Fenerbahçe için en başından sonuna kadar talihsiz, bir dizi hatalarla dolu akşam oldu. Böyle zamanlarda en iyisi ders çıkarabilmeyi başarmak ve mümkün olduğunca da çabuk unutabilmek.

Şunu aklımızın bir köşesinde tutmamız gerekiyor; Fenerbahçe yeni bir takım kurgusunu oluşturmaya ve oturtmaya çalışıyor ve bu sürecin içinde iniş çıkışlar, beklenmedik kayıplar olacaktır. Öncelikli hedef takımın ezbere oynayacağı oyunun ana omurgasını oturtmaktır.

Artık kimsenin sabrının kalmadığı bir sürecin içinden geçiliyor olsa da istikrarı bozacak her panik hamlenin nasıl zarar verdiğini ayırt edebilmek önemli bir bilinç aşaması oluyor.

Dün bir dizi hatalar vardı, diyerek başlamıştık.

Kuşkusuz en belirgini bu maça hiç hazır olmayan bir takımı vardı sahada. Fenerbahçe ne kadar hazır değilse, rakibi o kadar konsantrasyonu yüksek bir mücadele örneği gösterdi.

Orta alanı tam anlamıyla çıkışa kapattı dersek yanlış bir cümle yazmış olmayız.

Daha ilk oyun kurma denemesinde Attila’yı hataya zorlayan bu kurgunun geri planında dersini çok iyi çalışmış bir teknik ekip olduğunun hakkını da teslim etmeliyiz.

Orta alanda ne Mert Hakan ne Gustavo oyunu yönlendirecek bir aksiyon gösterebildiler. Bu durum oyuncuları sürekli hataya zorladı ve bir süre sonra da oyundan düşürdü.

Takım oyunu bozulduğunda bireysel inisiyatifler ön plana çıkar.

Fenerbahçe’nin başarısı takım halinde hareket edebilme becerisinden kaynaklanıyor; bu nedenle birbiri ile yardımlaşan oyuncularla daha kolay sonuç alıyor.

Takım, oyununu kurmaya çalışırken gereksiz bireysel inisiyatifler kırılganlığa neden oldu.

Valencia takımın prensi rolü ile bu inisiyatifi bir süredir gerekli gereksiz her yerde kullanmaya başladı ve haliyle de oyuna katkısı çok düştü.

Sadece gol atarak takımı kurtaramayacağını birinin kulağına fısıldaması iyi olacaktır. Dahası Valencia’ya asist o kadar çok yakışıyor ki sanırım bundan hiç haberi yok.

Pereira inandığından vazgeçmeyen, çerçevesi net bir teknik direktör.

Bunun genel olarak bugün Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan bir irade olduğunu düşünmekle birlikte kriz anlarında kendine de zarar verebilecek kadar keskin bir bıçağa dönüşebildiğini yaşayarak görebiliyoruz.

İlk yarı bazı oyuncularla planın işlemeyeceği belli olmuştu, buna bir de tribün tepkiselliği eklenince faturanın bazılarına çıkacağı çok açıktı.

Böyle zamanlarda hiç beklenmedik hamleler yapmak, konfor alanını terk etmek, rakibin de planını bozmak için yararlı olacaktır.

Mesela devre arası Valencia ve Mert Hakan oyundan alınabilirdi. Kimin girdiği önemli değil, zaten maç 3-0 olduktan sonra Vitor Hoca tam da bunu yaptı.

Ama takım oyununu bozan Valencia çıkarken alkışlandı, oyun planını uygulamaya çalışan Mert Hakan ıslıklandı hatta yuhalandı. Bu sosyal bir sorun ve bunu düzeltme sorumluluğu Pareira’nın görevi olmamakla birlikte öngörebilmek çok doğru teknik adam hamlesidir.

Fenerbahçe’nin öncelikleri olmalıdır; evet Avrupa kulvarında gidebildiği yere kadar ilerlemek ekonomik olarak da gerekli ancak Süper Lig olmazsa olmaz bir hedeftir ve Fenerbahçe orada lider durumda.

Pazar günü çok kritik bir karşılaşmaya çıkacak takımın oyuncularını bir maçta başarısız oldu diye yuhalamanın sportif bir davranış tarzı olmadığı çok açıktır. Hataların en büyüğü de bu olsa gerek.