Zor sayılacak bir İzmir deplasmanından Fenerbahçe 3 puan ile dönmeyi başardı, diyebiliriz.

Göztepe zor ve güçlü bir rakip, sezon içinde bu galibiyetin ne kadar önemli ve değerli olduğu ilerleyen haftalarda daha da net olarak görülecektir.

Erol Bulut yeni gelen transferlerin de katkısıyla ilk 11’de iki yeni oyuncu tercihi ile başladı; Nazım ve Pelkas.

Soru şu; Nazım formayı bir daha Gökhan Gönül’e verir mi vermez mi?

Hücum aksiyonlarında genel görüntüsünün ortalamanın üzerinde olduğunu söyleyebiliyoruz, Nazım’ın. Savunmada Gökhan Gönül gibi yine ilk müdahale ve özellikle de ayakta kalma konusunda aksadığını belirtmek gerekiyor.

Fenerbahçe’nin yediği ikinci gol öncesinde ayakta kalmayı başarabilseydi; muhtemelen Göztepeli oyuncu Halil gole dönüşecek o ortayı bu kadar rahat yapamayacaktı.

Hücumda Nazım en az Gökhan kadar hatta ondan çok daha fazla katkı sağladı diyebiliriz ya da son olarak şöyle bağlayalım; Fenerbahçe’nin sağ kanadında birbirinin bire bir alternatifi iki oyuncu oynuyor.

Pelkas, Fenerbahçe’de ilk gol atan Yunanlı oyuncu olma özelliğini kazandı. Oynadığı bölgede formaya alternatif başka futbolcular da var. Bu nedenle önemli bir rekabetin içine gireceği kesin. Ancak oynadığı süre boyunca yeteneği ve futbol aklı konusunda bize fikir verdiğini belirtmemiz yeterli olur sanırım.

Ozan için geniş bir başlık açmak gerekiyor. Futbolu her geçen gün biraz daha büyüyor. Üç Milli maç oynadı, Almanya ve Sırbistan maçlarında sonuca direkt katkı sağlayan goller attı. Sadece gol değil, oynadığı pozisyonu doldurması bakımından da önemliydi.

Sosa’nın gelmesiyle Ozan, oyun planında bir adım daha kaleye yaklaştı. Böylece rakibin topla ileri çıkmaya başladığı bölgede, tam cephede defans oyuncularını karşılayan futbolculardan da biri oluyor, Ozan. Hücumda da topla ilerleme becerisi yüksek ve ayakta kalabiliyor. Bu onun fiziksel yapısından kaynaklanıyor ki zaman zaman bunun eleştiri konusu olduğunu da biliyoruz.

Ancak Ozan Fenerbahçe’nin ana oyun planının omurgasında vazgeçilmez bir oyuncu olduğunu her fırsatta Tekrar tekrar ıspat ediyor.

Ayakta kalmaktan söz açılmışken, Nazım’dan söz ettik, Serdar Aziz’le ilgili iki taraflı bir yorum yapalım.

Göztepe’nin ilk golü öncesindeki penaltı pozisyonunda Serdar Aziz’in rakip oyuncu Tripic onun üzerine düşene kadar ne kadar tekrar izlersem izleyeyim ben müdahalesini göremedim. Burada birinci sorumlunun hakem değil VAR olduğunu düşünüyorum. Sonçta Atilla Karaoğlan bu pozisyonu bir kere izledi ve doğru yanlış kararını verdi. Artık hakemlerin anlık kararlarını düzeltmesi için VAR diye bir araç var. Müdahale etmemesi skandal ötesiydi ki çok daha basit kararlarda VAR’ın devreye girdiğine şahit oluyoruz.

Diğer yandan Serdar Aziz’in müdahale şekli...

Buradaki sorun Serdar Aziz’in rakibi Tripic’in topla ilk hamlesine kayarak karşılık vermesi. Tripic’e bu pozisyonda penaltıyı kazanmak daha kolay geldi. Ayakta kalabilmeyi başarsaydı “Bir vücut hareketiyle Serdar Aziz’i dışarı gönderdi” yorumu yapılacaktı.

Konu budur. Serdar Aziz gibi üst düzey bir takımda oynayan savunma oyuncusu bu kadar kolay müdahalede bulunmamalı, geri dönülmesi imkansız derecede yerde kalmamalı; oyunun dışına çıkmamalı.

Penaltı-Hakem-VAR üçgeni kesinlikle tartışılması gereken bir durum ancak Erol Bulut işin bu boyutunu tek başına çözemez; zaten esas sorun Fenerbahçe’nin savunmasında olduğu, odaklanması gereken ve çare bulacağı yer de burası olduğundan antrenmanlarda çalışarak uyararak önlem alabilir.

Fenerbahçe hazırlık maçında İstanbulspor’dan iki gol yedi, döndü Göztepe’den de yedi. En baştan beri Erol Bulut’un savunmaya daha çok çalışması gerektiğini tekrar tekrar yazıyorum.

Neden?

Çünkü hücum alternatifi ve bireysel yeteneği yüksek futbolculardan kurulu ve gole gidebiliyor.

Ama kolay da gol yiyor. Maçın sön bölümlerinde Altay’ın yeniden devreye çıktığı dakikalar yaşandı; 90. Dakikada Brown çok müsait durumda bir kafa ile topu kaleye gönderdi.

Kolay gol yemek zor attığınızda daha büyük sorun haline gelebilir ki geride bıraktığımız sezonların en büyük derdi buydu; Fenerbahçe yediği gibi gol atamıyordu.

Fenerbahçe’nin kaleye yakın hücum organizasyonlarının geliştiği bir maç izledik. Bu önemliydi.

Samatta da Cisse de kaleciyle karşı karşıya iki pozisyon yakaladı ki ikisi de hazırlanışı bakımından güzel hücum organizasyonlarıydı.

Pozisyonların golle sonuçlanmaması bireyseldir ancak o pozisyonun hazırlanmış olması takım oyununa dair önemli bir sonuçtur.