Geri Dön

İnisiyatifte inisiyatif kimde?

İnisiyatifte inisiyatif kimde?

İnisiyatifte inisiyatif kimde?
20 Aralık 1998
Ahmet TULGAR

İnisiyatifte inisiyatif kimde
Geniş Katılımlı İnsan Hakları İnisiyatifi'nin duyurusu ve katılanların listesi haber merkezlerine geldiğinde ilk göze çarpan şu oldu: Sonradan Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'ın diyeceği gibi "birarada resimleri görüldüğünde hayra yorulamayacak" kadar farklı isim biraraya gelmiş ve yeni bir sivil toplum hareketi oluşturmuştu. Politikacılar, gazeteciler, bilimadamları ve başka mesleklerden çok sayıda aydının arasında CHP milletvekilleri ile FP milletvekilleri, İslamcı yazarlar ile Kemalist öğretim üyeleri art arda sıralanıyordu. Sansasyonel listede Bülent Arınç, Abdullah Gül, Fikri Sağlar, Aydın Güven Gürkan parlamentodan yola çıkan bir çoğulluk oluştururken, Abdülmelik Fırat, Mahmut Alınak, Doğu Ergil ve Mahir Kaynak isimleri Güneydoğu'ya ilişkin konsensüsün aciliyetine dikkat çekiyordu.
1984 yılında kamuoyuna "Aydınlar Dilekçesi" olarak yansıyan ve o dönemlerde henüz 12 Eylül karanlığında debelenen ülkede orta şiddette bir depreme yol açan 1256 imzalı aydın girişiminden bu yana, Türkiye'de çeşitli dönemlerde, aydınlar cezaevlerinden düşünce özgürlüğüne kadar birçok konuda "geniş katılımlı" inisiyatifler oluşturuyor. Ancak geçtiğimiz hafta günyüzüne çıkan inisiyatifin tanımlanmasında kullanılan "geniş katılım" deyimi nicel olmaktan çok nitel bir genişliğe işaret ediyor.
Çünkü bugüne kadar oluşturulan aydın girişimlerinde katılımcıların sayısı değişse de dünya görüşleri benzeş oluyordu. Bu kez ise solcu ve İslamcı diye tanımlanacak iki cenahın aydınları biraraya geliyor ve "hukuk devleti, demokrasi, adalet, insan hakları, özgürlük ve barış kavramı temeline oturan bir inisiyatif" geliştiriyordu.

Sağcılar yetişememişti
İnisiyatifin sekreteryasında yeralan gazeteci Ayşe Önal bu duruma ilişkin şunları söylüyor: "1984'teki Aydınlar Dilekçesi tek bir mahallenin girişimiydi. Çünkü o zamanlar sadece solcular dayak yiyordu. Bu kez farklı mahallelerden katılım oldu."
1984 yılının 15 Mayıs'ında dönemin cumhurbaşkanı Kenan Evren'e sunulan ve kamuoyunda "Aydınlar Dilekçesi" diye bilinen "Türkiye'deki demokratik düzene ilişkin gözlem ve istemler" başlıklı metni kaleme alan 12 kişiden biri olan yazar Murat Belge, "Aydınlar Dilekçesi" ile yeni "Geniş katılımlı inisiyatif" arasındaki farkı şöyle özetliyor: "1984'teki Aydınlar Dilekçesi sonuçta tamamen solda bilinen insanların bir metni oldu. Teorik olarak başkalarının imzalamasına karşı değillerdi. Ama o zaman kesimler arasında ilişkiler çok daha azdı, yok gibiydi. Farklı görüşlerin birarada bir şey yapması kötü bir şey sayılmasa da bunun bir alışkanlığı da yoktu. O bakımdan bu yeni aydın girişimi onunla çelişmekten çok onun öngördüğünü gerçekleştiriyor olabilir. O zaman da sağ kesimden imza verenler olmuş fakat yetişmediği için yayınlanamamıştı."
1984'te öneri Aziz Nesin'den gelmişti, 1998'teki aydın girişiminde ise öncülüğü İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak yaptı. Uzun süredir farklı kesimlerin birarada yer alacağı bir inisiyatif oluşturma çabasında olan Dilipak ile solcu Şanar Yurdatapan'ın uluslararası bir insan hakları kampanyasının Türkiye ayağı olarak sürdürdüğü bir imza kampanyası birleşince "Geniş katılımlı inisiyatif" oluşmuş.
Her ne kadar inisiyatifi oluşturanlar yeni girişimin bir çoğulculuk örneği olduğunu belirtseler de, inisiyatifin İslamcı kesimin etki alanına girdiğini iddia edenlere de sıkça rastlanıyor. Üstelik 1984'te az sayıda sağcı da imza vermek istemiş olsa da, "inisiyatifin inisiyatifi" tümüyle solcuların elindeydi.

İslamcıların sol söylemleri
Peki, ne olmuştu da son dönemlerde inisiyatif solculardan İslamcılar'a geçmişti? Solcuların devlet baskısıyla boşalttığı varoşlardan sol söylemlerle oy toplayan İslamcılar şimdi de entelejensiya içindeki nüfuz alanlarını genişletip öncülüklerini mi ilan ediyordu? Ya da solcuların nicedir alıştığı baskı İslamcı kanadın hızla "sola kaymasına" mı yol açmıştı?
Murat Belge inisiyatife destek için imza verdiğini fakat geçtiğimiz hafta Muammer Karaca Tiyatrosu'nda yapılan toplantıya yurtdışı seyahatleri nedeniyle katılamadığı için mahçup olduğunu belirttikten sonra şöyle diyor: "Benim savunduğum ilkeleri eğer farklı bir kesim savunursa ben de desteklerim. Onlar savunuyorlar diye katılmamazlık etmem. Benim kesimim niye savunmuyor diye eleştiririm."
Milliyet Gazetesi yazarı Umur Talu ise, konuya ilişkin şunları yazdı: "Siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve bireylerin, bu kavramlar (hukuk devleti, demokrasi, adalet, insan hakları, özgürlük, barış) ve onların Türkiye'de evrensel bir hayatiyet kazanmaları için yaptıkları tüm girişimleri, mücadeleleri ve geliştirdikleri tüm inisiyatifleri de saygıyla desteklerim. Bu 'inisiyatif'e de, onun bağlamında adı geçen birçok kişiyle hayata tüm bakış açılarını paylaşmasam dahi (ki inisiyatifin gerekçesinde bu zaten özellikle vurgulanıyor), o gözle bakıyor ve önemsiyorum."Yeni aydın girişiminin 84'teki girişimden bir başka farkı da eskisinde ortak bir metin imzalanmasına karşın yenisinde herkesin kendi adına ayrı bir metin yazmasının istenmiş olması. Murat Belge bunu olumlu bir gelişme olarak görüyor ve şöyle diyor: "Birinci girişimde tasarı kabul edildikten sonra herkesin onayıyla bir de kurul oluştu ve o kurul da herkes adına herkesin imzalayabileceği bir metin yazdı. Oysa bu ikinci girişimde herkesin kendi metnini yazması isteniyordu. Bu da bence ciddi bir trend. Daha bir bireysel özgürlük bırakılmış gibi."
84'teki imza listesinde de, yeni imza listesinde de popüler kültür alanından isimlere de rastlanıyor. 84'te İbrahim Tatlıses, Türkan Şoray, Cihan Ünal gibi isimler de girişime katılmıştı. Şimdi ise Ahmet Kaya, Müjde Ar ve Neslihan Yargıcı gibi isimler katılımcılar arasında.

Dilipak'tan Yargıcı'ya davet
Bir süre önce Aczmendiler'i seksi bulduğunu söyleyerek tartışma başlatan modacı Neslihan Yargıcı, girişime Abdurrahman Dilipak'ın daveti üzerine destek vermiş. Bu arada bu tür konuların yabancısı olmadığını da özellikle vurguluyor.Katılımcılardan Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ise 84 girişimi ile yeni girişim arasındaki farka ilişkin şunları söylüyor: "O zamanlar sağın tonları kendilerini devletin sahibi sanıyorlardı. Bize yapılan zulme sessiz kalmak gibi bir aymazlık içindeydiler. Sora sora Bağdat bulunurmuş. Şimdi biz onlara yapılanlara sessiz kalmak istemiyoruz."İmzacılar arasında işadamı İshak Alaton'a da rastlanıyor. İshak Alaton Türkiye'nin dışarıdaki imajının mutlaka düzeltilmesi gerektiğini vurguladıktan sonra ekliyor: "Ben Türkiye'de bir azınlık grubuna mensup olduğum, çoğunluğun dinine mensup olmadığım halde hiçbir ayrımcılıkla karşılaşmadım, hatta farklı olmanın avantajlarını gördüm. Ancak yurtdışında Türkiye kendi halkına zulüm yapan bir ülke olarak görülüyor, buna çok üzülüyorum ve bunun değişmesini istiyorum. İş dünyasında sosyal demokrat olarak bilinen bir işadamı olarak bu bildiriyi imzalama kararı aldım."Alaton girişimdeki çoğulcu yaklaşımı ise şöyle yorumluyor: "1984'teki Aydınlar Dilekçesi imzalandığında öncülük ultra sol ve solcularındı. Fakat geçen zaman içinde uçlar törpülendi ve sol ile sağ birbirine yaklaştı."
1984 girişiminin 1998 girişiminden önemli bir farkı da kamuoyunda ve devlet katında yaptığı yankı olmuştu.Aydınlar Dilekçesi 1984'te bütün gazetelerde manşetten duyurulmuş, dönemin cumhurbaşkanı Kenan Evren'in dilekçeye ilişkin vecizeleri unutulmazlar arasına girmişti: "Çok aydın gördük", "Vahdettin de aydındı ama vatanı sattı", "Bazı şairler vardı, yurtdışına kaçtı. O aydın değil miydi? Ne yapayım ben öyle aydını." Bu arada dilekçeyi imzalayanlardan 56'sının yargılanması aylarca sürmüştü.
Evet, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin imzalanışının ellinci yılı olan 1998'de Türkiye aydınları 14 yıl öncekilere benzer kaygılarla bir kez daha birarada.
Üstelik bu kez iki anlamda biraradalar.


Kars'ta tilkilerin yiyecek arayışıKars’ta aç kalan tilkilerin, yiyecek araması objektiflere yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber