Geri Dön
VitrinSerendipity: Sürpriz güzellik

Serendipity: Sürpriz güzellik

Serendipity: Sürpriz güzellik

Suha Özkan Hon. F AIA
suhaozkan@yahoo.com

2009 yılında yeniden ODTÜ’ye döndüğümde 27 yıllık aradan sonra Ankara’da yeni güzellikler aramaktaydım. “Ne var?” diye sevgili dostum Özhan Akçalı’ya sorduğumda, nüktedan bir biçimde “Come on” yani Kaman dedi. Orada Japon Prens Mikasa’ın gerçekleştirdiği Kalehöyük Müzesi’nin son yıllarda hayata geçen en nitelikli mimari ve peyzaj ortamı olduğunu söyledi. Bu ortamı öğrencilerimle paylaşmak istiyordum. Hem benim hem de onlar için değişik bir deneyim olur diye düşünmüştüm. Kaman yakınlarında, Kırıkkale, Karakeçili köyü sınırları içinde yer alan, 13. yüzyıl Selçuklu yapımı olan ve 1402’de Timur ve ordusunun üzerinden geçtiğini bildiğimiz Çeşnigir Köprüsü’nde piknik yapacağımızı söyledim. Sabahın geç saatlerinde toplandık. Gideceğimiz Kalehöyük’ü öneren Rahmetli Özhan Akçalı’ya olan sonsuz güvenimle hiç duymadığım Kalehöyük Müzesi’nin hoş bir sürpriz (serendip) olacağından emindim. Yine de gençlere gezi sanki sadece Çeşnigir Köprüsü’ymüş gibi sundum. 18.yüzyılda Horace Walpole’un “serendip” olarak adlandırdığı Seylan Adası, Sinhal dilinde “aslan yuvası” olarak bilinse de uzun yıllar sömürge olmamış. Ama sonunda keşfedildiğinde “sürpriz güzellik” anlamlı olarak tarihe mal olmuş bir deyim. Şimdi bizde bir serendip deneyiminin eşiğindeydik. Her ne kadar Selçuklu yapıtı, Timurlenk’in Yavuz Sultan Selim ile Ankara Savaşı olaylarını gevelesem de mevsim gereği yarısı batık Çeşnigir Köprüsü gençleri pek etkilemedi. Ben de pek dert etmedim. Karnımız tok, otobüse doluşup Kaman’a yöneldik. “Prens Mikasa Caddesi”ne girişimiz tam anlamıyla “serendip”e yaklaştığımızın müjdesiydi. Kalehöyük Müzesi’nin meydanına geldiğimizde mutlu gülümseyen personelin “Hoşgeldiniz”leri ile karşılandık.

Serendipity: Sürpriz güzellik

Müzenin iki önemli alanı vardı: Müze ve Japon Bahçesi. Başvurduğum kaynaklarda belirtilmemiş olan sonradan kendisinin söylediği ve ortağı Aytek İtez ile teyit ettiğim üzere Müze Murat Artu tasarımıydı. Bu gerçeği yıllar sonra öğrendim. Çünkü sorgulamalarıma hep “Proje Japonya’dan geldi” yanıtını almıştım. Herhalde bahçeden söz ediyorlardı. Doğrusu onca yıl Artu’nun hakkı yenmişti. Japon İmparatoru’nun Kardeşi olan 101 yaşında kaybettiğimiz Takahito Mikasa’nın (1915-2016) oğlu olan Tomohito Mikasa (1946-2012) sportmen, sanatçı ve entellektüel kişiliği kadar arkeoloji merakı ile bilinen bir soyludur. 1990 yılında Türk--Japon ilişkilerinin 100. yılı kutlamaları için Türkiye’ye gelen Prens Mikasa, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün kurulmasını sağlamış ve bunun için Nimet ve Tahsin Özgüç’ün desteklerini almıştır. Bu enstitünün mali destekçileri ile birlikte 1998, 2002 ve iki kez 2003’te Türkiye’ye gelmiştir. Hem akademik hem de merak gereği arkeolojik kazı alanı, Araştırma Merkezi ve Müze birlikteliği ve buna eklenen park (Japon Bahçesi) sadece Kaman’da değil tüm Türkiye’de yepyeni bir kültür odağı olmuştur. 1972’den itibaren Türkiye’de yaşamakta olan Sachihiro Omura ve eşi Masako, 1987 yılından beri Kırşehir’de Kaman Kalehöyük kazılarında çalışmaktadırlar. Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi’nin bir şubesi olarak 1998’de kurulan Japon Anadolu Arkeolojisi Araştırma Enstitüsü’nün başkanıdır. “Burada çalışmak dünya tarihini okumak demek” diyen Omura 2008’de Türkiye Cumhuriyeti Liyakat Nişanı ile ödüllendirilmiştir. Müze, kazıların yapıldığı Çağırkan Köyü Kalehöyük yakınında düzlükte yer almakta ve yapay bir höyük olarak kazıların yapıldığı arkeolojik höyüğü anıştırmaktadır. Müzenin tüm doğal ışığı tepe pencerelerinden sağlanmakta, iç mekandaki yalın ve duru Japon esintisi modern ortamı aydınlatmaktadır. Aralarında bölücü duvar olmayan, ortada dört kolonla merkezin tanımlandığı, dokuz kare tek bir mekan içine serpiştirilmiş değişik işlevleri barındıran bütüncül bir ortam olarak çok açık ve yalın bir ifadenin ürünüdür. Müzenin orta yerinde sergilenen büyük ölçekli maket, bir bakıma höyük içinde höyük duyumsaması vermekte, izleyenleri kolayca konunun içine çekmektedir. Müzenin toprakla kaplanan üst kısmının çimlendirilerek Japon Bahçesi ile birleşen büyük bir yeşil alan oluşturulması doğa ile bütünleşik bir varoluş yaratmaktadır. Prens Mikasa’nın Kaman-Kalehöyük kazılarını başlatması anısına kurulan Mikasanomiya Anı Bahçesi, Japonya dışındaki en büyük Japon bahçelerinden biri olarak her yıl giderek artan sayıda ziyaretçinin ilgisini çekmektedir. Bölge için önemli bir rekreasyon alanıdır. Bahçe, “Shakkei” tekniğinde ve “Kaiyu” stilinde düzenlenmiştir. Shakkei tekniği, çevredeki doğal manzaradan ilham alınarak yapılan bir düzenleme tekniğidir. Kaiyu stili ise bahçede değişik manzaraların dolaşılarak gösterilmesidir. Yaklaşık 22 dönüm üzerine kurulu olan bahçede toplam alanı 3500 metrekare olan birbirine bağlı iki gölet bulunmaktadır. Müze, bu özellikleri sayesinde “Green Good Design Award 2010” (En İyi Yeşil Tasarım) ödülünü kazanıp, en çevreci müze tasarımına sahip olduğunu uluslararası kamuoyunun kabulüne sundu. Alanında saygın kurumlardan olan ve 1950'den bu yana faaliyet gösteren Avrupa Mimarlık ve Kentsel Tasarım Sanat Çalışmaları Merkezi (The European Center Architecture Art Design and Urban Studies) ile Chicago Kütüphanesi tarafından 46 ülkeden bini aşkın proje arasından seçilen Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, bu saygın niteleme ile önem kazanmıştır.