UEFA kaçsa da Fenerbahçe peşini bırakmayacaktır.

“Hak ve adaletin” sarsılmaz bekçisi UEFA’nın Başkanı ve Genel Sekreteri önceki gün ve dün “Fenerbahçe’nin UEFA’daki dosyasının kapandığını” belirten açıklamalarıyla son bir kıvırma manevrası yaptılar.

Kuşkusuz nereden ‘bulaştıklarına’ bin pişman oldukları bu kirli süreçten bir an önce kurtulmak istiyorlar.

Herşeyin farkına vardılar ancak artık çok geç!

Fenerbahçe tarafı konuyu onlar gibi görecek ve kabullenecek durumda asla değildir.

3 Temmuz’un nasıl bir kurguya ait olduğu üç seneden bu yana bütün detaylarıyla ortaya çıkmıştır. Hatta 17 Aralık bunun operasyonel yönetiminin ne şekilde yapıldığını da göstermiştir.

Sürecin bütün aktörlerinin hareket tarzları, düşünme biçimleri, organizasyon ve planlama teknikleri bakımından ortaya dökülenler, sonuçlarıyla birlikte çok çarpıcıdır.

UEFA en başından itibaren 3 Temmuz’a anlaşılması çok kolay olmayacak bir şekilde kasıtlı taraf bakmıştır.

“Şike” kavramının kendisine odaklanmış; bununla mücadelenin yolu olarak da sanki Fenerbahçe’yi kullanmıştır.

Kuşkusuz aldatıldığını da düşünmemiz açısından çok önemli deliller de var.

“Fenerbahçe’nin şike yapmadığına dair %1 bile ihtimal yok mudur?” sorusuna “hayır, kesinlikle yoktur!” şeklinde cevap veren Federasyon yetkileri aynı zamanda bu sürecin gerçek sorumluları, paydaşlarıdır.

Aralarında kurulan sözlü bir mutabakatla Fenerbahçe’nin şike yaptığına kesin hüküm veren TFF ve UEFA yetkilileri zaten sürecin en başından itibaren 3 Temmuz’u bir hüküm aracı olarak gören operasyon sahipleriyle birlikte adalet ve hak kavramlarını içinde barındıran masumiyet karinesi ilkesini yok sayarak Fenerbahçe’nin 3 yılını elinden alan tutum ve uygulama içine girmişlerdir.

UEFA, Türkiye’de yazılmış bir macera romanının çevirisini okur gibi dosyaya yaklaşmış, uluslararası piyasalara açık ve kayıtlı bir şirketin çok önemli finansal gelirlerini, büyümesini, gelişmesini etkileyecek süreci sıradan bir disiplin soruşması gibi değerlendirerek karar verebilme iradesini göstermiştir.

UEFA, Türkiye’den gönderilen gazete manşetleri, ihbar faksları ve mailleri, polis tutanakları, savcı iddianemesi, hızlandırılmış mahkeme kararı ve yargıtay gerekçesi yoluyla süreci anladığına kanaat getirerek Fenerbahçe’ye ceza verebilmiştir.

Bir vicdan sahibi kişi de CAS’ın 8 ayda gerekçeli kararını yazamadığı ortada gün gibi dururken“yahu 93 kişinin yargılandığı bu büyük ve önemli dava 14 Şubat 2012’de başlayıp, 02 Temmuz 2012’de 23 oturumda nasıl anlaşıldı da karara bağlandı?” sorusunu sorma insani davranışını sergileyememiştir.

Oturum başına 4 kişi yargılanmıştır.

Sn. Platini ve İnfantino herhangi bir kira anlaşmazlığı davasının bile kaç oturum sürdüğünü merak edip ülkelerindeki sıradan bir mahkemeye uğrama zahmetine girmişler midir?

Bir kira anlaşmazlığında bile para ilişkisinin, alış verişinin mahkeme tarafından incelenmesinin karar için ne kadar bağlayıcı olduğunu hadi kendileri bilmiyor, binlerce euro para ödeyerek müfettiş, "müşavir" diye görev verdikleri “hukuk adamları” da mı bu kadar bilgisiz, yetersizdir?

UEFA ekonomik anlamda bu kadar önemli bir karar verirken ortada ismi geçen kulüplerin başkan, oyuncu, teknik adam, hakem, gözlemci ve hatta spor yorumcularını çağırıp dinleme kaygısını bile taşımamıştır.

“3 Temmuz adaleti” sahiplerinin zaten böyle bir düşünceye sahip bile olmadığını çok yakından izledik. Ancak belki UEFA farklı bir tutum içine girer diye de umutsuzca bekledik.

3 Temmuz öncesinde borsada işlem gören Fenerbahçe ve benzer diğer şirket hisse senetleri üzerinde ne tür hareket olduğu, manipülasyon yapılıp yapılmadığı bile araştırılmamıştır.

Fenerbahçe hisse senedi sahibi yabancıların kimler olduğu, bunların hangi tarihte satış yaparak tahtadan çıktıkları önemsiz bir ayrıntı mıdır?

Şike neden yapılır, bahis şikesi bunun neresindedir, kişiler ne tür menfaat sağlarlar soruları UEFA’nın peşine düşmesi gereken en birincil meseleler değil midir?

2011 yılında “Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyin yoksa canınızı yakarız!” diye tehdit edip, sonra da “kararı TFF verdi” açıklamasıyla kıvıran İnfantino belki basit bir İsviçre Derneği’nin yöneticisi olabilir ancak uluslararası anlamında çok önemli yasalara bağlı olduğunu unutmamalıdır.

Fenerbahçe’ye iki defa ceza vererek hukuksuzluk yapan ve ekonomik bakımdan kişilerle birlikte şirketi de mağdur eden UEFA hangi dosyayı kapatıyormuş anlaşılamıyor.

107 yıllık çok önemli bir kurum olan Fenerbahçe’nin adının yanına kendilerince yakıştırdıkları sıfat; ama onlar veya onların yerine gelecek adil vicdan sahibi kişiler tarafından özür dilenerek silinmediği sürece bu dosya asla kapanmaz, kapatılamaz.

Bu nedenle Fenerbahçe’nin yeniden ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde, yetkilendirilmemiş mahkemelerde ve kimsenin keyfine bırakılmadan yeniden yargılanmadan süreç tamamlanmış olamaz!

Ayrıca Fenerbahçe’nin bu süreçte hangi kurum ve kişiler tarafından zarara uğratılmışlarsa bunun tazminatı ödenmeden, karşılığı yerine koyulmadan hesap ve işlem asla tamamlanmayacaktır.

Platini ve İnfantino bu işten öyle “biz kararımızı verdik” diyerek sıyrılamaz. Bu sürecin baş aktörü olarak paydaşlarıyla birlikte sorumluluklarından kesinlikle kaçamazlar.

http://twitter.com/uzaygokerman