Geri Dön

Açık Söz

Açık Söz


• Yıldırım Türker, 25 Eylül tarihli gazetenin spor sayfasında (s. 26) yer alan Haftanın Kare Ası köşesinde iki önemli hata olduğuna dikkat çekiyor.
Köşede dört futbolcunun adı geçiyor: Ronaldo, Hasan Şaş, Ender ve Lazarov.
"Köşede" diye yazmış Türker, "Ronaldo’nun kıvrak ve çabuk stiliyle Beşiktaş savunmasını perişan ettiği belirtilmiş. Ama, Ronaldo’nun takımı Beşiktaş. Bir oyuncu kendi savunmasını perişan etti diye kare asına girmez herhalde!"
"Fotoğraflarda Lazarov’un Kocaeline ait yeşil - siyah formalı pozunu görüyoruz, onun da Gençlerbirliği’nde oynadığı yazılmış."

• Bir Milliyet Ekonomi okuru borsa listelerine dikkat çekmiş. "Gazeteyi her gün alıyorum" diyor. "Ama borsadaki şirket listesinde bazı şirket isimlerinin yer almadığını görüyorum. Örneğin, Meges Boya en çok kazandıranlardan olmakla beraber genel listede yok. Bu güncellenemez mi? Hele, şirketlerin kodları ile birlikte olsa daha da iyi olacak."
Yorum: Ekonomi sayfaları sorumlularının verdiği bilgiye göre, bazı şirketler Bölgesel Pazar listesinde yer alıyor. Meges Boya da burada. Yani listeleri biraz daha dikkatli incelemek gerekiyor. Kodlar konusunda ise, servisin yer sıkıntısı var. Sayfa sayısının azlığı yüzünden bilgiler "epey sıkıştırmak" zorunda kalınıyor, bazıları yer bulamıyor.

• Vahit Acar, 11 Eylül’den bu yana artık her yerde görmeye alıştığımız bir ismi sorguluyor. "Konu, Taliban sözcüğüdür" diyor Acar. "Afganistan’da dini eğitim veren okul öğrencilerinin, silahlı örgütle kalkışarak iktidara geldiklerinde bu örgüte ‘Taleban’ deniyordu. Yani ‘talebeler’ veya "öğrenciler" anlamı içeren bir ad."
• "Meydan Larousse’a baktım, ‘Taliban’ diye bir sözcük yok. Acaba doğru adını yazmak zor mu? Afganlılar ‘Taleban’ diyor."
Yorum: Okurumuz uyarısında haklı değil. Afganlılar ‘Taleban’ demiyorlar. Afganistan’ın Ankara büyükelçisinden aldığımız bilgiye göre, bu isim ilk hecesi içindeki a harfi uzatılarak ‘Taliban’ şeklinde telaffuz edilmekte. Kelimenin kökü Arapça. ‘Talebeler’ anlamına geliyor. Doğru isim ‘Taliban’.

• İsmet Ayşe Kabaağaçlı Noonan, 30 Eylül tarihli Milliyet Pazar ekinde sanat sayfasında Sergide Buluştular başlığı altında sunulan Şirin Devrim röportajı ile ilgili uzun bir sitem mektubu göndermiş.
Yazar Cevat Şakir’in kızı olan İsmet Hanım’ı üzen şey, röportajıda yer alan 1908 tarihli fotoğrafın altındaki metnin başlığı. II. Abdülhamid devrinin ünlü simalarından Şakir Paşa’nın aile efradıyla çekilmiş fotoğrafın metni üzerinde Oğlu Tarafından Öldürüldü başlığı var. Bununla, Şakir Paşa’nın, oğlu Cevat Şakir tarafından öldürülmüş olmasına atıfta bulunuluyor.
"Böyle bir başlık konularak o güzelim fotoğraf berbat edilmiştir. Büyük bir özveriyle hazırlanmış sergiden bahseden bu tür bir başlık cahilce atılmış olmuyor mu? Gazetecilik etiği bu mudur? Amaç sansasyon yaratmak ve daha çok kişi tarafından okunmayı sağlamak mıdır?"
Pazar Eki sorumlularından İlke Gürsoy’un yanıtı: "Haberde gerçek dışı hiçbir bilgi bulunmuyor. Cevat Şakir’in babasını öldürdüğü ve bu sebepten ötürü yedi yıl cezaevinde kaldığı doğrudur. Üstelik bu yıllardır biliniyor. Ayşe Kulin’in ‘Füreya’; Şakir Paşa’nın torunu ve Cevat Şakir’in yeğeni Şirin Devrim’in ‘Şakir Paşa Ailesi’ kitaplarında da bu olaydan açık açık bahsediliyor. Devrim, Mehmet Kenan Kaya ile yaptığı röportajda da bunu yineledi zaten. Resmin altındaki yazıda bunu başlığa taşımak, gazetecilik etiği açısından bir sorun değildir. Ünlü ya da değil, bir insanın babasını öldürmüş olması, hele de aile içi ilişkilerin anlatıldığı bir yazıda, en ilgi çekici noktalardan biridir." "
"Amaç sansasyon yaratmak değil, rengarenk bir ailenin serüvenindeki çarpıcı bir noktaya okurun dikkatini çekmektir."

* 30 Eylül günkü gazetenin 22. sayfasından bir cümle, Dr Tahsin Cengiz Türköz’ün oturup uzun bir şikayet mektubu yazmasına yol açmış. Okurumuzun yana yakıla yazdığı satırlar, zaman zaman Milliyet’in uyarılmasına yol açan önemli bir konuyla ilgili: Türkçe kullanımı.
DSP Genel Sekreteri Hayri Diri’nin görevden alınmasına ilişkin, Rahşan Hanım ‘Sağ Kolunu’ Kesti başlıklı haberde "Meclis çalışmalarından çok parti genel meclisi ile ilgilenen Diri ile ilgili Rahşan Ecevit’e gelen bilgiler Diri’nin sonu oldu.." cümlesi, Türköz’ün tepkisine yol açmış.
"Bilmek istiyorum" diyor Türköz. "Rahşan Ecevit mi Diri ile ilgilidir, yoksa haberler, ilgili Rahşan Ecevit’e ve .. parti genel merkeziyle ilgilenen Diri’ye mi gelmiştir? Bu cümle ile ne anlatılmak isteniyorr?"
"Türkçe hataları muhabirlerin kaleminden ve editörler ve redaksiyonun denetiminden nasıl kaçabiliyor?"
"Meclis çalışmalarından çok parti genel merkeziyle ilgilenen Diri ile ilgili olarak Rahşan Ecevit’e gelen haberler Diri’nin sonu oldu, diyebilmek hiç de zor olmamalı."
Türköz, şikayetini, televizyonlarda yaşanan kuralsız, rastgele ve anlaşılmaz Türkçe eğiliminin gazetelerden, özellikle de Milliyet’ten uzak tutulmasını dileyerek noktalıyor.








Cüneyt Özdemir'in Şeyma Subaşı'na verdiği cevap olay yarattıSosyal medya fenomeni Şeyma Subaşı, gazeteci Cüneyt Özdemir'in Youtube kanalına konuk oldu. Subaşı'nın İbiza daveti üzerine Özdemir, "Ben İbiza'ya gitmeye başladığımda sen lise 2'de felandın sanırım" dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber