Geçen sezonun en kritik karşılaşması Sivasspor’du Fenerbahçe için; kazanması halinde büyük bir ihtimalle şampiyonluğa ulaşacağı bir maçı kaybetmişti, tıpkı bir önceki sezon gibi.

Sivasspor Süper Ligin kendine göre bir istikrarı ve ortalaması olan ve bunu de hiç kaybetmeyen bir takımı.

Geçen sezonu 5. ondan öncekini 4. de tamamladı ve üst üste iki sezon Avrupa kupalarına katılma hakkı elde etti.

Rıza Çalımbay, Galatasaray-Fatih Terim istisnasını bir kenara bırakırsak Süper Ligde kendine göre o da istisnai bir durum yaratarak Sivasspor’da uzun yıllardır görev yapıyor.

Bunun hakkını ve ölçüsünü bir kere ortaya koymak gerekiyor.

Fenerbahçe’nin geride bıraktığı son 3 sezondaki istikrarsızlıklarıyla birlikte bu döneme nasıl bir tablo ile başladığını da...

Bu maçın 90+7. Dakikasında gol atıp kazanmış olsaydı karşılaşmanın zorluk derecesi ve sonuna kadar mücadele eden takım gerçeği konuşulacaktı futbol kamuoyunda.

Peki Fenerbahçe uzatma dakikalarında o golü bulacak pozisyonlar üretebildi mi veya onu istedi mi?

Bu soruya geçen sezonun en kritik karşılaşmasında rakip olarak yine Sivasspor’u hatırlayarak düşünüp cevap vermek gerekiyor.

Puan kayıplarıyla Fenerbahçe’nin genel durumunu ve ortaya koyduğu mücadeleyi gölgelememek çok önemli bir değerlendirme ölçütü olmalıdır.

Sivasspor karşısına 2 yeni transferle çıkmayı tercih etti Vitor Pereira; Berisha ve Rossi.

Sezon açılışının Temmuz başı olduğu hesap edilirse 2 ayı aşan bir sürede birlikte çalışan takıma dahil olan ve en fazla 10 gün birlikte antrenmana çıkan yeni transferlerin bir anda oyun yapısına adapte olmasını beklemek futbola olduğundan başka anlamlar yüklemek demektir.

Bunu Muhammed ve Rossi ikilisinin uyumsuzluğunda gözlemleyebildik.

Rossi bu nedenle maç içinde bireysel oyuna döndü; kafasına göre takıldı. Bu düzelecektir.

60 dakika izleme şansımız olan Berisha da bize Serdar Dursun’u anımsattı. Sakatlık yaşıyor olsa da Serdar Dursun varken onun benzer özelliklerini taşıyan bir oyuncu transfer tercihini kullanmayı ilerleyen zaman içinde sıklıkla tartışırsak hiç şaşırmayacağım.

Önceki gün Premier Lig’de Menchester United forması giyerek takımının maçı kazanmasını sağlayan Ronaldo gerçeği Fenerbahçe’de de Mesut Özil beklentilerini daha üst seviyelere çıkarıyor.

Vitor Pereira’nın oyuna ilk hamlesinin Mesut olması futbol kamuoyunda yeni bir tartışmayı ateşleyecek mi bilmiyorum ancak geldiği günden bu yana o beklenen katkıyı ve patlamayı bir türlü yapamayan futbolcunun çıkmayı ilk hak eden olduğunu düşünüyorum.

Mesut’un takımın akışkan oyununa bir türlü adapte olamadığı gerçeği ortada duruyor.

Bu nedenle de oyuncu sürekli saha içinde uyuşacağı bir tandem arama uğraşı içine giriyor. Daha müsait ve pozisyon bakımından saha içi yerleşimini genişletecek pas opsiyonları yapmak yerine sınırlı tercihlerle takımın dinamizmini etkiliyor.

Muhtemelen önümüzdeki günlerde Mesut’un büyük kariyeri yaşanması muhtemel puan kayıpları ile birlikte hesabın genç oyunculara kesilmesiyle, birlikte oynamayı tercih edeceği oyuncu grubunun sahada olması üzerine baskı kuracaktır.

Vitor Hoca bu baskıya karşı ne kadar dayanabilir bilemiyorum ancak geçtiğimiz sezonlarda Fenerbahçe’nin en büyük sorunu ve açmazının bu olduğu da bir türlü öğrenilemeyen ders olarak tekrar tekrar önüne gelip duracak görünüyor.

Öncelikli değerlendirme ölçütü teknik adamın oyuncu tercihlerini eleştirmek değil, takımın saha içinde ne yapmaya çalıştığı ve buna hangi oyuncuların uyum sağlayamadığını tartışabilmek olmalıdır.

Dünkü karşılaşma futbol oynamayı zorlaştıran oyun dışı zaman geçirmelerin yaşandığı bir mücadeleydi.

Fenerbahçe’nin 9 faülüne karşılık Sivasspor’un 15 faülü istatistiksel bakımdan bir durum özetidir.

Bu veriye kazanılan ikili mücadelelerde Fenerbahçe’nin 61’e 45’lik üstünlüğünü eklediğimizde ortaya çıkan resim biraz daha anlaşılır hale geliyor.

61 ikili mücadelenin 11’ini Muhammed’in kazanmış olduğunu, sağ kanatta da Osayi’nin 5 ikili mücadele ile buna katkı verdiğini önemli bir not olarak buraya düşmek yararlı olacaktır.

Bu iki oyuncu Fenerbahçe’de belki de en zor görevi üstlendiler ve başarılı oldular.

Tabii bu karşılaşmanın kırılma anı Altay’ın yaptığı hata oldu. Futbolda en önemli gerçeklik kalecinin hata yapma toleransının olmamasıdır. Altay bu kariyerde de olsa her kalecinin başına gelebilecek türde hata yaptı. Daha birkaç hafta önce Muslera’nın Avrupa Kupasındaki maçta yaptığını unutmayalım. Oluyor böyle hareketler. Önemli olan bu hatadan ders çıkarmasını bilmektir. Büyüyen kalecilerin gelişimi böyle oluyor.

Altay’ın hatası o kadar kritik bir yerde geldi ki bu Sivasspor’a istediği şansı da vermiş oldu. Beraberlik rakibin en çok istediği skordu ve Rıza Hoca bunu yönetmesini çok iyi bilen teknik direktörlerin başında geliyor.

Oyunun genelinde Fenerbahçe’nin gelişmeye açık umut vadeden oyunu vardı. Uzun lig maratonunda bunu takip etmek önemli.