Avrupa’daki maçtan sonra Fenerbahçe’nin zor bir sürece girdiğini yazmıştım, bunu elbette geçmişten alınmış derslere dayanarak ifade ediyordum.

Neydi bu ders; Fenerbahçe’nin yönetilemeyen büyüklük olarak önümüzde duran gerçekliği.

Kaybedilmiş bir Süper Lig karşılaşmasının ardından teknik taktik konuşmak daha doğru olur ancak bu sabah haftaya başlayan hiçbir Fenerbahçelinin içinden Alanyaspor maçını konuşmak gelmeyecek.

Oysa istatistiksel bakımdan hiç de fena olmayan bir 90 dakika çıkardı Fenerbahçe.

Guardiola yakın zamanda çok güzel bir şey söyledi; “istatistik konuşacaksak bizi yenebilecek bir takım yok. Bu kulübün son 4 yıldır yaptıkları belli, istatistik seviyesinde kaybedemeyiz.”

Oysa Manchester City çok ilginç maçlar kaybediyor. Her sezon da şampiyon olmuyor!

Hani bir klişe vardır; “futbol basit oyundur” denir, “futbolu zor hale getirenler onu basit oynayamayanlardır” diye eklenir ya işte Fenerbahçe bunun içinde debelenip duruyor.

Bu ortam ne futbolcusunu ne teknik yönetimini koruyabiliyor.

Her sezon yapılan transferler, değişen teknik direktörler, futbol akılları işte tam da bunun anlayışın ürünü.

Neden?

Çünkü Fenerbahçe’nin sorununun bu olduğu teşhisi ile yönetime talip olup, gerçeklerle yüzleştikten sonra ne teşhisten ne o teşhisin sonuçlarından vazgeçemediği; sıra bir türlü ne yapması gerektiğine gelemediğinden her sezon daha büyük kaosun içine kendisiyle birlikte camiayı da sürklüyor.

Son sezonlarda Fenerbahçe’nin Kadıköy’de üstünlük sağlayamadığı Sivasspor, Alanyaspor hatta Konyaspor Fenerbahçe’den çok daha iyi, kaliteli, yıldız futbolculara mı sahip?

Bu üç takımın genel özelliği son yıllarda ortalama bir futbol aklını koruyabilmiş olmalarıdır.

Bunlara Hatayspor, Karagümrük gibi takımlar ekleniyor.

Mesele de bu zaten.

Geride kalan 3 sezonda, hatta sezon içinde de bir iki defa her şeye tekrar tekrar sıfırdan başlaması aslında Fenerbahçe’de temelde futbola dair bir bilginin olmadığının kanıtı değil midir?

Bugün birçok platformda Pereira eleştirisi okuyacak, dinleyecek veya izleyeceksiniz.

“Teknik direktörün inadı olmasaydı, Rossi zamanında çıksaydı, Mesut daha önce girseydi, Valencia gibi bir oyuncu kenarda 70 dakika beklemeseydi...”

Pereira’nın son haftalarda takım üzerinde belirgin bir kontrol kaybı olduğunu kabul etmekle birlikte meselenin bu olmadığı çok açık.

Geçen sezon Samandıra’da Erol Bulut üzerine oluşturulan havanın dalga dalga dışarıya yansıtılması sonucu neler yaşandığı çok çabuk unutuldu.

Meseleyi Erol Bulut’un yetersizliği, çapsızlığı ile açıklayanların büyük bölümü bugün aynı cümleleri Pereira için söylüyorsa ortada daha büyük bir hata da vardır.

Evet Fenerbahçe çok zor bir döneme girdi; buradan çıkmayı yönetebilmek sezonun kaderini belirleyecektir.