Geri Dön
ArkeolojiBuğday, üzüm ve yıldırımlar arasında: Fırtına Tanrısı Tarhunzas

Buğday, üzüm ve yıldırımlar arasında: Fırtına Tanrısı Tarhunzas

Niğde’de bulunan Fırtına Tanrısı Tarhunzas’a ait üç stelde bolluk ve bereketi temsil eden buğday başağı ile üzüm salkımları yer alıyor. Stellerdeki Tarhunzas tasvirleri, Gökbez Kaya Anıtı ile İvriz Kaya Anıtı’ndaki tasvirlerle benzer özellikler taşıyor

Buğday, üzüm ve yıldırımlar arasında: Fırtına Tanrısı Tarhunzas

Yakup Ünlüler | yakupunluler@gmail.com
Niğde Müze Müdürü

Niğde, Paleolitik Çağ’dan günümüze kadar kesintisiz yerleşime tanık olmuş, binlerce yıllık kültür birikimine sahip, önemli bir İç Anadolu kentidir. Bu kültür ve medeniyetlerin oluşturduğu, günümüze ulaşan birçok zengin ve ünik eser, Niğde Müzesi’nin ev sahipliğinde korunarak araştırmacılar ve ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Niğde’de müzecilik faaliyetleri 1939 yılında Karamanoğulları Dönemi’ne ait bir eğitim binası olan Ak Medrese’de başlamıştır. Ak Medrese, müze binası olarak 1977 yılına kadar hizmet vermiş, 1982’de ise müze Niğde’nin merkezinde inşa edilen ve Aşağı Kayabaşı Mahallesi’nde yer alan yeni binasına taşınmıştır. Orta Anadolu arkeolojisinin kronolojik bir düzenle sunulduğu Niğde Müzesi’nde altı teşhir salonu bulunuyor. Müzenin üç salonunda ve ön bahçe açık teşhirinde Geç Hitit Dönemi’ne ait eserler sergileniyor. Geç Hitit Dönemi yaklaşık M.Ö. 12. yüzyıldan başlayıp M.Ö 8. yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir. Tabal Ülkesi içerisinde yer alan Tuwanuva/Tyana (Niğde/Bor-Kemerhisar) ve Nahita (Niğde) bu dönemin önemli krallıklarıdır. Bu krallıklar dönemine ait tasvirli sanat eserleri içerisinde en önemli grubu, steller (dikilmiş, yekpare bir taştan ibaret yapıtlar) oluşturuyor. Tasvirli ve yazıtlı steller Tabal bölgesiyle ilgili bilgilere ulaşmamızı sağlıyor. Bu yazıda Fırtına Tanrısı Tarhunzas’a ait, Geç Hitit Dönemi’ne tarihlenen üç steli müzeye geliş tarihlerine göre ele alacağız.

Keşlik Steli

Stel, 1962 yılında Niğde’nin Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt Köyü yakınlarında, BayındırKeşlik Yaylası’nda bulunmuş; arazi sahibi Abdullah Tanık tarafından Niğde Müzesi’ne teslim edilmiştir. Andezit taşından yapılan stelin üst kenarları yuvarlatılmış, aşağıya doğru genişleyerek inen gövdenin zemini düz bir şekilde sonlandırılmış. 1.31 metre yüksekliğindeki stelin ön yüzüne, kabartma tekniğinde sağa doğru dönmüş, bir ayağını öne atmış şekilde Fırtına Tanrısı tasvir edilmiş.

Buğday, üzüm ve yıldırımlar arasında: Fırtına Tanrısı Tarhunzas

Buğday başağı ve asma dalı

Baş ve ayakları profilden, bedeni ise cepheden işlenen kabartmada Fırtına Tanrısı; badem gözlü, iri burunlu ve sakallıdır. Başında boynuzlu bir serpuş bulunmaktadır. Kısa kollu ve diz kapağının hemen üstünde biten bir elbisesi vardır. Sol ayak ucundan yukarıya yükselen buğday başağı demetini sol eliyle kavrayan tanrı, sağ ayağının topuğundan başlayıp baldır boyunca uzanan asma dalını, kemer hizasında sağ eliyle tutmaktadır. M.Ö 8. yüzyılın sonuna tarihlendirilen stelde okunamayacak kadar aşınmış durumda yazılar mevcuttur.

Basamak yapılmış

“Niğde Steli” olarak isimlendirilen stel ise Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen Çelebi Hüsamettin Ağa Camii’nin 1975 yılındaki onarım çalışmaları sırasında fark edilmiştir. Niğde Tepebağları Höyüğü’nden getirilmiş olabileceği değerlendirilen stel, caminin kapı eşiğinin önüne yüzüstü yatırılarak basamak olarak kullanılmıştır. Müzeye bildirilen eser, dönemin Müze Müdürü Vural Sezer tarafından müzeye nakledilmiştir.

Elinde yıldırım demeti

Bazalt taştan üst kenarları yuvarlatılmış dikdörtgen prizma şeklinde işlenmiş eser, 2.18 metre yüksekliğindedir. Ön yüzünde yüksek kabartma tekniğinde işlenmiş sağa doğru ilerleyen sakallı Tarhunzas tasvir edilmiştir. Başı ve ayakları profilden, göğsü cepheden işlenen figür, sol elinde yıldırım demeti, sağ elinde ise balta tutmaktadır. Başına boynuzlu bir başlık giymiş olan tanrının, başlığının yukarısına yerleştirilen kanatlı güneş kursu dikkat çeker. Omuzlarına kadar sarkan uzun saçları ve sakalı buklelidir. Üzerinde eteği saçaklı, kısa kollu, diz kapağının hemen altında biten elbise vardır. Oldukça geniş olan kemerin püskülü öne doğru sarkmıştır. Ayaklarında uçları yukarı kalkık çarıkları bulunmaktadır. Tarhunzas’ın arkasına, yaprakları ve salkımları ile beraber bir üzüm asması, önüne de uzun saplı buğday başağı demeti işlenmiştir. Stelin sağ yan yüzünde Hitit hiyeroglifi tarzında dört satırlık bir yazıt bulunur. Yazıtta stelin tanrı Tarhunzas için Muwaharanis tarafından yaptırıldığı ifade edilmektedir. Stel yaklaşık olarak M.Ö 8. yüzyılın sonu, 7. yüzyılın başına tarihlendiriliyor.

Tarlada bulundu

Bor-Bağdüz Steli’ni de Abdullah Arı isimli vatandaş, Niğde’nin Bor ilçesinin Bağdüz Mevkii’nde tarlasını sürerken bulmuştur. Müze yetkileri tarafından 2012 yılında müzeye nakledilmiştir. Bazalt taştan, üst kenarları yuvarlatılmış, basık dikdörtgen prizma şeklindeki stel, 2.35 metre yüksekliğindedir. Stelin ön yüzünde, bir çerçeve ile sınırlandırılmış nişin içine, yüksek kabartma tekniğinde işlenmiş, sağa doğru ilerleyen Fırtına Tanrısı tasvir edilmiştir. Baş ve ayakları profilden, bedeni ise cepheden işlenen figürün başında, arkaya doğru yatık, tek boynuzlu sivri bir serpuş vardır. Kıvırcık ve boncuk sakallı, iri badem gözlüdür. Kısa kollu, “V” yakalı elbisesinin diz kapaklarının üstüne kadar inen eteği saçaklıdır. Sağ dirseğinin hemen altında ucu kıvrık bir nesne veya silah taşıyan tanrının, sol ayak ucundan yukarıya doğru buğday başağı demeti yükselmektedir. (Bu kısmı kırık ve noksan) Figür, sağ ayak topuk bitiminden başlayıp baldırı boyunca yükselen asma dalını, kemerinin yukarısında sağ eliyle tutmaktadır. Yan yüzünde küçük bir kısmı korunabilmiş hiyeroglif yazıt yer alan stel, yaklaşık olarak M.Ö 8. yüzyılın sonuna tarihlendiriliyor.

Benzerlikler ve farklılıklar

Müzemizde sergilenen Fırtına Tanrısı Tarhunzas’a ait steller, Arami–Yeni Asur etkisi altındaki Geç Hitit Dönemi’nin karakteristik özelliklerini taşıyor. Tanrının sembolleri olarak, bolluk ve bereketi temsil eden buğday başağı ve üzüm salkımları her üç stelde de yer alırken; fırtına ve savaş sembolleri olan balta ve yıldırım demeti, sadece Niğde Steli’nde görülüyor. Bu açıdan ve üslup olarak Keşlik Steli ile Bor-Bağdüz Steli’nin birbiriyle daha fazla örtüştüğü değerlendiriliyor. Ayrıca her üç stel, Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Gökbez Köyü’nde bulunan Gökbez Kaya Anıtı ve bölgenin (Tabal) en önemli sanat eserlerinden biri olan Ereğli İvriz Kaya Anıtı’ndaki Fırtına Tanrısı Tarhunzas tasvirleri ile benzer özellikler taşıyor.