona geldiğinde artık sorumluluk vuruşu yapan golcüdedir. Golcünün kafasının tam üzerine topu ortaladığında, onun topu dışarı göndermesinin sorumlusu santraforun beceriksizliği olmaz.

Konu orta sahada biraz daha karışıktır, burada zaman zaman savunma ve hücum organizasyonları iç içe geçer.

Bütün sezon boyunca başta Sivaspor olmak üzere birçok takımın pas trafiğini incelemeye çalıştım. Bunu sadece verilerle değil, oyunu izleyerek tamamlamak gerekiyor.

Benim Ersun Yanal’a yaptığım eleştirilerin merkezinde de bu vardı. Oyun bilgisi ve taktik organizasyon; bu günümüz futbolunda teknik direktörün işidir.

Oyunu sağ kanattan kurmaya başlıyorsanız hangi pas trafiğinin ve hangi 2’ye 1’lerin kurulacağını antrenmanlarda çalışmak gerekiyor.

Bir kanat tıkandığında oyun nereye nasıl dönecektir?

Sahanın bir matematiği var; Dirar’a üç kişi orta alanda basıyorsa bu rakip savunmanın aynı zamanda başka bir yerde iki kişilik boş alan bıraktığını da gösteriyor. Demek ki diğer tarafa o topu hızla döndürmek bir alternatif oyun planıdır.

Liverpool bu sene bunu başarabildiği için çok kolay goller attı. Gol atmanın ne kadar kolay bir şey olduğunu gösterdi.

2017-18 sezonunda Isla-Dirar-Mehmet-Giulliano ile sağ kanatta nasıl kurulduğunu hatırlamak gerekiyor. Ligin sonuna doğru sistem şakır şakır işliyordu.

Geçen sene Fenerbahçe Beko-Real Madrid maçında son topta Datome’nin potaya gidip, el değiştirerek attığı son basket oyununu oynayabilme becerisinden söz ediyorum. O pozisyonun finalinde mesele Datome’nin basketi atmasıdır; ama öncesindeki birkaç saniyenin konusu o pozisyonu hazırlamaktır.

Bu oyunu kurmak için tekrar tekrar oynamak, geriye dönmek, alan ve pozisyon değiştirmek gerekiyordu; öyle de oldu.

Son iki senede olmayan işte bu.

Konu geldi Emre’nin saha içindeki duruşu, oyunu çözüşü, ağabeyliğine dayandı ve orada kaldı.

Ama bitti işte; Emre seneye yok. Saha dışında Fenerbahçe’nin futbol aklı olmaya çalışacak.

Yapmak ile yaptırmak, öğretmek arasında çok önemli bir fark vardır.

Hiç kuşkusuz neyin eksik olduğunun farkına varmak tüm bunların da önündedir.

Bu iş Mehmet Topal, Sauza, Skrtel, Roman, Neto, Aatıf, Giuliano, Soldado, Fernandao, Hasan Ali vb.lerle olmaz diye düşünüp, gönderirsin, gittikleri yerlerde takımlarınlarının bir parçası olurlar, takımları şampiyon olur, sen de biz nerede hata yapıyoruz, paramız olsa daha iyilerini alırız diye kendini avutur durursun.

2019-20 sezonu her yönüyle bu eksiklikler çerçevesinde heba edilmiştir.

Anlaşıldı mı, öğrenildi mi bunu önümüzdeki sezon görüp yaşayacağız.