Geri Dön

İzmir'i kurtarıyoruz

İzmir'i kurtarıyoruz


Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina yeşil bir İzmir için harekete geçti


       DSP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina, İzmirlilere verdiği sözleri yerine getirmek için çalışmaya devam ediyor. Tarihi Kordon'u doldurarak otoyol yapma projesini iptal ederek, yeşil alan projesine dönüştürdü. En önemlisi Türkiye'de kazalardan en çok insanın öldüğü İzmir'de Batı'da rastlanan "AKS 110" denilen bir "Acil - Kurtarma - Sağlık" sistemini kurdurdu. Ahmet Piriştina ile projelerini konuştuk.

       *18 Nisan seçimleri öncesinde, Kordon'un doldurulması üzerine, "29 milyon dolar denize döküldü" demiştiniz. Şimdi ne oluyor?
       Biz, Kordon gibi tarihsel bir mekanı trafiğe açmanın, kente yeni yükler getireceğini söylemiştik. Ama bu dolgu yapıldı. Bu dolguyu kaldırmak mümkün olmadığına göre, otoyol yerine kentin denizle buluştuğu bir yeşil alan yapıyoruz. Dört ay içinde Kordon park haline gelecek.
       Olaya sadece Kordon olarak da bakmamak lazım. Körfez doğal SİT alanı. Buralarda koruma amaçlı imar planları yaptık. Anıtlar Kurulu onaylarsa, küçük yapılarla bölgeyi korumayı hedefliyoruz. Liman bölgesini yolcu trafiğine açacak bir imar düzenlemesi yapıyoruz. On sene içinde de limanın Çandarlı'ya taşınmasını hedefliyoruz.
       Konak meydanı başta olmak üzere trafiği yer altından geçirerek, İzmir'de çok az olan meydanlar yaratacağız. Körfez'de çepeçevre bisikletle gezilebilecek bir düzenleme peşindeyiz. Yani İzmir'i kurtarıyoruz.

       *Körfez'in temizlenmesi için ne yapılıyor?
       İzmir'in 30 yıllık rüyası bu. Ana kuşaklamanın önemli bir kısmı tamamlandı. Arıtma tesislerinin üçte birlik bölümü de devreye girdi. Artık İzmir'deki kirliliğin tamamı Körfez'e akmıyor. Arıtma sistemi Haziran ayında tamamlanıyor. Tali kolektörlerin inşasının bitmesiyle pis suları bütünüyle arıtacak kapasiteye ulaşacağız.
       Yağmur sularıyla pis sular şimdi birlikte gidiyor. Hedefimiz, yağmur sularıyla pis suları ayrıştırmaktır. Bunu da başarırsak artık Körfez'e kirlilik akamayacak. Eğer Körfez'e kirlilik akmazsa, bilim adamlarımıza göre, Körfez'in yapısı kendi kendisini yenilemeye, temizlemeye müsait. 30 yıllık hedef doğrultusunda sonuç alacağımıza inanıyorum.

       *Deprem bölgelerinden birisi de izmir...
       Depreme hazırlık açısından diğer kentlerden daha ilerdeyiz. En hazırlıklısıyız diyebilirim. Boğaziçi Üniversitesi ve Birleşmiş Milletler ile birlikte ortak bir projenin sonuçlarını geçen ay aldık. Artık olası bir depremde nelerle karşılaşabileceğimiz konusunda elimizde makro bir yaklaşım var. Binaların tek tek dayanıklılığıni saptamak mümkün değil ama buna esas oluşturacak bir çalışma yapıldı.
       Ayrıca olası bir deprem sonrası arama kurtarmaya yönelik Türkiye'de olmayan geniş bir araç parkımız ve burada çalışacak eğitimli kadromuz da var.

       *Kamu ulaşımında durumunuz nedir?
       Mayıs ayında hizmete girecek bir metro sistemimiz var. Denizcilik İşletmeleri vapurları özelleştirme çerçevesinde bize geçti. Bunu geliştireceğiz. Özel sektörden de hizmet alımı yaparak ulaşımda entegrasyonu sağlayacağız.

       *Parlamentoda KİT Komisyonu'nda bulundunuz. KİT'lere yeni genel müdürler atanıyor. İlk demeçleri "özelleştirilsin" oluyor. Garip değil mi?
       Garipten de öte zararlı. "Özelleştirme iyi midir, kötü müdür" tartışmasının dışında, özelleştirme kapsamına alınması ve özelleştirilmemiş olması KİT'lere en büyük zararı veriyor. Nasıl olsa özelleştirilecek diye kapsam içindeki KİT'lere yatırım yapılmasına izin verilmiyor. Aradan yıllar geçiyor ve sorunlar birikiyor. Bazı alanlarda özelleştirmeye gidebilirsiniz ama Güneydoğu'da kamunun yatırım yapması bekleniyor.

       *KİT'leri izleyen biri olarak ağır bürokrasi, yolsuzluk ve kayırma size göre nasıl engellenir?
       Tek yol şeffaflığın ve katılımcılığın sağlanmasıdır. Biz, sivil toplum örgütleriyle görüş alışverişinde bulunmaya çalışıyoruz.

       *Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu'nda da DSP'yi temsil ettiniz. Gözlemleriniz neydi?
       Komisyonda dinlediğimiz üst düzey kamu görevlilerinin büyük çoğunluğu, bu olayda bir dış organizasyon olduğunu düşünüyordu. "Türkiye'de faaliyet gösteren terör örgütleri olsaydı, bu olay çözülürdü" gibi bir kanıları vardı. Komisyonumuz, delillerin toplanmasında ve araştırmada yeterli özenin gösterilmediği sonucuna da varmıştı. Hizbullah gibi örgütler ortaya çıkarıldıkça, Mumcu gibi cinayetlerin de aydınlatılacağına dair umutlarımız artıyor.

TÜPRAŞ’ı biz söndürdük

       İzmir’in Acil Kurtarma Servisi AKS 110 dokuz dakikada kaza yerinde

       *İzmir'de Türkiye'nin diğer kentlerinde olmayan bir kurtarma sistemini hayata geçirdiniz. Nedir bu "AKS 110" sistemi?
       AKS 110, "Acil - Kurtarma - Sağlık" sözcüklerinin baş harfleri. 110, itfaiyenin ücretsiz aranabilen telefonu.
       İzmir, Türkiye'de trafik kazası sonucu ölüm ve yaralanmaların en yüksek olduğu il. İzmir'de her onbeş dakikada bir trafik kazası oluyor; bunun sonucunda iki günde bir kişi ölüyor. Ölüm ve yaralanmalar İstanbul ve Ankara'nın kat kat üstünde.
       Bu rakamlar İzmirlilerin kazalara karşı örgütsüzlüğünü ortaya çıkarıyor. Trafik canavarı toplumsal örgütsüzlük olarak ortaya çıkıyor. Kazaların ve ölümlerin yüzde 80'i de çarpışma sonucu oluyor.

       *Nasıl bir acil kurtama sağlık hizmeti oluşturuldu?
       Batı'da uygulanan yöntemi yani kurtarma ile sağlık ekibinin entegre edildiği bir sistemi gerçekleştirdik. Kazalarda genellikle ambulans geliyor ama sıkışmış insanların çevresinde dört dönüyor. Halbuki geçen saniyeler çok önemli. Bunun için sağlık ve kurtarma ekibinin ayrı ayrı olmaması gerekiyor.
       Özel eğitimden geçirilmiş, özel donanıma sahip ve bunları ustaca kullanmasını bilen bir kurtarma ekibiyle, kurtardıkları kişiye acil sağlık hizmetini veren ekibi bir araçta bir araya getirdik. Haftanın yedi günü, günde 24 saat ücret almadan çalışıyorlar. AKS'ın üç hedefi var: Trafik kazaları, yangınlar ve deprem, sel gibi doğal afetler. Trafik kazalarında, yüz km'lik bir alan içinde müdahale edebiliyoruz.

       *En kısa zamanda kazalara nasıl ulaşılıyor?
       Bir komuta - kontrol merkezimiz var. Kazalar buraya bildiriliyor. Dört alternatifli telsiz haberleşme sayesinde, 100 km'de hem merkezle ve hem kendi aralarında her koşulda haberleşme kesintisiz olarak sağlanıyor.
       İzmir'in altı kent giriş kapısı var. Kazalar bu girişlerde yoğunlaşıyor. 6 istasyonumuzu buralara yerleştirdik. Mayıs ayında istasyon sayımızı dokuza çıkaracağız. Bir ahtapotun kolları gibi İzmir'in çevresini sarıyoruz.

       *Her istasyonda neler var?
       240 personelin çalıştığı toplam 31 adet "kombi ambulans"ımız var. Türkiye ve komşu ülkelerde olmayan bu üç bölümlü araçlarda, kurtarma ve yoğun bakım gereçleri bulunuyor. Dört araç zincirleme birbirine girse, ya da beş katlı bir bina çökse, 50 kurtarıcının çalışabileceği kurtarma donanımlarına sahipler. Yaralı nerede olursa olsun taşınabilir solunum ve kalp cihazları, sıkışan arabaları kesecek, kaldıracak sistemler var.
       Araçlarda bir doktor, bir paramedig yani ambulans teknikeri ve 6 kurtarma personeli bulunuyor.

       *Araçlarda çalışacak personeli nasıl yetiştirdiniz?
       Geçen belediye yönetiminde yapılmış protokollere göre bu araçlarda çalışabilecek 100 personel Hollanda ve Almanya'da; 100 personel de yabancı uzmanlar tarafından Türkiye'de eğitildi. Trafikte, afetlerde, yangınlarda acil kurtarma ve sağlık yardımı yapacak kurslar aldılar. Helikopterle insan kurtarmayı bile öğrendiler. Ekibin başındaki arkadaşımız ayrıca Amerika'da Şikago Yangın Akademisi'nde, kimyasallar ve mekanik yangınlar üzerine eğitim gördü.
       13 doktor ve yine Türkiye'de bir ilk olan yüksek okul mezunu 18 paramedig dediğimiz ambulans teknikerleri görev yapıyor. Bu projeyi havadan ve sudan kurtarma sistemleriyle takviye ediyoruz. 12 dalgıçtan ve 8 zodyak botundan oluşan bir su altı kurtarma ekibimiz eğitime başladı. 2 tane de arama kurtarma helikopteri alıyoruz.

       *Depreme karşı ne yapılıyor?
       Her kurtarma istasyonunda 150 kurtarmacının çalışmasını sağlayabilecek donanım var. 50 ton kaldıracak hava yastıkları, 150 ton kaldıracak krikolar, kesme aletleri bulunuyor. Ayrıca, yine Türkiye'de olmayan Tüpraş yangınını söndüren Almanların bile gördüğü zaman şaşırdığı, 60 metre derinden su alabilen, beş km'ye kadar beş koldan 10 bar basınçla su sıkabilen iki su tanklı aracımız var. Ekiplerimiz ve araçlarımız İzmit depreminde kendilerini ispatladılar. Gönüllülere eğitim verecek İki eğitim merkezi bu ay sonunda açılacak. AKS etrafında, toplumsal örgülenme eksenini oluşturuyoruz.

Aile şaşkına döndü! Köpeklere kedi saldırdıElazığ’da büfenin önündeki iki köpeğe, sokak kedisi saldırdı. O anlar güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kayıt edildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber