Geri Dön

Hararetle tavsiye

Hararetle tavsiye


Bu hafta bunları mutlaka yapın


FİLM

     Haykırmak İstiyorum
       Hafta içi ezici çoğunluk için çalışmakla geçiyor. Pazartesi sendromu artık hepimizin ağzına sakız oldu. Salı, çarşamba, perşembe derken hafta bitti cuma geldi. Sevdiğimizi yanımıza aldık yemeğe çıktık (bakınız sayfa 10). Sonra sinemaya gitmeye karar verdik. Hangi filme gitsek diye harıl harıl tartışırken, sevdiğimizin gerilim görme isteği ağır bastı. Sineye çektik ve Cut (Haykırış) adlı filmi izlemeye karar verdik. Raffy'nin (Jessica Napier) liderliğini yaptığı bir grup sinema öğrencisi 15 yıl önce yapımına başlanmış ama bitirilememiş Hot Blooded adlı korku filmini bitirmeye karar verirler. İlk filmin yapımcısının dul karısı Martha için (Phyllis Burford) filmi bitirmek saplantı haline geldiğinden öğrencilerden gelen teklifi kabul eder. İlk filmin yıldızı Vanessa Turnbill de ekibe katılır ve çekimlere başlanır. Ancak, yeni ekibin başında bin türlü uğursuzluk gelir. Yani acımasız bir katil ortalıkta gezinmektedir. Yönetmenliğini Kimble Rendall'ın yaptığı Haykırış, bir Avustralya filmi. Unutmadan söyleyelim, Avustralya filmi olduğu için Hollywood yapımlarından farklı olduğunu zannetmeyin. Görsel açıdan zengin ve özel efektlerle bezenmiş. Ortada katil olunca, bir sürüde kesici alet var. Haykırış cuma günü sinemalarda.

VCD

     Bandrollü Matrix geldi
       Sinemalara geldiğinde ortalığı kasıp kavuran Matrix'in VCD formatında satışa sunulduğunu duymak herhalde sizi çok şaşırtmaz. Bazılarınız, "Ooo ben onu daha sinemalarda oynarken VCD'de izlemiştim. Ver 2 milyon sana da bulayım" bile demiştir. Matrix, bandrollü yani her türlü kalite standardına uygun bir biçimde raflardaki yerini aldı. Bunu izlerken ekranınızda patlamış mısır almak için yerinden kalkan bir sinemaseverin gölgesini görmüyorsunuz (Mission Impossible 2'nin korsan VCD'sini izlerken yaşanmıştır) veya parazitlerle boğuşmuyorsunuz. Keanu Reeves ve Carie Ann Moss'un maceralarını ayna gibi ekranda sinir krizleri geçirmeden rahat rahat izliyorsunuz. Tabii Matrix'in konusunu hatırlatmakta yarar var: Thomas Anderson (Reeves) internette Morpheus isimli karakteri ararken aslında yaşadığı dünyanın yapay zeka tarafından insanları uyuşturmak için yaratılmış bir sanal gerçeklik olduğunu anlar. Bu gerçeği kaldıramayan Anderson, aralarında Trinity'nin de (Moss) bulunduğu bu gerçeği bilen bir kaç insanla beraber "bu düzen değişecek" sloganıyla mücadeleye girişir. Bilim kurgu ve aksiyon karışımı Matrix'in arşivinizde yer almasını isterseniz, pırıl pırıl versiyonunu kaçırmayın. Son cümleyi adet olduğu için yazıyorum. Ben film dağıtım şirketlerinin adamı değilim.



     Kaynak: D&R

KONSER

     Hisara gitmekte yarar var
       Geleneksel Rumeli Hisarı Konserleri dün İstanbul sosyal hayatına arz-ı erdam eyledi. Ağustos sonuna kadar devam edecek konserlerde Ray Charles'tan Hülya Avşar'a, Ayna'dan Enrique Iglesias'a kadar 32 sanatçı ve grup sahne alacak. Hisar'a bu hafta Yılmaz Erdoğan hakim. Hepimizin 'Mükremin Abi'si bu akşam ve yarın tek kişilik gösterisiyle, pazartesiden perşembeye kadar da kendisinin yazdığı ve Demet Akbağ ve BKM oyuncularının oynadığı Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü? adlı oyunla haftayı ele geçirdi. Sen Hiç ateş Böceği Gördün Mü?, bir kadının 50 yıllık yaşamını sergiliyor. Kısa tablolardan oluşan oyun, Demet Akbağ'ın oynadığı Gülseren'in hayatından kesitlerken sunarken aslında Türkiye'nin geride kalan yarım yüzyılını yansıtıyor. Karakterimiz Gülseren, üstün zekalı bir kadının güldürücü ve bir o kadar da hüzünlü yaşantısını gözlerimiz önüne seriyor. Oyun, "doğruyu" görebilen bir kadının sırayla köreltilmeye ve sıradanlaştırılmaya çalışıldığını gösteriyor. Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü? ilk defa ekim ayında sahneye konulduğunda Yılmaz Erdoğan, askere gitmeden yazdığı için "aceleye getirilmiş" eleştirileri yapılmıştı. İşin bu boyutu tiyotraya yıllarını vermiş insanlara ait. Biz sadece hoşça vakit geçirmek istiyoruz ama eleştiri yapmak isteyenlerin ağızları torba değil sonuçta.
       Organizasyon'un adı Rumeli Hisarı Konserleri olunca, doğal olarak elimizde bir de konser var. Zerrin Özer, Cuma akşamı Hisar'da sahne alacak. Sanatçı bir süredir hayranlarına yeni albümünün adını koymaları için çağrıda bulunuyor. Konsere gidip kendisine yardımcı olabilirsiniz. Sezen Aksu ne yazık ki bu yıl Hisar'da konser vermiyor. Onun için Açık Hava Konserleri'nin başlamasını bekleyeceksiniz.
       Rumeli Hisarı Konserleri'nin biletlerini Akmerkez, Mayadrom, Galleria, Capitol, The Marmara İstanbul'da Mydonose Call Center gişelerinden veya Rumeli Hisarı gişelerinden temin edebilirsiniz. Bir de 335 93 35 nolu Mydonese Call Center telefonunu deneyebilirsiniz.



     Kaynak: D&R



     Kaynak: D&R

SERGİ

     Sanatçı adayları Borusan galersinde
       Borusan Sanat Galerisi, sanatçı adaylarını tanıtmak ve onlara sergi deneyimi kazandırmak için düzenyediği Yeni Öneriler/Yeni Önermeler sergilerinin üçüncüsünü perşembe günü başlattı. Eylül ayına kadar devam edecek sergide genç kuşağın duygu, düşünce ve eğilimlerini incelemeyi ve yakın gelecekte Türkiye'yi nasıl biçimlendirecekleri konusunda ipuçları yakalama fırsatınız var. Sergilenen yapıtlar Türkiye'nin dört bir yanındaki sanat fakültelerine yapılan çağırılara cevap veren projelerden oluşuyor. Yeni Öneriler/Yeni Önermeler 3 sergisinde bu yıl Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'den Ebru Dinçel'in projesi teknolojinin baskın varlığı karşısında doğayı savunan çalışmaları yer alıyor. Dinçel, kurutulmuş asma kabakları ve meyan kökü gibi doğal malzemelerle "doğa ölüyor mu doğa ölü mü?" sorusuna yanıt arıyor. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden Olcay Dursun, Fatih Sungurtekin, Şükran Pala ve Mukadder Şimşek de Borusan'ın çağrılarına cevap verenler arasında. Olcay Dursun kurutulmuş portakal kabukları aracılığıyla doğa - teknonoji ilişkisini sorgularken kadın emeği ile sanatçı emeği ilişkisine de göndermelerde bulunuyor. Şükran Pala ise çalışmasında meraklı ve gözlemci bir sanatçının günlük yaşam şeması çerçevesinde izlediği yolu konu alarak izleyiciyi galerinin bulunduğu bölgede haritalar aracılığıyla bir yolculuğa davet ediyor. Kentin geçmişi ve bugünü arasındaki bağlantı ve bağlantısızlığın izinin sürülüdüğü Fatih Sungurtekin'in kartpostallarında ise izleyici, kentin hızlı değişimine karşı belleğin direnişine tanık oluyor. Mukadder Şimşek ise çalışmasında, sanatçının kendi gövdesinin deneyimlerini yansıtan performanslar yaratıyor. Galerinin girişine camdan bir korudor ekleyerek "içerisi - dışarısı", "gerçek - yanılsama", "kent - doğa" gibi karşıtlıkları gündeme getiren Mimar Sinan Ünivesitesi'nden Gözdem Yıldırım ise farklı bir algılamayı gerektiren yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Türkiye bir bakıma hem "sanatçı" bolluğu hem de sanatçı kıtlığı çeken bir ülke. Genç sanatçıları gelecekte alanlarıyla kel alaka bir sektörde çalıştıklarını görmek istemiyorsak, İstiklal Caddesi'ndeki Borusan Sanat Galerisi'ne gidip onlara destek olalım.

KİTAP

     Grass'ı devleştiren kitap
       Alman yazar Günter Grass yabancı yazarların eserlerine meraklı olanların bildiği bir isim. Grass, 1979 yılında yazdığı Teneke Trampet'le bütün dünyada kitapseverlerin sevgilisi haline geldi. Gendaş Yayınları, Grass'ı devleştiren Teneke Trampet'i tekrar satışa sundu. Yüzyılımız edebiyatının başyapıtları arasında kabul edilen roman, bir Alman'ın Almanya üzerine mazoşizme kadar varan haşin eleştirileri üstüne kurulu. Kitabın kahramını hiç büyükmek istemeyen Oskar'ın öyküsünü okurken zamanımızın alışılagelmiş edebi sembollerinden biriyle karşılaşacaksınız. Zaman usta işi büyük eserlerin okunmasını kolaylaştırır derler. Teneke Trampet'te bu özellik fazlasıyla var. Eser, Grass'ın tartışılmaz dehasını kanıtlarken, onun nereye varacağı beli olmayan buluş yeteneğini sergiliyor. Çevirmenliğini Kamuran Şipay'ın yaptığı Teneke Trampet, 4.500.000 lira.



     Kaynak: D&R





23 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni23 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber