Geri Dön

Sponsor firmalar ve bir eleştiri

Magazin Müdürü Ali Eyüboğlu’nun ‘Cumartesi Cenevre’deydik, şimdi Basel’deyiz” yazısındaki bazı ifadelere okurdan tepki geldi

Avrupa’daki futbol şöleni Milliyet’in spor sayfaları dışında sponsor firmalardan davet alan gazeteci-yazarların köşelerinden de izlenebiliyor.
Magazin Müdürü Ali Eyüboğlu’nun 11 Haziran 2008 tarihli Cafe Milliyet’te “Cumartesi Cenevre’deydik, şimdi Basel’deyiz” başlıklı yazısındaki şu satırlar okurlarımızı rahatsız etmiş:
“Geride bıraktığımız hafta sonu Türkiye-Portekiz maçını izlemek üzere Coca Cola’nın davetlisi olarak İsviçre’deydim.
Kimi Turkcell’in, kimi Ülker’in, kimi de bizim gibi Coca Cola’nın davetlisiydi. Bu tür davetlerde şirketler genelde ekonomiden bilet alır. Coca Cola ne de olsa bir dünya devi. Hepimizi ‘Businnes Class’ta uçurdu. İsviçre karşısında vereceği mücadeleyi çıplak gözle izlemek için yine İsviçre’deyim...
Bu kez Ülker’in davetlisi olarak ama ekonomi sınıfında uçtuk...”
Uğur Peker adlı okurumuz, Milliyet Okur Temsilcisi’ne görüşlerini iletmiş. Eyüboğlu’nun yazısındaki “businnes-ekonomi sınıf uçuş bilgileri”nin gazetecilik etiği ve Milliyet’in temel ilkeleri açısından irdelenmesini istiyor.
Yadırgadığı noktalar şöyle:
“1) Bir magazin gazetecisinin spor konusunda sponsor firmaların davetlerine icabet etmesinin, gazete ve okur açısından ne bağlamda ilintisi olabilir? Hadi biraz eğip büktük ve ilintilendirebildik, peki bu yazılanların biz okurlara ne katkısı var?
2) Milliyet gazetesi açısından irdelersek, kendisini davet eden (hem de reklam veren konumunda) iki şirketin, ağırlama biçimini karşılaştırmalı değerlendirme üslubu, en azından Ülker firmasına nankörlük değil mi?
3) Gazetecilik, sponsor firmalardan standardın ötesinde en iyi ağırlanmayı beklemek ve bu olmazsa inceden inceye bir eleştiriyi okurla paylaşmak mıdır? Böylesi bir durum gazetecinin kendisi hariç, kime yarar sağlar? Başta gazete ve reklam veren ilişkisi zarar görmez mi? Peki ya okurlar? Böylesi ucuz polemiklere dahil edilmeleri onların gazetecinin de ötesinde gazeteye olan güvenini etkilemez mi? Milliyet buna layık bir marka mı?”

Ali Eyüboğlu’nun yanıtı
Ben İsviçre’ye Milli Takım’ın ana sponsorlarından iki firma tarafından götürüldüm. Tıpkı Türkiye’den bu ülkeye giden tüm medya mensupları gibi...
İsviçre’ye giderkenki amacım ve gazetenin benden beklentisi spor yazıları yazmak değildi. Çünkü Milliyet’in bu işi layıkıyla yapan dev kadrosu İsviçre’deydi. Bana düşen bu seyahatte maç sırasındaki gözlemleri aktarmaktı. Zaten Milliyet’teki görevim de “memleket kurtaran  yazılar yazmak” değil, magazin haberlerini bulmak, magazine, şov dünyasına dair yazılar yazmaktır. Bunu da bütün içtenliğimle ve samimiyetimle yaptığım kanaatindeyim. Hiçbir şey gizlemedim, ne gördüysem onu bütün açıklığıyla yazdım.
Cafe ekinde yazımın yayımlandığı  11 Haziran 2008 tarihinde Bern’de Ülker ekibiyle birlikteydik. 13 Haziran 2008 tarihli yazımda da Ülker’in bizi İsviçre’nin en güzel şehri ve otelinde misafir ettiğini yazdım. Hiç bir art niyet ya da şirket kızıştırma amacı gütmeyen cümlelerimi, bu denli farklı yorumlamak öküzün altında buzağı aramaktan başka bir şey olmasa gerek.
Okurumuzun firmaları kızıştırmak olarak adlandırdığı konu, benim nezdimde sadece bir durum tespitinden ibaretti. Business ve ekonomi class   farkı ise o gün ele aldığım konular arasında devede bir kulak bile değildi. Bugüne kadar olduğu gibi bu yazıda da kınanacak ve utanacak bir şey yapmadım. Benim kastettiğim yolculuk İstanbul-Zürich seyahatiydi.
Beni ağır bir dille eleştiren, kınayan Uğur Peker, onu bile Cenevre-Basel yolculuğu olarak algılayıp “Şunu da belirteyim, Sayın Eyüboğlu’nun  sözünü ettiği Cenevre-Basel uçuşu,  1 saatten az süren ve ekonomi-business ayrımı yapılmaya değmeyecek kadar kısa bir yol” diye yazmış. 

Ombudsman’ın görüşü:
Doğan Yayın Grubu Meslek İlkeleri bu konuda çok açık ve bağlayıcı:
“Yayına konu edilen veya edilmesi düşünülen kişilerden ve kurumlardan meslek etik ve geleneklerine aykırı hiçbir hediye ve ayrıcalık kabul edilemez. “
Söz konusu olan bir futbol karşılaşmasından izlenimleri yansıtmak olduğuna göre, yolculuğun nasıl geçtiği ya da konforu hakkında okuru bilgilendirmeye çalışmak, Uğur Peker adlı okurumuzun eleştirdiği gibi, davet sahibi şirketi baskı altına almanın ötesinde işlev görmez. Oraya maç izlemeye giden gazeteci, “kale arkası”nda yer bulsa, pozisyonlara uzak kalma gibi bir dezavantaja rağmen karşılaşmayı yazmak yerine organizasyonu ya da sponsor sahibi firmayı mı eleştirecek?
Milliyet Spor Servisi zaten güçlü bir muhabir ve yazar kadrosuyla  2008 Avrupa Kupası maçlarını izliyor.
Davetler ve dış seyahatler konusunda Milliyet’i bağlayan kurallar da bulunmaktadır. Ali Eyüboğlu, “Cola-Ülker farkı”nı yazmak yerine, uçuş bilgilerini Genel Yayın Yönetmeni ile paylaşsa ve maçlara odaklansa daha doğru olurdu.

Minik Muhammed’den özlediği sağlıkçı annesine “Ne olur gel” ısrarıYeni tip korona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle hastanede çalışan annesi Şeyma Sincar ile özlediği için telefonda görüntülü görüşen Muhammed Çelebi Sincar'ın “Ne olur gel” diye ısrar etmesi yüreklere dokundu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber