UEFA şartlı refleks veremez!

UEFA’nın Fenerbahçe’ye vermiş olduğu iki çelişkili karar futbola ait gündemin içinde yine akıl karıştıran bazı şeyleri düşünmeye zorluyor bizleri.

Önce cezaya altyapı oluşturan “taraftar” olaylarını yorumlayalım.

Bate karşılaşması oynanırken bir anda stadyumun içine gökyüzünden paraşütle inen meşaleler görüldü. Muhtemelen spor tarihinde de bir ilk olmalıdır. Meşaleler saha içinde karışıklığa, tribünlerde de küçük çaplı yangınlara sebebiyet verdi.

Hakem maçı kısa bir süre durdurmak zorunda kaldı.

UEFA’nın gözlemcisi daha o dakika cezayı zaten kesmişti.

Açıkçası eğer bu fiil Fenerbahçe taraftarı veya Spor Kulübü tarafından organize edilen bir hareket olmuş olsa UEFA’nın verdiği ceza konusunda kimsenin söyleyecek tek bir sözü olamaz.

Şahsi fikrimi burada söyleme ihtiyacı hissediyorum, havai fişeği dışında, o da büyük bir zafer sonrasındaki kutlamalarda kullanılmak üzere, tribünlerde yakılan meşaleleri anlamsız buluyorum, görsel olarak da hiçbir keyif duymuyorum. Meşalelerin söndükten sonra ortamı kaplayan yoğun duman bulutu sahada olan biteni izlemeyi zorlaştıran sonuç olarak da ayrıca büyük sorundur.

Stadyumlardan kesinlikle uzak tutulması gerekiyor.

Fenerbahçe Spor Kulübü her Avrupa Ligi maçı öncesinde internet sitesinde ve televizyonunda konuyla ilgili uyarıcı mesajlar vererek görevini yapmıştır.

Bu mesajlar birçok taraftar dernekleri tarafından da desteklenmiştir.

Ancak desteklemeyenler de olmuştur. Desteklemeyenlerin, her maçta meşale yakıp Kulübün ceza almasına ortam yaratanların burada çok önemli bir sorumluluğu vardır.

Bu sorumluluk aslında 6222 sayılı yasada net olarak tarif edilmiştir.

Kadıköy Belediyesi Fenerbahçe taraftarı için stadyumdan önemli bir mesafe uzakta bir kaldırım tribünü kurmuştu ve Fenerbahçeliler maçı oradan takip ediyorlardı. Meşaleler yakıldı, eğlenildi, bağırılıp, çağırıldı ancak bunların stadyuma yansıması rahatsız etmeyecek seviyelerdeydi.

Cezaya sebebiyet veren eylemi gerçekleştirenlerin amacının sporla, futbolla, taraftarlıkla ilgileri olmadığını belki de kendilerinin çektiği amatör kamera görüntülerini izlediğinizde hemen anlıyorsunuz.

Burada net bir şey var yapılan eylem provokasyondur ve belli bir amaca hizmet etmektir; Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumdan mümkün olduğunca zararla çıkması.

UEFA bu kişilerin eylemlerini muhatap alarak provokasyona karşılık vermiş büyük bir sorumluluk ve şaibe altına girmiştir.

UEFA gibi kurumlar şartlı refleksler veremez. Ezbere ceza asla kesemez, kesmemelidir.

UEFA elbette işi gücü bırakıp, sabahtan akşama Türkiye ile ilgilenecek değildir. UEFA’da ülkemizin temsilcileri olmalıdır, vardır. Bu kişilerin öncelikli görevi içinde bulunduğumuz özel durumları, Türkiye’de olan biteni UEFA’ya anlatmak olmalıdır.

Sn. Şener Erzik, Sn. Levent Bıçakçı, Sn. İlhan Helvacı Türkiye’nin UEFA’daki temsilcileridir. Oradakilere Türkiye gerçeğinden söz edecekler belki de kulis ve lobi yapacaklardır ki her şey doğru anlaşılsın.

UEFA Disiplin Komitesinin içindeki kimse hiç mi merak etmiyor böylesi akıl almayan bir fiil nasıl gerçekleşiyor, bu adamlar aptal mı, diye?

Hukuk sosyal bilimlerin bir parçasıdır. Bu nedenle sosyal olay ve olgulardan bağımsız hareket edemez.

Ancak 3 Temmuz sürecinde olduğu gibi Sömürge Valisinin Duyunu Umumiye Müfettişi kılıklı adamına gerçekleri, hukuku, adaleti bırakarak ülkenizde olan biteni hangi düşünce ve amaçla olduğu bilinmeyecek, anlaşılamayacak şekilde saptırarak anlatırsanız işte böylesi sonuçlarla karşılaşırısınız.

Ne ekerseniz onu biçersiniz.

Bir sene sonra onlar da emsali görülmemiş bir şekilde Beşiktaş’ı kupalara almaz, Fenerbahçe’ye de gözdağı verirler.

Yarın bir başka kulübümüzün ne türden uygulamayla karşılaşacağını kestirmek de zor değildir. Bugün kendilerini emniyetli tarafta görüp suskunluk içinde kalanlar o tarihte dertlerini anlatacak adam bulamazlar.

Zamanında olmadı mı?

Oldu.

Fenerbahçe (Beşiktaş) gibi çok önemli ve güçlü bir markayı Avrupa’nın dışına itme tehdidinde bulunmak Türkiye için kabul edilmez bir durumdur.

Buna sessiz kalınması, cezanın sadece Fenerbahçe’nin sorunu olduğunu yönünde bir tutum takınılması bizi daha sonra çok daha büyük cezalar karşısında çaresiz bırakabilir.

Bu ceza adaletsizdir, emsalsizdir, haksızdır ve sıfır tolerans kandırmasıyla UEFA tarafından verilmiştir.

UEFA’nın her hangi bir temsilcisi ortada böyle bir ceza mekanizması varken gelip ülkemizde bize akıl vermeye kalkmasın.

Fenerbahçe ya da bir başka takım taraftarı elbette oturup düşünecek ama UEFA da düşünecek!

http://twitter.com/uzaygokerman