Türkiye'de sportif şiddetin kaynağı!

Pazar günü oynanan Galatasaray OB-Fenerbahçe Türkiye Basketbol Ligi Play Off Yarı Final mücadelesinde yaşanan olaylardan ötürü Galatasaray iki maç ceza aldı.

Ezeli rekabette bunlar yaşanıyor mu?

Maalesef artık derbi dediğimiz gerçek budur.

Bitecek mi?

Bu şekilde devam ettiği sürece bitmeyecektir.

Nedenleri var; hatta Pazar günü çok çarpıcı bir takım olaylar ve sonuçlar da yaşanmıştır, şimdi bunlar üzerinde duralım.

Şu satırları çok dikkatli okuyalım.

Ben 57 yıllık gazeteciyim. Ne çıkarttığım gazetelerle, ne çıkarttığım dergilerle, ne yazdığım yazılarla gurur duyuyorum. Şöyle Bab-ı Ali'yi bakıyorum; "Şunların ustasıydım ben" diyorum, bu bana gurur veriyor. Bunlar yaşayan gururlar çünkü... 'Şunu ben yetiştirdim, bunu ben yetiştirdim' diye ağzımdan çıkmadı. Böyle bir laf duydun mu? Hayır. Ama ben de biliyorum, onlar da biliyor. Bu da bana yeter.(*)

Bu sözleri söyleyen kişi Medya’ya son otuz yılda şekil vermiş, etkilemiş, paradigmasını değiştirmiş Hıncal Uluç’tur.

Yine mi Hıncal Uluç, diye sormayın. Çünkü mesele onun ne yaptığıyla çok fazla ilintilidir.

Yine bir yorumunu okuyalım.

" Alper'in golünün gol olduğunu, tam sayfa, kendi imzasıyla Sevgili Mehmet Arslan kardeşim Hürriyet'te yazdı. Tarafsız Türk medyası! Hürriyet'te iki tane baş var. Birisi hurriyet.com.tr spor servisinin başında yer alan Meriç Tunca... Hasta Fenerli... 'Hasta Fenerli' olduğunu anılarını yazdığı kendi kitabında yazdı." (**)

Fenerbahçeli olmanın hastalık olduğunu tırnak içine almış. Kendileri 'sağlıklı Galatasaraylıdır' da... Hastalığın ve sağlığın, tarafın ve tarafsızlığın ayrımının ne olduğunu bize kendileri öğretmiştir.

Yukarıdaki satırları aklımızın bir köşesine koyduk mu?

Devam edelim.

Euroleague Final maçı sonrasında bu muhterem bir yazı yazdı. Başlığı da “Utanç Spikerleri”ydi.

Önce onu söylemek isterim. Daha ilk saniyeden itibaren maçı değil, sonuna kadar hakemleri anlatan iki sunucu, Murat Murathanoğlu ve Murat Didin'i dinlerken ekran başında utandım. Bu ikisi, bu ülkenin basketbolu en iyi bilen adamlarından ikisi üstelik. Ses tonları da harika. Yani ideal basket sunum ikilisi. Yazıklar olsun ikisine de. Maçın bandını alıp dinlesinler. Onlar da kendilerinden utanırlar.
Yahu hakem hataları tamam da, Fenerbahçe hiç mi hata yapmadı? Bana sorarsanız Obradoviç maçı resmen sattı. Tek kelime ettiler mi?

İşte bugün Spor Medyasını bu zihniyetin övünerek ve gerinerek gururla yetiştirdiği kişiler oluşturuyor.

Fenerbahçeli olanlar hasta’dır. Galatasaraylılar dünyanın en objektif kişileridir.

Pazar günü Abdi İpekçi’de Galatasaray taraftarının saldırısına uğrayanlardan biri de Sevgili Murat Murathanoğlu’dur. Tek bir günahı vardır, yıllardır hepimizden çok izlediği, belki de sevdiği, anladığı basketbol maçında hakemlerin yarattığı ve neredeyse tüm Avrupa’nın üzerinde hemfikir olduğu ortamı bize biraz da heyecanla sunmasıdır.

Hıncal Uluç’un esas korkusu Fenerbahçe’nin olası başarısıdır. Ödü kopmuştur Fenerbahçe Euroleague şampiyonu olacak diye ve muhtemelen hakemlerin yönetimini büyük keyifle karşılamıştır, Murat Didin ve Murathanoğlu’nun hakemi hedef gösteren yorumlarından da rahatsız olmuştur.

Haklıdır!

Çünkü ortada bir başarı söz konusudur ve bunun ucu Fenerbahçe’ye dokunacaktır.

Dün Twitter’da eski bir hakemin teşrif ettiğini gördük; Fatih Söylemezoğlu…

Pazar günü Abdi İpekçi’de yaşananları yine Murat Murathanoğlu üzerinden görmüş. Meğer spikerler ortamı bu kadar gererlerse sonuç böylesi şiddet olurmuş. Ta Japonya’daki Dünya Kupasına kadar uzanan örneklerle kurduğu mantığa dayanak arıyor. Hakemler Euroleague Finalinde bariz hatalar yapmamış, iki takıma da eşit mesafede durmuş.

Bakın, Platini 2016 Avrupa Şampiyonası’nın Fransa’da oynanması için UEFA Bakanlığının tüm ağırlığını kullanmıştı. Üstelik bunu açık açık yapmıştı.

Ya Şenez Erzik?

Yıllarca oturduğu makamın Türkiye’ye etkisini hissedebildik mi?

Piyasaya çıkan bir iki böyle şahsiyetlerin kendilerinin isimlerini parlatmaktan öte bir şey yapmaları mümkün değildir.

Ancak dünyanın her alanında lobi denilen bir gerçek vardır. Örgütsüz, lobisiz, sahnenin geri planındaki çalışma olmaksızın başarıya ulaşmanın mümkün olamayacağını artık biliyoruz.

Mesele sadece spor değil ama sporun son yıllarda kitleler üzerinde artan etkisi nedeniyle sıklıkla kullanıldığı artık reel bir durumdur.

Türkiye’de bir Fenerbahçe Medyası olsaydı 3 Temmuz siye bir şey olabilir, olsa bile böylesine Cadı Avına dönüşecek bir ortam kurulabilir miydi?

Hayır!

Hıncal Uluç’un kendisinin ifadesinde anlam bulduğu şekliyle bir Anti-Fenerbahçe Medyası olduğu için 3 Temmuz yaşanabilmiştir.

Gerçek budur!

Bizim gibi gerçeğin peşinde ya da ortamın adaletsizliğine isyan eden kişilere hasta Fenerbahçeli denir, burun bükülürüz.

Emre Belözoğlu’nu konuşurken Melo’nun bir emek hırsızı gibi davrandığını anlatmaya çalışırken bize tuhaf tuhaf yorumlar gelir. Melo’nun cinsel içerikli dansı bir anda Ulusal folklorundaki unsurla açıklanır, bu Medya’da.

Türkiye’de ırkçılığın olmadığını anlatmaya çalışırken, tarihçi diye ortalarda gezinen ancak aynı zamanda hasta olmayan sağlıklı bir Galatasaraylı akademisyenin hakaretlerine maruz kalırız.

Türkiye’de gündemi bu ve bunların oluşturduğu bir kast sistemi belirlediğinden son otuz yılda sportif rekabet ortadan kalkmıştır.

Hıncal Uluç bize utanmadan yıllar önce derbi maçlarının bir arada izlendiğini anlatmaktadır.

Evet, bir dönem böyle bir şey olmuştur. Ancak saklamaya çalıştığı ancak bizim yaşımız yettiği için bildiğimiz gerçekse bugünkü tribünlere şekil veren kişinin aynı zamanda kendisinin olduğudur.

Yıllar önce yine çok önemli yorumcu olarak sözünün dinlendiği bir ortamda “Ali Sami Yen, Fenerbahçe’ye deplasman olmalıdır!” diyen kişidir Hıncal Uluç. Peşinden de eklemiştir, “Fenerbahçe Stadı da Galatasaray’a tabii.”

Türk Spor Medyası’nı kendi elleriyle yaratan bu kişi diyor ki “Obradoviç maçı sattı!”

İşte bizim Medyamız bu zihniyettedir.

Ama bu maç alım ve satımları sadece Fenerbahçe yapar.

Şampiyonsa şike yapmıştır, şampiyon olamadıysa da şike yapmıştır.

Başakşehir taraftarı için de böyledir, Galatasaray taraftarı için de…

Neden? Çünkü bu medyanın içinde önemli köşeleri tutmuş muhteremlere göre sezon başında bu iş ayarlanmıştır, Fenerbahçe şampiyon olacaktır.

Pazar günü Galatasaray taraftarının hedefinde bu sezon tartışmasız açık ara Türkiye’ye basketbolu sevdirmiş Fenerbahçe Basketbol takımı vardı. Onları bu hale getirense malum kişilerdi.

Sportif rekabeti yok edin, yerine şiddeti, nefreti koyun sonra oluşan durumdan da kendi adınıza yorumcu payı çıkarın.

Dün sistem konuşmuştuk ya işte buyrun size şiddet üreten sistem!

(*)https://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman--fenerbahce-algisi-yonetimi--1834984-skorer-yazar-yazisi/

(**)https://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman-hincal-uluc--aykut-kocaman-i-neden-hedef-aldi--1697597-skorer-yazar-yazisi/

http://twitter.com/uzaygokerman