Fenerbahçe karşı vicdani karanlık duygusu

Bir ülkede adalet ancak durumlara karşı eğilip bükülmeden ve karşılaşılan olaylar ve olgulara her şekilde aynı yaklaşımı gösterebilme düşüncesi, bilgisi, cesareti, kararlılığı ve bilgeliği ile sağlanabilir.

Buna sahip çıkan paydaşlar ne kadar büyürse adalet de o kadar güçlenir.

Dahası orada adalete konu olacak hukuksuzluk zaten olmaz!

Ancak eğer duruşunuzu delirleyen şey farklı öznel sebepler olursa o zaman aradığınız şey pragmatizm olur.

3 Temmuz operasyonu, süreci ve davası ısrarla “Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım” üzerinden konuşulmaya çalışıldı.

Bunun nedenlerini defalarca kere ve en son hafta içinde yazdığım yazılarla anlatmaya çalıştım.

Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım ülkemizde son 20-25 yıl içinde sistemli bir biçimde belli bir algının içine yerleştirildi.

Aziz Yıldırım öncesinde Ali Şen vardı ve yıllarca takımın kazandığı penaltıları hakemleri ayarlamak suretiyle elde ettiğine dair kamuoyunda güçlü bir yargı oluşturulmuştu.

Oysa Türkiye’de hiç böyle istatistikler konuşulmaz veya dile getirilmez, bir sezonda ligde en çok penaltı kazanan takım kimdir biliyor musunuz?

34 maçlık seride 17 penaltı atışı kazanmış ve bu penaltıları gole çeviren bir de gol kralı çıkarmış bir takımımız var. Üstelik o sezon diğer üç büyük takımın kazandığı penaltı sayılarının toplamı bile bu sayıya ulaşamamıştır.

Fenerbahçe Medyası’ndan söz eden ve her fırsatta hakemlerin Fenerbahçe’yi kayırdığını ifade etmekten hiç çekinmeyen dahası hiç durmayan medyamızın duayeni Hıncal Uluç o sezon bu 17 penaltılık performans sırasında hakem kararlarıyla ilgili dönemin etkili programlarından biri olan Sevgili Kenan Onuk’un sunduğu 90 Dakika’da Haşmet Babaoğlu’yla birlikte tek bir yorum yapmamıştır.

Peki ligde neredeyse tek bir penaltı kazanmadan şampiyon olan takımı biliyor musunuz?

İTÜ’nin Fenerbahçe’ye verilmeyen penaltılarına dair bilimsel bir çalışma yapıp rapor hazırladığından haberiniz var mı?

Türkiye’de Fenerbahçe markası sürekli suçla, kayırmayla, hukuksuzlukla, haksızlıkla birlikte anılmıştır.

Fenerbahçe lehine olabilecek bir şey yapmak toplumda ayıplanacak, alaya alınacak, belli bir imayla birlikte ifade edilecek bir hale gelmiştir.

Hüseyin Göcek, Halis Özkahya, Fırat Aydınus, Yunus Yıldırım ve daha nicelerinin Fenerbahçe’nin bütün pozisyonlarına dair yaptıkları yorumlar işte bütün bu yaratılmış kirli algının eseridir.

Öyle olunca toplumumuzun 3 Temmuz sürecine dair yorumunu yönlendirmek de kolay olmuştur.

Suçlu zaten hazırdır!

Operasyonu yapanların işi o kadar kolaydır ki!

Zaten Aziz Yıldırım’dan nefret edenler de vardır, seveni yoktur!

Maalesef ülkemizin aydın kesiminin 3 Temmuz sürecine dair yaklaşımı tam bir sefalettir.

Aziz Yıldırım’ın CNNTURK’teki programından sonra twitter üzerinden mesaj gönderen iki kişinin twiti çok anlamlıydı.

Biri Ufuk Uras;

“Aziz Yıldırım’ın Boğaz Köprüsü’nden atlama ihmaline karşı ilave önlemler alınmış.” Diyor.

Diğeri Nedim Şener;

“Kimse FB’ye operasyonun arkasında cemaat var diyemez çünkü Aziz Yıldırım herkesi tekzip etti.” Diyor.

Bu arkadaşlarımız düşünen, bilgili hatta kendileri operasyona uğramış kişilerdir.

Nasıl oluyor da kişiler üzerinden bütün süreci ayaklar altına alacak böyle bir yorum yapabiliyorlar anlamlıdır ve zaten eşyanın doğasına da uygundur.

Toplumu bu kadar yakından ilgilendiren ve çok çarpıcı bir yargı tartışmasında Fenerbahçe’yi nasıl alıp da kenara itmeyi vicdanları kaldırıyor işte bunu anlamak kolay değildir.

Ama Türkiye gerçeği bu maalesef.

http://twitter.com/uzaygokerman