Kalp hastalarında diyaliz

11 Ağustos 2022

Değerli sanatçı İlhan İrem, böbrek yetmezliğine eşlik eden kalp yetmezliği ve solunum sıkıntısı sonucu hayatını kaybetmişti.

Kronik böbrek yetmezliklerinin çoklu organ yetmezliklerine yol açabileceğine dikkat çeken Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Melike Betül Öğütmen konu hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Böbreklerin işlevlerini yerine getiremediği durumların böbrek yetmezliği olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Melike Betül Öğütmen, bu durumun kronik böbrek yetmezliğine çevrilmesini ise şöyle özetledi; "Böbreklerdeki işlevlerin azalmasının saatler, günler içerisinde ortaya çıkmasına akut (ani başlangıçlı) böbrek yetmezliği denilirken, işlevlerin bir süredir (3 ay) yerine gelmemesi ve bu durumun devam etmesine ise kronik (kalıcı) böbrek yetmezliği adı verilmektedir." dedi.

Hastalığın ise birçok farklı nedeni olabileceğine dikkat çeken Öğütmen; "Böbrek yetmezliği tedavisi hastalığın nedenine, ayrıca akut (ani) başlangıçlı ve kronik olmasına göre değişebilir. Ani başlangıçlı böbrek yetmezliğinde, genellikle altta yatan nedenin ortadan kaldırılması, tedavi edici olacaktır.

Kronik böbrek yetmezliğinde ayrıca hastanın düzenli takibe gitmesi, yaşam biçimi değişimleri (sigaranın bırakılması, tuzun kısıtlanması, ideal kilo, sağlıklı beslenme, vb.), diyabet hastalarında kan şekerinin uygun sınırlar içerisinde tutulması, tansiyon hastalarında tansiyonun kontrol altında olması gibi hastalık nedenine özgü önerilerde bulunulabilir.

Son dönem böbrek yetmezliği adı verilen, kronik böbrek yetmezliğinin en ileri safhası olan böbrek işlevlerinin tamamına yakını bozulduğu durumlarda ise böbrek yerine koyma tedavileri gündeme gelmektedir.

Bunlar; ev tedavileri, ev hemodiyalizi, periton diyalizi (karın diyalizi), merkez tedavisi (diyaliz merkezlerinde hemodiyaliz tedavisi), böbrek nakli olarak sıralanabilir. Ancak bu uygulamaların böbrek yetmezliğinin en ileri safhası için mevcut tedavi yöntemleri olduğu unutulmamalıdır." dedi.

Kronik böbrek yetmezliği konusunda periton diyalizi ve hemodiyaliz tedavi yöntemleri arasındaki farklara değinen Prof. Dr. Melike Betül Öğütmen sözlerine şöyle devam etti; "Periton diyalizi; hastanın karın boşluğuna küçük bir girişim ile yerleştirilen, ince, yumuşak, silikondan yapılmış kalıcı bir tüp (kateter) aracılığı ile verilen özel olarak hazırlanmış bir solüsyon ile, hastanın kendi karın zarı (periton) kullanılarak hastanın kanının zararlı maddelerden arındırılması ve vücuttaki sıvı dengesinin sağlanması işlemidir.

Yazının devamı...

Bir farkındalık kitabı Nadir-X

5 Ağustos 2022

Nadir hastalıklara dikkat çekmek amacıyla oluşturulan “Nadir-X” çizgi roman kitabının ikincisi, yeni kahramanları ve hikayeleriyle kitapevlerindeki yerini aldı. Leman çizeri ve yazarı Erhan Candan’ın 2021 yılında çıkan ilk Nadir-X çizgi romanından sonra farkındalığın devamı niteliğinde çıkan ikinci çizgi roman kitabı “Nadir-X 2”, Altın Kitaplar Yayınevietiketiyle raflarda. Alınan her kitapla SMA Hastalığı ile Mücadele Derneği (SMA-Der), Mukopolisakkaridoz ve Benzeri Lizozomal Depo Hastalıkları Derneği’ne (MPS LH) destek veriliyor.

Türkiye’de 6 milyondan fazla kişi ve yakını nadir hastalıklarla mücadele ediyor. Dünyada nadir hastalığı bulunanların sayısı 350 milyon kişiyi aşmış durumda. Nadir hastalıklarla savaşan çocukların ve ailelerin savaştığı başka bir konu ise hastalıklar hakkındaki çevredeki yanlış bilgiler ve akran zorbalığı sorunu. "Nadir-X" Projesi; nadir hastalıklarla mücadele eden çocukları kamuoyuna daha doğru bir şekilde anlatmak, onların bu mücadelede yalnız olmadıklarını hissettirmek ve sosyal çevrelerinden kopmamalarını sağlamak amaçlarıyla oluşturulmuş bir çizgi roman projesidir.

NADİR-X’İN İLK ÇİZGİ ROMANI KİTAPSEVERLER TARAFINDAN ÇOK BEĞENİLMİŞTİ

Nadir hastalıklara sahip çocukların günlük hayatlarında yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek, okul dönemindeki çocukların tedavilerine devam etmelerini sağlamak, yaşıtları tarafından okulda dışlanmalarını engellemek ve çocukların tedavi süreçlerinin arkadaşları tarafından desteklenmesinin sağlanması amacıyla çıkartılan Nadir-X’in ilk çizgi romanı, kitapseverler tarafından çok beğenilmişti.

GEN’in koşulsuz desteği,Uzman Psikolog ve Pedagog Ebru Şen’in danışmanlığı ve çizer Erhan Candan’ın katkılarıyla çıkan Nadir-X’in ilk çizgi romanı, Kistik Fibrozis ve Yardımlaşma Derneği (KİFDER), Sistinozis Hastaları Derneği (SİSTİNDER) ve Duchenne Kas Hastalığı ile Mücadele Derneği (DMD Türkiye) ile hazırlanmıştı.

Yazının devamı...

Performans ölçümü doğru mu?

13 Nisan 2022

ARGE 24 Teknoloji A.Ş. CEO’su Harun Taşdelen performans ölçümlemesinin önemine dikkat çekti. Performans ölçümlemesiyle birlikte çalışanların veriminin %70 artış gösterdiğinin altını çizen Harun Taşdelen, “Çalışanlar performans ölçümlemesine istinaden daha hakkaniyetli bir ölçümleme sisteminin olmasını benimseyerek şirket yönetimine karşı güven kat sayılarını artırdılar.” dedi ve ekledi: “Ölçümleme sistemleriyle birlikte hak ettikleri yere daha güvenli ve doğru bir şekilde geleceklerine inançlarının artmasıyla birlikte kendi görevlerine ciddi bir şekilde odaklanabiliyorlar.”

2021 yılında Almanya'da iş ve işçi bulma kurumu Federal Çalışma Ajansı'nın bilimsel kuruluşu olan İstihdam ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü'nün (IAB) yaptığı bir araştırmaya göre, korona virüs pandemisi nedeniyle artan “home office”, yani evden çalışma uygulamasının verimliliği düşürmediği ortaya çıktı. IAB'nin araştırmasına göre, şirketlerin yüzde 60'ı için iş verimliliğinde büyük bir değişikliğe neden olmazken, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 22'si verimliliği daha da artırdığı tecrübesini edindiğini aktardı. Araştırmada yer alan işletmelerin sadece yüzde 13'ü esnek çalışmanın üretkenliği olumsuz etkilediği görüşünde.

Şirketler için objektif bir performans ölçümlemesinin öneminin altını çizen Harun Taşdelen, “Uzaktan çalışma sistemine geçilmesiyle birlikte performans ölçümü ve raporlaması çok daha fazla önem arz etmeye başladı. Performans ölçümlemesi yapılırken objektif ve hakkaniyetli bir şekilde yapılmasına çok dikkat edilmeli. Ölçümlemenin kişi gözetimine bırakılmadan sistemsel bir şekilde işlenmesi gerekiyor. Çalışanların yıl sonu performanslarının da ölçümleme sistemiyle birlikte değerlendirilmesi önemli.” dedi.

UYGULAMADA NASIL BİR YOL İZLENECEĞİ ÖNEMLİ BİR TARTIŞMA KONUSU

Performans değerlendirmesi yapılırken bazı kriterlerin mutlaka sağlanması gerektiğine vurgu yapan Harun Taşdelen, “Değerlendirme; adil, sistematik, belli standartlara uygun olarak yapılmalı. Bunun yanında bir performans değerlendirme sürecinin doğru sonucu verebilmesi için uygulanacak yöntemin de iyi seçilmesi şart. Bugün şirketlerin performans değerlendirme süreçlerini uygulaması kadar, uygulamada nasıl bir yol izleneceği de önemli bir tartışma konusu.” açıklamasında bulundu.

EKSİK UYGULANAN PERFORMANS DEĞERLENDİRME YARARDAN ÇOK ZARARA SEBEP OLUR

Uygulanacak yöntem seçilirken; işin niteliği, çalışan ve şirket profili, sonuçların kullanılacağı alan gibi parametrelerin göz önüne alınması gerektiğinin altını çizen Harun Taşdelen, “Bunun yanında yeterli bilgiye sahip değerlendiriciler tarafından seçenekler iyi analiz edilerek şirket için en doğru seçim yapılmalı. Aksi halde yanlış ve eksik uygulanan bir performans değerlendirme yarardan çok zarara sebep olacaktır.” şeklinde konuştu.

Harun Taşdelen performans ölçüm yöntemlerini ise şu şekilde sıraladı: Grafik Ölçüm Yöntemi, Kritik Olay Yöntemi, Zorunlu Seçim Yöntemi, Tanımlayıcı Metin Tipi Değerlemeler, Kıyaslama Yöntemleri, Sıralama Yöntemi, Alternatif Sıralama Yöntemi, Adam Adama Kıyaslama Yöntemi, 360 Derece Değerleme Yöntemi.

Yazının devamı...

‘Hayata Birlikte Tutunalım’

11 Kasım 2021

2020 Avrupa Birliği projeleri başvuru döneminde Eskişehir AFAD koordinatörlüğünde hazırlanan ve 2021 yılı başında faaliyetlerine başlanan ‘Hayata Birlikte Tutunalım’ projesinin ilk ulus ötesi toplantısı Eskişehir’de gerçekleştirildi. Proje, yaşamsal fonksiyonlarını tıbbi cihazlara bağlı olarak devam ettiren bireyler için afetlerde ve acil durumlarda alınması gereken önlemlere yönelik önemli bir eğitimi kapsıyor.

Projedeki yürütücülerinden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Bora Çarman, hasta ve hasta yakınları için hayati bir değere sahip olan projenin, dünyada bu alanda yapılmış ilk örneği olduğunun altını çizdi.

‘Hayata Birlikte Tutunalım’ (Let's Hold on to Life Together) projesi, Avrupa Birliği Erasmus + Programı Mesleki Eğitim Stratejik Ortaklıklar (KA202) kapsamında desteklenerek hayata geçirildi. 2020 yılı sonunda hibe almaya hak kazanan proje, pandemi nedeniyle online devam eden çalışmalarına, Eskişehir’de yüz yüze toplantılar ile devam etti.


Yatağa bağımlı olan ve yaşamsal fonksiyonlarını tıbbi cihazlara bağlı olarak devam ettiren bireylere yönelik olarak dünyada ilk kez hayata geçirilen proje; Eskişehir AFAD, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SMA Hastalığı ile Mücadele Derneği, Pompiers de l’Urgence Internationale (PUI), Asociacion de Investigacion de la Industria del Juguete (AIJU) ve The Latvian Umbrella Body For Disability Organisation (SUSTENTO) kuruluşlarının ortaklığı ile yürütülüyor.

AFET VE ACİL DURUMLARDA UYGULANMASI GEREKEN HUSUSLAR İNCELENDİ

Eskişehir İl AFAD Müdürü Recep Bayar ilki Eskişehir’de gerçekleştirilen toplantılarda, proje ortaklarının katılımı ve katkılarıyla önemli başlıkların ele alındığını ifade etti. 26-27-28 Ekim 2021 tarihlerinde düzenlenen toplantılarda; SMA Tip-1 hastalığına sahip veya diğer nedenlerle başta solunum cihazı ve diğer yaşamsal cihazlara bağlı olarak hayatını devam ettirmek zorunda kalan bireylere yönelik afet ve acil durumlarda uygulanması gereken hususlar incelendi.

Bu kapsamda proje ile;

Yazının devamı...

Diyaliz ve iş hayatı

25 Haziran 2021

Pandemi ve mobil yaşamla birlikte, sağlıkta tedavi biçimleri de değişiklik gösteriyor. Böbrek hastalıklarında diyaliz tedavisinin önemine değinen Doç. Dr. Ayça İnci, aktif iş yaşamına devam edenler için periton diyalizi konusunu anlattı.

Türk Nefroloji Derneği’nin 2019 tarihli Ulusal Böbrek Kayıt Sistemi verilerine göre ülkemizde son dönem böbrek hastası olup böbrek yerine koyma tedavisi alan hasta sayısı yaklaşık 84.000’dir. Böbrek yerine koyma tedavileri; hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek naklidir. Ülkemizde bu tedaviler arasında periton diyalizi oranı ise yaklaşık %4 kadardır.

Günümüzde kronik böbrek rahatsızlığına yol açan en önemli iki hastalığın diyabet ve hipertansiyon olduğuna dikkat çeken Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ayça İnci, “İyi kontrol edilmeyen diyabet ve hipertansiyon, böbreğin yapısını bozarak kronik böbrek hastalığına neden olmaktadır. Bu nedenle diyabet ve hipertansiyonu olan hastaların böbrek hastalığı gelişimi açısından takibi çok önemlidir. Böbrek hastalığı gelişimi için diğer risk faktörleri ise; obezite, böbrek taşı öyküsü, kalp-damar hastalıkları, sigara içmek, ailede böbrek hastalığı öyküsü, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve tüm vücudu etkileyebilen romatizmal hastalıklardır.” diye konuştu.

Kimler periton diyalizi tedavisi görebilir?

Kronik böbrek hastaları artık son evreye geldiklerinde böbrek yerine koyma tedavilerinin hastalara anlatılarak, hastanın tıbbi durumu, sosyal yaşantısı göz önüne alınarak hasta ile birlikte karar verildiğini ifade eden Doç. Dr. Ayça İnci şöyle devam etti: “Böbrek nakli bu tedaviler arasında hastalarımız için en çok istediğimiz seçenektir. Ancak kadavradan nakil oranları halen çok düşük. Ülkemizde canlı vericisi olmayan bir hasta kadavra bekleme listesine alınarak, hemodiyaliz veya periton diyalizine başlamaktadır. Periton diyalizi için ideal adaylar; zihinsel işlevleri korunmuş, görme yetisi yeterli, batın cerrahisi geçirmemiş, yaşadığı evde periton diyalizi için uygun ortamı olan hastalardır. Ancak günümüzde cerrahi tekniklerin gelişmesiyle beraber kateter koyulması sırasında yapılan müdahalelerle batın cerrahisi geçirmiş bir hastaya da periton diyalizi yapabilmektedir. Periton diyalizinin tercih edilmemesi gereken durumlar ise şöyledir; aktif inflamatuar bağırsak hastalığı, akut divertikülit, akut iskemik bağırsak hastalığı, karın içi apseler ve ciddi psikolojik hastalıkları olan hastalardır.”

Periton diyalizinin son dönem böbrek hastalarında etkin bir tedavi olmasının yanı sıra birçok avantajı olan bir yöntem olduğunun altını çizen İnci, “Hemodiyaliz tedavisine göre periton diyalizi tedavisi; kendi tedavisinde söz sahibi olmak isteyen, daha özgür bir hayat sürmek isteyen, teknik olarak maliyeti ve zahmeti daha az, bir tedavi merkezine bağlı kalınmayan hastane kaynaklı enfeksiyon oranlarının düşük olduğu bir tedavi şeklidir.” açıklamasında bulundu.

Periton diyaliz hastalarında hemodiyaliz hastalarına göre nakledilen böbreğin daha erken dönemde çalışmaya başladığının gözlemlendiğini ifade eden İnci, “Aynı zamanda kalan böbrek işlevleri yani idrar çıkışları daha uzun süre devam eden periton diyaliz hastaları için bu da nakil sonrasında bir avantajdır. Periton diyalizi yaşam kalitesini artırmak dışında hastanın hayata katılmasını sağlayan önemli bir tedavi yöntemidir. Aktif iş hayatına devam etmek isteyen hastalar çoğunlukla periton diyalizini tercih ediyorlar.” diye konuştu.

Periton diyalizi hakkında doğru bilinen yanlışlar olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça İnci sözlerini şöyle sürdürdü: “Periton diyalizi; karın boşluğuna yerleştirilen ince yumuşak bir kateterle karın içine belirli miktarlarda solüsyonlar doldurularak karın zarı aracılığıyla yapılmaktadır.

Yazının devamı...

Kovid-19 hastalarında öksürük tedavisi

4 Şubat 2021

Koronavirüs karşısında zamanın doğru yönetilmesi açısından semptomatik tedavilerin çok önemli olduğunu vurgulayan Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, “Sürekli öksürmeden dolayı insanlar normal yaşam düzenlerini kaybedebiliyor, bu da hem uykusuzluğa hem de vücut direncinin düşmesine sebep olabiliyor.” dedi. Cander, bu durumun en erken şekilde kontrol altına alınıp tedavi edilmesinin hastalığın seyri açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, koronavirüs hastalarında öksürüğün tedavisine yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

İlk günden itibaren koronavirüs hastalığının en önemli belirtilerinin başında kuru öksürüğün geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Başar Cander, viral enfeksiyonlarda, kuru ve sık sık şeklinde öksürükler gördüklerini belirtti ve öksürüklerin etkilerine dikkat çekti.

Koronavirüs karşısında en önemli savunma mekanizmamız, vücut direncimiz

Koronavirüs vakalarının hastalık seyrinde en önemli noktanın vücut direnci olduğunun altını çizen Prof. Dr. Başar Cander, “Koronavirüs karşısında vücut direncinin güçlü olması çok büyük önem arz ediyor. Çünkü siz farkında bile olmadan bir şekilde virüse muhatap kalmış olabiliyorsunuz. Vücudunuzun o virüsü yenebilmesi için vücut savunma mekanizmasının güçlü olması lazım. Güçlü vücut sistemini sağlayacak şeylerin başında ise düzenli hayat, uyku düzeni, sağlıklı beslenme ve spor yapmak geliyor.” şeklinde konuştu.

Kronik ve ciddi rahatsızlıklar (kalp ve böbrek hastalıkları vb.) geçiren hastaların vücut dirençlerinin zayıf olmasından dolayı bu savaştan galip ayrılmasının zorlaştığını ifade eden Prof. Dr. Başar Cander, “Akşam öksüren ve uyku düzeni bozulan birisinin vücut direnci düşebiliyor. Öksürük gece sık sık yaşanıyor ve öksürüğü kontrol altına alamıyorsanız bu durum koronavirüs gibi viral hastalıklarda çok büyük problemler yaratıyor. Eğer ciddi rahatsızlıklar yaşamış biriyseniz vücut direnciniz düşmeden bunu tedaviyle birlikte kontrol altına almanız gerekiyor.” dedi.

Koronavirüsün daha çok ağız ve burun yoluyla damlacık enfeksiyonuyla bulaşan bir hastalık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Başar Cander, “Pozitif olan birisi virüsü sizin yüzünüze doğru ya da uzaktan öksürürse bu sizin virüse maruz kalma oranınızı artırabilir.” şeklinde konuştu.

Koronavirüs hastalarında öksürüğün kontrol altına alınmasının önemli bir tedavi metodu olarak karşımıza çıktığını ifade eden Prof. Dr. Başar Cander, “Koronavirüste genel olarak semptomların başlama süreci farklılıklar gösterebiliyor. Çok başka semptomlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Koronavirüste diğer virüslerden farklı olarak koku ve tat alma kaybıyla ilgili farklılarla da karşılaşabiliyoruz. Ateşli olan dönemi takiben öksürüğün 1-2 günlük süreç içerisinde ortaya çıktığını görüyoruz. Öksürüğün belirginleştiğine ve giderek arttığına şahit oluyoruz. Çoğu zaman hastalarımız iyileşiyor ve hastalığın getirdiği diğer problemler de tamamen düzelmiş oluyor. Hastalığın çoğunu atlatmış olsa bile öksürük daha uzun süre devam edebiliyor. Çünkü öksürük geç iyileşen bir mekanizma olabiliyor. Çevremizden de gözlemlediğimiz kadarıyla, koronavirüs sürecinde hastalar öksürüğü kendilerini çok rahatsız eden bir semptom olarak ifade ediyor.”

Yazının devamı...

EVİM sektörüne özel yazılım

4 Ocak 2021

Faizsiz ev ve araba sahibi yapan sektör her geçen gün büyüyor. Son üç yıl içinde şirket sayısı 20'yi geçerken EVİM sektörüne özel olarak geliştirilmiş yazılım kiralama modeliyle dikkatleri üzerine çekiyor.

10 yılı aşkın sektör tecrübesiyle ARGE 24 Teknoloji A.Ş., Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finans Sistemi (TDFFS) sektörüne özel geliştirilmiş Tasarruf 24 yazılımının en güncel versiyonunu piyasaya sürdü.

Başka hiçbir yazılıma gerek duymadan verileri hızlı ve güvenilir bir şekilde işleyebilen yazılım, kiralama modeliyle hizmete sunuluyor.

ARGE 24 Teknoloji A.Ş. CEO’su Harun Taşdelen sektöre özel açıklamalarda bulunarak, “Ekim ayında seferlere başlayan Avrupa Yakası’nın ilk sürücüsüz metro hattı olan Mecidiyeköy – Mahmutbey seferinin Telsiz İletişim Yazılımını tamamlandıktan sonra 10 yılı aşkın hizmet verdiğimiz Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finans Sistemi (TDFFS) bir diğer adıyla EVİM sektörüne özel geliştirdiğimiz Tasarruf 24 yazılımının en güncel versiyonunu piyasaya sürmemizin gururunu ve sevincini yaşıyoruz. Sektöre özel olarak Tasarruf 24 yazılımının kiralama modelini başlatarak, firmaların yüklü kurulum maliyetlerinden kurtulup, ihtiyaçları doğrultusunda kullanıcı bazlı Tasarruf 24 yazılımına sahip olabilmelerini amaçlıyoruz. Detaylı bilgi almak isteyenler tasarruf24.com.tr sitemizden demo talebinde bulunabilirler.” dedi.

Tasarruf 24 Nedir?

Tasarruf 24,Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finans Sistemi (TDFFS) sektörüne yönelik satış pazarlama, operasyon, finans yapılarını akıllı kampanya ve hesaplama sistemleri ile sektör firmalarına özel çözümler üretmektedir.

Tasarruf 24 Özellikleri

Arge 24 Teknoloji A.Ş. olarak sektöre özel çözümlerimizle Tasarruf 24 içerisinde bulunan modüler yapısı ve isteğe bağlı geliştirilen özelliklerle, satış, operasyon ve tüm süreçlerin en verimli şekilde yönetilmesine olanak sağlamaktadır. Yazılımı öne çıkaran bazı işlevler;

Yazının devamı...

Koah idrar kaçırmayı artırıyor

23 Kasım 2020

20 Kasım Dünya KOAH Günü’ne özel açıklamalarda bulunan Kontinans Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, yapılan çalışmalarda kadınlarda ve erkeklerde, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile idrar kaçırma arasında net bir ilişki gösterildiğinin altını çizdi. Kilo problemi olan KOAH hastalarının zayıflamasının idrar kaçırma şiddetini azalttığına dikkat çeken Prof. Dr. Tufan Tarcan, uzun yıllar KOAH hastalığına maruz kalmanın da idrar kaçırma riskini artırdığının altını çizdi.

Kontinans Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, 20 Kasım Dünya KOAH Günü’nde kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve idrar kaçırma arasındaki ilişkiye yönelik açıklamalarda bulundu.

Erişkinlerde en sık görülen idrar kaçırma tipinin, stres idrar kaçırma ve sıkışma idrar kaçırma olduğunu belirten Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Stres idrar kaçırma, karın içi basıncın ani artışıyla örneğin öksürük, hapşırma ya da hareketle olan idrar kaçırmadır. Sıkışma tipi idrar kaçırma ise; tamamen mesane kasının istemsiz kasılmasına bağlı olarak ortaya çıkan idrar kaçırmadır. İlk zamanlar KOAH hastalığına bağlı görülen bu idrar kaçırmanın hep stres idrar kaçırma olduğu ve yalnız kadınları etkilediği düşünülürdü. Halbuki bugün bunun böyle olmadığını biliyoruz. KOAH hastalığı hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırma olasılığını artırıyor.” dedi.

Bütün dünyada yapılan çalışmalarda kadınlarda ve erkeklerde, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile idrar kaçırma arasında net bir ilişki gösterildiğinin altını çizen Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Yaş ilerledikçe bu oran daha da artıyor. Dolayısıyla uzun yıllar KOAH hastalığına maruz kalmanın idrar kaçırma riskini daha da artırdığını biliyoruz.” diye konuştu.

KOAH hastalığında fazla kiloları vermek idrar kaçırma şiddetini azaltıyor

KOAH hastalarında uzun dönemde karın içi basıncının artışının hem pelvik taban hem de mesane kası üzerinde zararlı etkileri olduğunu ve sfinkter yapısını bozabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Tufan Tarcan, “İdrar yapma, idrar tutma sağlığını koruyabilmek için KOAH hastalığının tedavisi çok önemli. Hem KOAH hem de idrar kaçırma probleminiz varsa ilk yapılacak işlem KOAH hastalığının tedavisi. KOAH hastalığının tedavisinde gelinen son noktaya varıldığında ondan sonra idrar kaçırmanın tipine göre tedaviler değerlendirilmeli. Aşırı kilo (obezite) gibi başka sorunlar varsa onlar da çözülmeli. Kilo vermek idrar kaçırma şiddetini azaltıyor. Kilolu KOAH hastalarımıza idrar kaçırma tedavisi açısından da mutlaka kilo vermelerini tavsiye ediyoruz. Sigara içiyorsa onun da bırakılması önemli.” dedi.

KOAH hastalığının tedavi edildiğinde ya da biraz kontrol altına alındığında idrar kaçırmanın hem stres hem de sıkışma tipi kaçırmanın buna çok iyi cevap vererek azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Tufan Tarcan, “İdrar kaçırma tedavisinde asıl hedef; KOAH hastalığının tedavisi olmalı. KOAH hastalığı bir noktaya kadar ya da yeteri kadar tedavi edilmezse, ondan sonra asıl idrar kaçırmaya yönelik cerrahi ve medikal tedaviler denenmeli. KOAH hastalığında, bu hastalığın semptomlarının tedavisi çoğu zaman her iki tür idrar kaçırmanın da tedavisi anlamına geliyor. Kökten tedavi süreci planlanana kadar hijyenik sorunların ortaya çıkmaması için hijyenik mesane pedi kullanılmalıdır.” diye konuştu.

KOAH hastası idrar kaçırıyorsa göğüs hastalıkları ve üroloji uzmanı tedaviyi birlikte planlamalı

Yazının devamı...