UEFA neyin peşine düştü veya düşürüldü?

Geçen hafta tam da Türkiye’de gündem Gezi Parkı Direnişi ile dolmuşken UEFA’nın bomba açıklamasıyla sarsıldı. Buna göre Fenerbahçe ve Beşiktaş 3 Temmuz sürecinden dolayı UEFA disiplin Komitesi’ne ceza almak kaydıyla sevk edilmişti.

3 Temmuz süreci ile ilgili detayların hemen hepsini biliyoruz. Hem Türkiye ayağını hem de UEFA yaklaşımlarını.

UEFA en başından beri anlaşılması çok kolay olmayan bir yol haritası çizdi kendisine; açıkçası burada temel sorumlunun UEFA mı yoksa “lobi faaliyetinde” bulunanlar mı olduğunu anlamak, çizgiyi belirgin hale getirmek kolay değildir.

UEFA’nın sürece nasıl dahil olduğunu hatırlamak gerekirse, hani tabir doğru olacaktır; herşey bir sabah ansızın UEFA müfettişi Cornu’nun Türkiye’ye gelmesiyle başlamıştı. Şampiyonlar Ligi gruplarının kuralarının çekilmesinin hemen arifesindeki günlerdi.

Bu süreçte kendisine eşlik eden iki TFF yetkilisi vardı; Sn. Arıboğan ve Helvacı. Biri TFF Başkan vekiliydi diğeri Baş Hukuk Müşaviriydi.

Fenerbahçe’nin CAS’a açtığı dava sırasında Cornu’nun verdiği ifadeleri okuduğumuzda TFF yetkilisi bu iki kişinin müfettişe Fenerbahçe’nin %1 bile şike yapmadığına dair delili olmadığı %100 şike yaptığını söylediklerini gördük.

Demek ki Cornu’nun Türkiye’ye gelme sebebi çok da anlaşılmaz değildi.

Buradaki yargısız infaz sürecinin TFF başkanı, baş vekili ve baş hukuk danışmanının istifasına kadar devam ettiğini biliyoruz. İstifa gerekçelerinin temelinde de tam bu konu vardı.

Fenerbahçe ile UEFA’yı karşı karşıya getiren belki de Platini ve İnfantino’yu bu kadar net tavır almaya zorlayan şey de bu süreç ve içindeki girilimli açıklamalar, Fenerbahçe’nin CAS’a açtığı dava sebeiyle olmuştur.

Bu lobi faaliyetlerinin ne kadar devam ettiğini sonraki dönemde takip edebilmek mümkün olmadı.

Bir kaç ay önce Galatasaray Kulübü Başkanı SN. Ünal Aysal’ın bir dost sohbeti sırsında Fenerbahçe’nin ceza alacağıyla ilgili açıklamasının basına yansımasını hatırlıyoruz.

Yine bu süreçte ilginç gelişmeleri de not defterlerimizden çıkarıyoruz.

Senad Ok’un 18.06.2013 tarihli haberinden küçük bir bölüm alalım.

...Infantino’nun 23.08.2011 tarihinde Futbol Federasyonu’na gönderdiği... bu mektupta... ‘... Bildiğiniz gibi UEFA Şampiyonlar Ligi Yönetmeliği (2011/2012 basımı) kapsamında Nisan 2007 tarihinden itibaren bir maçın sonucunu etkilemeyi hedefleyen herhangi bir faaliyette doğrudan veya dolaylı olarak bulunan bir kulüp müsabakaya katılamaz. Katılamama süresi sadece bir yıl için geçerlidir.’

Söz konusu mektup Cornu’nun Türkiye ziyareti sonrasında UEFA’nın TFF’ye ilettiği Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden ya kendi rızası ile ya da TFF eliyle gönderilmemesi tavsiyesiyle kaleme alınmıştı.

Fenerbahçe o hukuka ait hiçbir kurumun henüz devreye girmediği o süreçte UEFA tarafından zorla Şampiyonlar Ligi’nin dışında bırakılmıştı.

Şimdi iki sene men edilmesi talebiyle ortaya çıkılıyor.

Fenerbahçe’nin bu sezon Avrupa Kupalarında oynadığı maçlar sırasında gelişen olaylar nedeniyle Avrupa Kupası maçlarından ertelemeli men cezası almış olmasını da sürecin ilginç bir notu olarak eklememiz gerekiyor.

Disiplin Komitesi’ne sevk içeren iddianame niteliğindeki rapor sadece Cornu’nun Türkiye’de bulunduğu döneme ait Etik Kurulu Raporu, Gazete Kupürleri , Savcı’nın iddianemesi ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına dayandırılmıştır.

Tam iki sene süren çalışma sadece suçlamada bulunan tarafın belgelerinden toparlanmış, sürecin en başından itibaren ısrarla ve alışkanlıkla yapıldığı gibi savunma istenmemiştir.

Fenerbahçe’nin yapacağı savunma bir gün ile sınırlandırılmıştır. Burada da sözlü savunma yapılıp yapılmayacağı henüz kesinleşmemiştir.

Peki UEFA neyin peşinde?

En başından bu yana sorgulamaya çalıştığımız şey hukuk, adaletin eşit tecelli etmesiydi.

Bu süreç ne Türkiye’de ne de UEFA’da asla Fenerbahçe lehine işletilmedi.

Fenerbahçe taraftarının 3 Temmuz 2011 ile 2 Temmuz 2012 arasında bu haksızlığa karşı bütün Türkiye sathında verdiği mücadele ve direniş de hiçbir zaman haber niteliği taşımadı.

Fenerbahçe’nin savunma argümanları da konuşulmadı. Hep ilk günden itibaren ne ceza verileceği üzerinde spekülasyonlar yapıldı.

Gelinen yer tam da o spekülasyonları hazırlayanların istediği kıvamdır ve fırına verilmek üzeredir.

Anlamak kolay değil.

http://twitter.com/uzaygokerman