Geri Dön

"Karagöz'ün modası geçmez"

"Karagöz'ün modası geçmez"

"Karagöz'ün modası geçmez"
27 Aralık 1998
Necati AKSÜT

Karagözün modası geçmez
Bir zamanlar ramazan aylarında iftar ile sahur arasında, özellikle erkeklerin vazgeçilmez alışkanlıkları arasında kahvelerde oynatılan ve bilinen geçmişi 14. yüzyıla dek uzanan Karagöz'ün ayrı bir yeri vardı. Buralarda Karagöz oynatanlara "usta" dendiği gibi Karagöz'ün oynatılma usulünden ötürü "hayali" lakabıyla da anılırlardı. Karagöz oynatan usta ya da hayali denilen kişilerin, bunun dışında bir başka işleri olurdu. Camcı İrfan'ın asıl mesleğinin camcılık olması gibi. Bugün sadece ramazanlarda hatırladığımız bu geleneğin son temsilcilerinden olan 75 yaşındaki Taceddin Diker, Beşiktaş'taki Sabancı Lisesi'nde her hafta sonu 7'den 70'e herkese eski tatları tekrar sunmak ve Karagöz'ü yaşatmak için uğraş veriyor. Gönlü genç usta, bu konuda yetişenleri gördükçe şimdi eskiye göre daha iyimser olduğunu söylüyor.
* Günümüzde Karagöz'ü yaşatmak için yapılanlar yeterli mi?
Karagöz'ün Türkiye'de gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için devletin sahip çıkması gerekiyor. Hem bir enstitü kurulmalı hem de yerleşik bir sahne binası sağlanmalı. 1990 yılında Geleneksel Seyirlik Oyunları Müdürlüğü kurulmasına rağmen, bu müdürlüğün hala kadrosu yok. Bu sağlansa, şu anda 5 - 6 kişi kalmış olan bizler, orada öğretmen olarak bulunuruz. Evvela gençleri yetiştiririz. Sonra da bütün Anadolu'yu dolaşır, bunu herkese tanıtırız.
* Ama Karagöz için "bitti" deniyor...
Bu doğru değil. Karagöz 14. yüzyıldan bu yana kendini sürekli yenileyerek bugünlere gelmiştir. Anakronizm olması nedeniyle kendini yenileyebiliyor. Karagöz için çocuk oyunu denir. Çocuklara oynanmakla birlikte eskiden ramazan ayında iftar sonrası kahvelerde büyüklere oynandığı düşünülürse aslında bir büyük oyunudur. Karagöz'de edebiyat, müzik, sanat ve estetik, yani güzel sanatlar adına ne biliyorsak hepsi vardır. Dini bakımdan bakarsanız, tasavvuf vardır orda. Bütün insan ruhunu anlatır. Bu kadar güzel, bu kadar yumuşak bir sanatı nasıl yok etmeye çalışırız? Bu çok acı bir şey. Geçen yıl Çocuk Vakfı kuruldu. Orada 13 arkadaş yetişti. Karagöz'de doğaçlama hakimdir. Yazılı metne bağlı olarak oynanmaz. Yazılı metinler varsa da burdan temel olanı alınır. Çocuklar için o kadar eğitici ki... Avrupa'da bir kukla perdesi yapmışlar, basit bir paravan. Öğretmen, çocuğun eline veriyor ve "dün akşam evinizde annen ve babanla neler konuştun, bize bunları canlandır" diyor. Böylece hem çocuğun o günkü haleti ruhiyesini anlıyor, evdeki sorunları ve çocuğun sorunları anlıyor. Ayrıca çocuğun konuşma kabiliyeti artıyor.
* Karagöz yurtdışında beklenmedik bir ilgi görüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Dış ülkelerde Karagöz, Türkçe oynanmasına rağmen Türklerden çok yabancılardan büyük ilgi görüyor. İşte Karagöz budur. Almanya'da Duisburg Belediyesi'nin davetlisi olarak, 1983 yılında 40 şehir dolaştırdılar. Bir kez İtalya'da bir kültür merkezindeki Karagöz gösterisinde, izleyenler arasında hiç Türk olmamasına rağmen, sanki oyunu Türkler seyrediyor gibi baştan itibaren kahkahalarla izlendi. Özellikle Hollandalılar Karagöz ve Ortaoyunu'na büyük ilgi gösterdiler.
* Herkesin bildiklerinden başka yönleri de var Karagöz'ün...
Karagöz okumamış bir adam. Fakat halk mektebinden yetişmiş. Karagöz oynatacak kişinin İstanbul Türkçesi ile konuşması şart. Çünkü en güzel Türkçe, İstanbul Türkçesi'dir. Bilhassa Hacivat sesi verirken, bu şarttır. Okumuş, üniversite bitirmiş bir insan bu. Karagöz ile Hacivat'ın iki zıt karakteri canlandırması gerekir. Ve bundan komedi doğar. Oyunun kurgusu bu. Moliere'de de öyle değil mi? Kibarlık Budalası'nda görürsünüz mesela. Bunu anlatmaya gerek yok. Herkesin bildiği şeyler. Müspet - menfi. O olacak ki oyun doğsun. Bir de şimdi pek kalmamakla birlikte Türkiye'de toplumla kaynaşmış halde azınlıklar yaşardı. Arnavut, Rum, Yahudi ve Ermeni tipler buna örnek gösterilebilir. Karagöz günlük hayatı yaşadığı için, tabii ki oyunda bir Yahudi eskicisi olacak, bir Rum doktoru olacak, bir Arap bacı olacak.
* Herkes Karagöz oynatabilir mi?
Karagöz oyunu tek bir kişi tarafından oynatılır. Buna usta denir, yardım edenlere de yardak denir. Karagöz ustasının birikimi olması şart. Bir kere Karagöz, Hacivat sesini vermesi gerekir. Onu veremeyen insan Karagöz oynatmasın.
* Mesaj verme işlevine dair ne diyeceksiniz?
Karagöz davranışlarıyla bilhassa çocuklara öğretici ve eğitici mesaj verir. Derler ki Karagöz müstehcendir. 60 - 70 yıl öncesi İstanbul'u bir düşünün. Acaba hangi kahvede oynatabilirler, adamı orada parçalarlar. Bu olacak bir iş değil. Ancak kendi aralarında olabilir. Padişah huzurunda oynanan bir Huzur Karagöz'ü var. Padişah onu seyreder mi? Biz oynatımlarda ne "ulan" ne de "be" kelimesini kullanmamaya dikkat eden insanlarız. Başka türlü Karagöz'ün eğitici ve öğretici yanıyla çelişkiye düşmez miyiz? Bu sanata yakışır mı? Karagöz zaten bunu reddeder. O işler saman alevi gibidir. Örneğin Zeki Alasya ile Metin Akpınar tiyatrolarını kapattı. Çünkü halk o konulara doydu. Bu bir devirdir, geçecek. Ama bakın bir tangonun, bir valsin, bir fokstrotun, bir Dede Efendi'nin devri geçti m? Geçmedi. Karagöz de geçmeyecek. İşte görüyorsunuz, bakın 24 senedir her hafta cumartesi ve pazar günleri Karagöz oynanıyor. Buraya şahsıma gelmiyorlar. Sanata geliyorlar. Artık buna laf söylemesinler.
* Müzikler ve konularda bir değişim var mı?
Karagöz hep eski şarkılarla donatılmıştır, halbuki bugün yeni şarkıları da içine koyabiliyoruz. Çünkü bu konuşulan, söylenen ve hisleri ifade eden şarkılar onlar. Niçin konmasın? Gayet güzel dinleniyor ve seyrediliyor. Bugünün konularını yavaş yavaş işlemeye çalışıyorum. Birden yaparsak binayı çökertiriz. Mesela sünnet oyununu yeniledim. Mesela Karagöz'e frak giydirdim. Hacivat da bugünkü elbiseleriyle doktora geldi, kimse yadırgamadı. Ama kari kadim yok içinde. Yani ya o, ya o olacak. Bunu karıştırmayalım. Ama oyun başlarken, eski klasik kıyafetleriyle geliyor. Zaten eski oyunlarda da böyledir bu. Gelir eski kıyafetiyle, sonra yazıcı olacaksa yazıcı kıyafetiyle gelir, kayıkçı olacaksa kayıkçı kıyafetiyle gelir. Yani bu bir tiyatro eseridir. Artık sadece kulağa değil göze de hitap edeceksiniz. Bilhassa Avrupalılar buna çok önem veriyor. Mesela eskiden sünnet oyununda çocukları atlarla, arabalarla dolaştırırlardı. Halbuki ben şimdi otomobil koydum onun yerine. Oradan espriler de doğuyor. Yeter ki istensin.
* Karagöz'ü yaşatmak için ne gibi çabalar gösterildi?
Cevdet Kudret, 28 Karagöz oyununu derledi, 3 cilt halinde yayınlayarak unutulmamasını sağladı. Ayrıca bu konuda Nurettin Sevin, Selim Nusret, Mustafa Rona, Metin And'ın kitapları yayınlanmıştır. Bu konuda yazılmış çağdaş oyunlar da var. Örneğin Aziz Nesin'in Milliyet'in açtığı bir yarışmada birincilik alan Demokrasi Gemisi adlı bir oyunu vardır. Karagöz atmosferine girmediği için ve sadece siyasi taşlama niteliğinde olması nedeniyle tutmadı. Bunun dışında Fikret Terzi iki yıl önce yazdığı "Ah Karagöz Vah Karagöz" adlı bir oyun yazdı. Demek ki Karagöz için böyle yeni oyunlar yazmak mümkün. Eski metinler de yenilenebilir.
* Başka kim var sizin gibi?
Orhan Kurt, Metin Özlem, Ünver Oral, Mehmet Tahir, Haluk Yüce var. Bir de Ahmet Dizdar var. O hem hokkabaz hem de Pişekar olarak Türkiye'de tektir. Dümbüllü İsmail'in yanında Pişekar olarak yetişmiştir. Yeni yeni genç ustalar da yetişmeye başladı.

Taceddin Diker kimdir?
1923 yılında İstanbul'da doğdu. İlkokulu Süleymaniye'de, liseyi İstanbul Erkek Lisesi'nde okudu. Ortaokuldayken Küçükpazar'daki halk evinde dönemin ünlü Karagözcülerinden Camcı İrfan Bey ile birlikte ilk kez Karagöz'le tanıştı. Bu tanışmanın ardından mukavvadan Karagöz ve diğer tiplerini yapıp mahalle çocuklarına oynatıyordu. 1973'te Devlet Tiyatroları'nda düzenlenen kursta Nurettin Sevim'den 4 yıl boyunca Karagöz üzerine kurs gördü. 1974'te Erol Günaydın ve Selim Naşit'in önerisi ile Akbank'ta bir kültür hizmeti olarak Karagöz ve kukla oynatmaya başladı. Bugün 75 yaşında olan Taceddin Diker, 24 yıldır Karagöz ve kukla etkinliklerini aralıksız sürdürüyor.

Karagöz'ün özellikleri
Dünyadaki gölge oyunları ile kıyaslamaya kalkarsak, 25 ülkenin katıldığı 19'uncu Bochum Festivali'nde, Festival Müdürü Wottermann, yaptığı konuşmada Türk Karagözü'nden övgüyle söz etti. Yunan Karagözü bir metre boyunda olduğu ve sadece kolu oynadığı için hantaldır. Fakat Türk Karagözü fazla parçadan oluşması nedeniyle çok daha hareketlidir. Üstelik daha küçük (bir çarık boyu) olduğu için hatalar görünmez. Yunanlılar'da konular sınırlıdır. Japonlar'da genelde Japon mitolojisinden alınan konular işlenir. Java'da dinsel konular ön plandadır. Avrupa ülkelerinde ise örneğin İngiltere'de önceden gölge oyunu kahramanları dayanıksız bir malzeme olan mukavvadan yapılırken, Karagöz'ü gördükten sonra deve derisini kullanmışlardır. Almanya'da da birkaç kişi gölge oyunu oynatmaya başladı.

Temizlik işçisi ile sokak köpeğinin dostluğuMalatya'da kendisi ile ilgilenen temizlik görevlisine patisini uzatarak teşekkür eden sokak köpeğinin görüntüsü herkesi duygulandırdı. Hayvan sevgisiyle sosyal medyada günün kahramanı olan temizlik görevlisi ise çalıştığı Yeşilyurt Belediyesinde çeyrek altın ile ödüllendirildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber