Geri Dön
The OthersCumhurbaşkanı’nın ikilemi!

Cumhurbaşkanı’nın ikilemi!

ÇAPRAZ ATEŞ

Cumhurbaşkanı’nın ikilemi!

Cumhurbaşkanı’nın ikilemi!

ÇAPRAZ ATEŞ

ECE BİLGİN

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, daha önce veto ettiği ve kamuoyunda af yasası olarak bilinen "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun"u imzaladı. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı yasaya yönelik eleştirileri veto gerekçesinde ayrıntılı olarak belirtilmişti. Sezer, imzalamak zorunda kaldığı ama eşitlik ilkesine aykırı bulduğu yasayı iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmalı mı? İşte hukukçuların değerlendirmeleri.

Prof. Dr. Arslan Gündüz - Marmara Üniversitesi
Parlamento Sezer’i dikkate almalıydı
Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı af yasasının Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesinde pratik bir yarar göremiyorum. Bence Sezer Anayasa Mahkemesi’ne gitmese iyi olur. Aylarca gereksiz bir beklenti yaratıldı. İki defa parlamento iradesini belirtti. Af yasası diğer kanunlara benzemiyor. Daha sonra bu yasa iptal bile edilse ileriye yürür. Af çıkacak, insanlar tahliye edilecek ve daha sonra da iptal edilecek. İyi düşünmek gerekiyor. Bütün bunlar göz önüne alındığında uygulaması oldukça zor bir başvuru davasına dönüşür. Parlamentonun çoğu bu kanunun iki defa çıkarılmasından yana oldu. Toplumun bu kadar karşı çıktığını herkes gördü. Cumhurbaşkanı Sezer’in Anayasa ve hukukun eşitlik ilkesine aykırı gördüğü bir kanunu parlamento dikkate almalıydı. Bu kanunu değiştirerek çıkarması daha uygun olurdu. Ama bu yapılmadı. Bir inatlaşmaya gidildi. Cumhurbaşkanı’nın işaret ettiği sakıncalar ve kamuoyunun hassas olduğu konular adeta ihmal edildi.
Ben çıkan yasanın örtülü af olduğunu düşünüyorum. Suçluların çıktıktan sonra tekrar cezaevine girme ihtimali kuşkusuz var. Bir bakıma onların başındaki demokrasinin kılıcı etkisini yitiriyor. "Cezaevleri doldu" demek hiç de iyi bir gerekçe değil. O zaman kanunlar niye yapılıyor? Polis niye koşturuyor? Mahkemeler neden bu kadar zahmete giriyor?
Hükümetin sık sık af çıkarması, Türkiye’de yaşama hakkının korunmadığını gösteriyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde, yaşama hakkı korunmuyor.
Zaten bizdeki infaz sistemi iyi değil. 24 yıl alan bir suçlunun 8 sene sonra "iyi hal gösterdi" diye serbest bırakıldığı bir ülkede, bir de af işin içine girdiğinden dolayı kimse cezasını çekmiyor. Adam öldürmenin ve yaşama hakkını ortadan kaldırmanın cezası caydırıcı olmaktan çıkıyor.
Devletin tam da burada af çıkarma yetkisi olduğuna inanmıyorum. Devlet kendisi alehinde işlenen suçları affetmiyor. Ama, bireyler aleyhinde işlenen suçları affetmeye kalkıyor. Bu sefer mağdur olanları kızdırıyor. Sonunda da insanlar adaleti kendi elleriyle almaya kalkıyorlar. Bu da toplumsal barışa zarar verecek bir durum.

Prof. Dr. Süheyl Batum - Bahçeşehir Üniversitesi
İnfaz ve af farklı
Sezer Anayasa Mahkemesi’ne başvurmalı ya da başvurmamalı" demek çok zor. Daha önce Anayasa Mahkemesi 1991 yılında çıkartılan şartlı salıverme hükümlerini iptal etmişti. Sezer, o dönemde mahkeme üyesiydi. İptal yönünde oy kullandı. Dolayısıyla ne düşündüğünü biliyoruz. Şimdi benzer bir düzenlemede, benzer gerekçelerle yasayı geri çevirdi. Çünkü bu affın Anayasaya aykırı olduğuna inanıyordu. Bütün bunlar göz önüne alındığında affı Anayasa Mahkemesi’ne götürebilir. Şartlı salıverme, infaz hukukunun farklı bir kurumu. Af ise daha farklı. "Bazı suçlar şartlı salınır, bazıları salınmaz" demek hukuk devletine aykırıdır. Zaten bunu söyleyen Anayasa Mahkemesi kendi önüne bir iptal başvurusu geldiğinde, bu "anayasaya uygun" diyemez. Ancak, "eşitlik ilkesine aykırıdır" der.

Avukat Ümit Kardaş
İnfaz dejenere oldu
Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Mahkemesi’ne gitmemesi, hiç gidilemeyecek anlamına gelmiyor. Sezer sorumluluk almak istemedi. Kimin işlediği suç, hangisinden ağır ya da hafif belli değil. Sezer veto gerekçesinde bunu ortaya koydu. Bu yasa, infaz sisteminin dejenere edildiğini gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde suçlulara, cezaevlerinden çıktıktan sonra kurallar konur. Bunlara uymazsa cezaevine geri gönderilir. Bizde böyle bir şey yok. Bizde infaz hukukunun alt yapısı yok. Affın mantığı, "barışı sağlamak" olmalıydı. Ayrıca af denildiğinde, siyasi suçların affı düşünülmeli.

Prof. Dr. Burhan Kuzu - İstanbul Üniversitesi
Mahkemeye gitmeliydi
Af yasasında açıkça aykırılıklar yaşanıyor. Sosyal ve adalet temeli yok. Af kanununda hükümler arasında çok ciddi çelişkiler var. Bu yüzden terreddüt etmekte çok haklı olsa da Sezer Anayasa Mahkemesi’ne gitmeli. Cumhurbaşkanı yetkisini kullanabilir. Buna kimse de tepki gösteremez. Anayasa Mahkemesi’ne gitmek mi zor, kalmak mı zor? Böyle bir ikilem var. Çünkü Anayasa Mahkemesi’ne gittiği zaman bu sefer yasada düzeltmeler yapılacak. Eşitlik ilkesi bakımından affın kapsamının genişletilmesi gündeme gelecek. "Gitsin" derken, affın kapsamı genişletilsin demiyorum. "Gitmesin" denildiğinde de eşitlik ilkesi ortaya çıkıyor. Göz göre göre bazı insanların kayırılmasına da hukukçu olarak gönlüm elvermiyor. Mahkemeye gitmesinde yarar var diyorum. Gitmezse alt mahkemelerde sıkıntılar yaşanacak. Yolsuzluk nedeniyle açılmış davalarda, işin başında olanlarla ilgili TCK’nın 238 ve 239. maddeleri af kapsamına alınmış. Ama 240. madde yani garibanlar alınmamış. Böyle bir şey olur mu? Bütün bunların sonucunda, Apo’nun da yararlanarak cezasının müebbet hapse dönüşmesi mümkün hale gelebilir. 30 yıl yatıp tahliye olabilir. Tabii daha önce şartı salıvermeyle çıkmazsa. Bu büyük hatayı Mahkeme’yle önleyebiliriz.



ENTELLEKTÜEL BAKIŞ











bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler