Ve sen O Fener’in altındaki Bahçe’de huzur bulursun.

Bazen içinde bir fırtına kopar; hayat sana acımasız davranmıştır.

Çok sevdiğin, değer verdiğin, üzerine titrediğin bir varlığına karşı haksızlık yapmıştır.

Canını yakmıştır.

Bazen her şeyin bittiği bir yere geldiğini hissetmişsindir. Bundan sonra artık ne olabilir ki, diye içinden geçmiştir.

Gözünden bir damla süzülür yanağından aşağı doğru, silemezsin; sonra bir damla daha gelir peşinden.

Öyle kalmışsındır.

Sevmek bazen öyle kalmaktır işte.

Yalnızsındır!

En azından yalnız olduğun bir anı yaşıyorsundur.

Bazen senin yalnızlığından çok daha güçlü yalnızlıklar yaşanıyordur ve sen o an kendi yalnızlığından çok onun içinde bıraktığı duyguyu yaşıyorsundur.

O asla yalnız yürümeyecek bir yerde olmalıdır.

Her zaman, daima, sonsuza kadar!

Bir bayrak dalgalanır zihninde; sonra bir rüzgâr çıkar, onun gösterişini, heybetini yükseltir.

Sonra…

Aslında sen O’nu “heybetinden sığdıramadığını hatırlasın yere göğe” bayrağın görüntüsü yüreğindeki ateşi alevlendirir.

O bayrak sana emanettir!

Sen o bayrağı o güne kadar iftiharla taşımışsındır ve bilirsin ki her yeni kuşak iftiharla taşıyacaktır.

Sonsuza kadar!

İşte o an köklerinin çınar olduğunu hatırlarsın; onurlu ve uygardır!

Soyludur!

İşte o sırada…

Bazen yalnızlığın bir duygu olduğunu hissedersin…

Bazen başını kaldırır, dışarı bakarsın…

Uzaklarda bir yerde göğün lacivertini tarayan sarı ışığıyla bir Fener görürsün.

Bilirsin ki azgın dalgalar, fırtınalar arasında seni kıyıya güvenle götürecek, yol gösterecek bir Dost’tur, Fener!

Ve sen O Fener’in altındaki Bahçe’de huzur bulursun.

Sonra bir başka gözle karşılaşırsın...

Nereye bakarsan orada bir başkası vardır ve her kime bakıyorsan o kişinin gözlerinde de aynı şeyi görürsün.

Dalga dalgadır, ışık ışıktır, güçlüdür.

Ve aynı anda gülümsersiniz…

Cadde’de güçlü bir ses duyarsın.

“Seninle Sonsuza Dek Sırta Veririm, Yan Yanayız Doğu Batı Kuzey Güney…”

O an “her zaman” dışarı çıkman gerektiğini bilirsin.

Dışarı çıkarken ne giymen gerektiğini de…

Yollardasındır!

Az önce zihninde canlanan tüm görüntülerin gerçek olduğunu, senin bu gerçeği her zaman yaşadığını hatırlarsın.

Hatırlaman gereken bir yerdesindir!

Her sabah özgürlüğe doğarsın!

Özgürlük senin doğandan gelir.

Ne güzel bir şeydir O!

Özgürlüğün çok güçlü bir gerçektir ve sen o gerçeği sadece kendine değil, başkalarına da göstermen gerekir!

Özgürlüğünü başkalarına öylesine güçlü, heybetli göstereceksin ki bir daha sana el kaldırmaya kalktıklarında o görüntüyü hatırlayacaklardır.

İşte bu nedenle…

Bazen yollara düşmen gerekir!

Bazen Bahçe’nin içinde yükselen Fener sana yol gösterir; gitmen gereken yeri işaret eder; lacivert göğe yansıttığı güçlü sarı ışığıyla…

Takip etmen gerekir o ışığı…

Bazen gitmek gerekir; özgürlüğe doğru koşmak gerekir.

Özgürlüğüne kalkan ellere kalkan olmak için orada olmak gerekir.

Bazen İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Mersin’de Edirne’de, Diyarbakır’da olmak gerekir.

Bazen oralardan Ankara’ya doğru yola çıkman…

Pazar günü Ankara’da olmak gerekir; her sabah özgürlüğe yeniden doğmak için…

http://twitter.com/uzaygokerman