Erbakan’ın olaylı gezisinin ardından donan Türkiye - Libya ilişkileri, Tatlıses’le çözülecek. Libyalılar, ‘Bir konser versin buzlar erir’ görüşünde
Kapatılan RP’nin siyasi yasaklı Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde yaşanan olaydan sonra kopan Türk - Libya ilişkilerinde yumuşamanın somut işareti olacak Eylül Devriminin 31. yıldönümü törenleri merakla bekleniyor.
Aralarında Türklerin de bulunduğu bir grup Suriyeli’nin PKK bayraklarıyla devrim kutlamalarında geçiş törenine katılması sonucu yaşanan diplomatik kriz, Libya’nın gösteriye katılanları sınır dışı etmesiyle durulurken, bu yılki kutlamalara Türkiye’nin davet edilmesi bekleniyor.
Libyalılar, “İbrahim Tatlıses gelsin bir konser versin bütün buzlar çözülür" derken, Türkiye alternatif bir öneriyle, ilk etapta devrim kutlamalarında geçiş törenine bir mehter takımı göndermek istedi. Gayrı - resmi temaslar sırasında Tatlıses’in Libya’da çok sevildiği, Trablus’ta bir konser vermesi halinde, Türkiye’den Libya’ya en etkili dostluk mesajının ulaşacağı konusunda görüş birliğine varıldı. Ancak buna Türk Dışişleri’nin karar verebileceği belirtildi.
Eylem sanmışlar...
Libyalılar namazın sünnetini kılmadığından, Türk işçilerin Libya’ya ilk gittiği günlerde camide toplu olarak namaz kılan Türk işçiler farzdan sonra sünneti de kılmaya devam edince eylem yapıldığı sanılarak, polis çağrılmış. Türk işçiler karakola götürülmüş ve olay sonradan açıklığa kavuşmuş. Libyalılar da artık Türk işçilerin sünneti kılmasına alışmışlar.Katı bürokratik kurallar nedeniyle ilginç olaylar da yaşanan Libya’da kulaktan kulağa yayılan bir hikayeye göre, Osman adında bir Türk işçisi işlediği bir suç nedeniyle sınırdışı edilmiş, belgesine de sadece “Osman" diye not düşülmüş. 2.5 yıl boyunca Libya’ya gelen Osman adındaki bütün Türk işçileri geri gönderilmiş.Halk arasında hala bir efsane olan Kaddafi’den söz ederken her olasılığa karşı şifreli isimler kullanılıyor. Bir zamanlar 2 milyon 500 bine varan Türk işçileri arasında Kaddafi’ye, “Şaban", “Şakir" denirken, kadınlar “Yakışıklı" lakabını takmışlar. Bu adlandırma Kaddafi’nin de kulağına gidince, komutanlarına sormuş ve “Bir Türk ismi" yanıtını almış. Bir gün bir tercümana sorduğunda, “İstanbul’a taşradan gelen köylülere şaban denir" yanıtını alınca kızdığı, ama yakışıklının anlamını öğrenince, “gülümsediği" anlatılıyor. Bu isimler deşifre olduğu için Türkler şu sıralar Kaddafi’den söz ederken, “Yaşar" adını kullanıyor.
Kuleden İzmir gözüküyor
Kaddafi kadınlara verdiği önemi 52 kişiden oluşan Halk Kongresi’nin yarısını kadınlara ayırarak göstermiş. Turizm Bakanı da kadın. Hukuk ve tıp fakültelerinde okuyan öğrencilerin yarısından fazlası kadın. Tek eşlilik var ve erkek ancak eşinin onayıyla boşanma davası açıyor. O da bütün malvarlığını karısına bırakmak koşuluyla. Kadın parlamenterler, “Erkek ancak çantasını alabilir. O nedenle boşanma oranı çok düşük" diyorlar.Tunus ve Mısır’ın turizm pastasından aldığı payı kapmak için harekete geçen Libya, ülkeye gelen resmi heyetler karşısında ilk animasyon denemelerini gerçekleştiriyor. Yerel kıyafetlerle müziklerinden örnekler veren ekipler turistlere hoş anlar yaşatıyor. Kaddafi’nin yeni başkenti Sirte’de bulunan Mesa firmasının şantiye binasında yıllardır çalışan işçiler vatan hasretini gidermek için ilginç bir yöntem geliştirmişler. Denizin hemen kenarındaki şantiyeye, “Alaaddin tepesi" dedikleri yapay bir tepe yapıp üzerine bir gözlem kulesi inşa etmişler. İşçiler tepeye çıkıp Türkiye’ye bakıyorlar; “Siz de bakın. Biz İzmir’i görüyoruz..."